
Skandallarla dolu bir haftayı daha geride bıraktık. Şampiyonluk yarışını net olarak etkileyecek hakem hataları her zamanki gibi gündemin odağındaydı. Beşiktaş-Galatasaray derbisi yine tarihe skandal ötesi hakem hatalarıyla kayıtlara geçti.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun ligi oynatmasına gerek kalmadan, “Sakın Haa” görüşmesiyle yalıda yapılan anlaşmanın artık yüzde yüz teyidiyle kupayı Galatasaray’a vermesi daha etik olacaktır. En azından her hafta futbolseverlere tiyatro izletmezler. Sürekli Türk futbolunun marka değeri zırvalığını yapanların bugün Galatasaray’ı şampiyon yapmak için şekilden şekle girmelerini hayretle ve ibretle izliyoruz.
Kırmızı kartların buhar olduğu operasyon gecesi
Futbolseverleri çok fazla detayla boğmamak adına kısaca şunu belirteyim ki zaten tüm Türkiye, Beşiktaş’ın lime lime doğrandığı, dibine kadar hakkının gasp edildiği, Galatasaray’ın ise haddinden fazla korunup kollandığı rezil derbiyi izlemeye maruz bırakıldı. Futbolun doğasında, hayatın doğal akışında hata illaki vardır; ancak aynı maç içerisinde sistematik biçimde tek tarafa işleyen hataları biz artık “hata” olarak değil “şike” olarak nitelendiriyoruz.
Bu hakem yönetimleriyle Galatasaray 20 yıl üst üste bile şampiyon olur. Yapılan bunca haksızlığa karşı hukuki bir müdahale ve yaptırım olmadıkça, “Adil Rekabet” sağlanmadıkça bu lig Galatasaray’ın Süper Ligi maalesef…
Pozisyonlar tek tek incelendiğinde tablo daha da çarpıcı. Futbol otoritelerinin büyük bölümünün “en az üç, hatta dört kırmızı kart” olarak değerlendirdiği müdahaleler bir şekilde görmezden gelindi. Kuralların açık olduğu pozisyonlarda kart çıkmaması, VAR’ın devreye girmemesi sahada adil rekabet ilkesini ortadan kaldırdı. Normal şartlarda Galatasaray’ın maçı 7-8 kişiyle bitirme ihtimali konuşulurken, karşılaşmayı 10 kişi tamamlaması bile başlı başına ayrı bir skandal!
Önemli bir detayı es geçmeyelim: Okan Buruk’un maçtan sonra hakemden şikâyet etmesi inanılmaz skandal bir durum! Galatasaray’ın 4 kırmızıyla bitirmesi gereken maçı bir kırmızı kartla bitirmesi ayrı bir skandalken hem de! Bu kadar pervasız, bu kadar hakkaniyetten uzak olmaları, ahlaken bu camianın yozlaşmada geldiği son nokta olsa gerek.
Şampiyonluk mücadelesine TFF ve MHK’dan net müdahale!
Süper Lig’in sonuna yaklaştığımız dönemde, bitime 9 hafta kala oynanan derbide verilen ve verilmeyen kararlar sadece bir maçın kaderini, emekleri değil; yüzde yüz şampiyonluk yarışının dengesini tamamen değiştirdi. Türk futbolunu dizayn edenler bunu artık aleni olarak, kör göze parmak sokar gibi yapıyor; üstüne ne TFF’den ne de MHK’dan bir açıklama bile yok. Haftalardır Galatasaray’ın net bir şekilde kollanmasını sadece tesadüflerle açıklamaya çalışmak büyük aptallık olurdu.
Türkiye Süper Ligi’nde adil rekabetin meşruiyeti artık tartışılır halde değil; maalesef kalmadı. Benim TFF’ye acizane tavsiyem: Biz tiyatro izlemekten bıktık, bari önceki üç yılda nasıl hak etmediyse yine hak etmediği halde kupayı Galatasaray’a verin, bitsin bu rezillik! Türk futbolunu yönetenlerin dertlerinin Türk futbolu olmadığını anlayalı çoook uzun zaman oldu.
Kadıköy’de operasyonu bozan inanılmaz geri dönüş!
Hafta sonu yani pazar günü öyle bir maç vardı ki; şampiyonluk yarışında olan rakibine bir gün önce altın tepside üç puan hediye edilmiş, aşırı stresli ve gergin, bir o kadar da inanılmaz duygusal bir gece yaşandı. Maçın başında Fenerbahçe geriye düştü, sonra beraberlik geldi; akabinde yine geriye düşmesi ve bunun 89. dakikaya kadar sürmesi taraftarın yüreklerini ağızlara getirdi. Şahsen izlerken tüm umutlarım bitti derken adeta bir mucize gerçekleşti ve maçın 89. dakikasında Dorgeles Nene ile beraberlik golünü atan Fenerbahçe, 90+5’te Sıdıki Cherif'in golüyle 3-2 öne geçerek sahadan altın değerinde ama altın tepside sunulmayan bir üç puan aldı.
Kadıköy’de yine TFF’ye, MHK’ya ve hakemlere rağmen savaşan; kanının son damlasına kadar mücadele eden, üstüne üstlük maçı kazanmaya çalışan bir Fenerbahçe vardı. Önemli futbolcularının sakatlıklarla boğuşmasına rağmen bütün bu zorluklara göğüs geren, namağlup şekilde yoluna devam eden ve şampiyonluk umutlarını diri tutan bir Fenerbahçe… Sanki bu takımın kötü oynayarak maç kazanmaya hiç hakkı yokmuş gibi, en ufak fırsatı bile değerlendirmeye çalışan art niyetli hakemlere rağmen kazanan bir Fenerbahçe vardı.
Maalesef her hafta hakemleri konuşmaktan bıktık. Hata kisvesi altında inanılmaz organize işler yapan, arka planda ligi dizayn edenlere karşı elimizden bir şey gelmiyor. Her hafta bu rezillikleri katlayarak bize izletiyorlar.
Bakın şunu net olarak görmemiz gerekiyor: Bu normal bir durum değil. Fenerbahçe’nin galibiyet golünden sonra hakem Oğuzhan Çakır’ın eli ayağı birbirine o kadar dolaştı ki telaşı halinden belli oluyordu. Aldığı talimat sanırım Fenerbahçe’nin puan kaybetmesi üzerineydi. Çünkü 90 dakikaya 5 dakika uzatma vermesine rağmen maçı 90+13’te bitirmesi bu telaşın sebebini özetliyor gibi.
Fenerbahçe öyle bir camia ki; hakkıyla şampiyonluk yarışı verirken bu kadar zulme maruz kalması, üstelik bir spor kulübü olarak tüm branşlarda ülkemize inanılmaz hizmetler ederken bu eziyetlerin katlanarak devam etmesi, inanın akılla izah edilebilir bir durum değil!
Malum camiayı kollamak, şampiyon yapmak için ahlaki ve vicdani değerlerini satanları; Fenerbahçe’yi şampiyonluktan etmek için kanının son damlasına kadar düşmanlık eden kim varsa, hakeminden yöneticisine kadar hepsini Allah’ın adaletine havale ediyorum. Kimse yaşattığını yaşamadan ölmez.
Bu ligi dizayn ederek hak yemekten vazgeçin!
Türk milletinin değerlerine ihanet etmeyin!
Bizler şerefi, haysiyeti ve onuru için yaşayan bir milletiz.
Artık bu değerlerimizi ayaklar altına almaktan vazgeçin!
Sevgilerimle…




Öncelikle emeğine yüreğine sağlık Üstat.
Kaleminin mürekkebi hiç bitmesin.
Ama guendouzi bilerek sarı kart gormesi adaleti ve ayrımcılığı göstermek için. Azcık bu konu hakkında yazı beklemiştim.