
Yazı yazma sürecim şöyle ilerliyor. Hafta içi bir konuya takılmış isem o konu hakkında görüşlerimi yazma fikrim süreci ele alarak kafamın içerisinde filizlenen fikri yeşertip büyütüyor. Bilgisayar başına oturup yazmaya başladığımda da kelimeler kendiliğinden dökülüyor. Finalde AI asistanımdan redakte etmesi noktasında destek alıyorum. Ayrıca yorum da yapıyor. Aldığım yorumlarda genelde aktarmaya çalıştığım fikir hakkında değerli kazanımlar elde ettiğimi düşünüyorum. Farklı bakış açıları oluşturuyor bende.
Bir de o hafta ne yazsam diye düşünüyor ve karar verememiş isem, yine AI asistanımdan aldığım destek bu sefer ne yazabilirim oluyor. Bu hafta da öyle bir hafta oldu. Aldığım fikirleri paylaşacağım lakin ilginç olan bir durumda bir iki konu benim arkadaşlarım ile sohbetlerim sırasında bahsi geçen ve fikir alışverişi yaptığımız konular olması. Burada telefonlar tarafından dinleniyoruz ya da takip ediliyoruz demek istemiyorum. Bence böyle bir durum zaten var. Burada durum şöyle farklı olabilir, ya yazdıklarımdan esinlenerek beni en az benim kadar tanımaya başlıyor ya gerçekten bazı sohbetlerimizi takip etmesinden dolayı bize geri besleme yapıyor ya da bu sadece bir tesadüf.
Gelelim neler önerdiğine; detaylarına girmiyorum önümüzdeki dönemde bu konularda yazılar paylaşarak görüşlerimi paylaşabilirim.
- Mülkiyetsizlik Çağı: "Sahip Olma" Devrinin Kapanışı
- Cevapların Ucuzladığı Çağda "Soru Sormanın" Değeri
- Görünmez Sözleşmeler: Veri Karşılığı "Ücretsiz" Hayat
- Dijital Mahkemeler ve "İptal Kültürü" (Cancel Culture)
Bugün 4. Madde üzerinde durmak istiyorum.
Günümüzde MAHALLE BASKISInın evrim geçirmiş hali SOSYAL MEDYA.
Arama motorunda mahalle baskısı kavramına baktığımızda,
Kavramın Kökeni
Bu terim, Türk sosyolojisine ilk kez 2007 yılında ünlü sosyolog Prof. Dr. Şerif Mardin tarafından kazandırıldı. Kavram, geleneksel mahalle yapısındaki sıkı toplumsal kontrolün, modern ve kentli toplumlarda da farklı gruplar (muhafazakar, seküler vb.) arasında örtülü bir baskı mekanizması olarak varlığını sürdürmesini ifade eder.
şeklinde bir detay ile karşılaştım.
Olayı basite indirgediğimizde mahallede gelişen olayları hayal edelim. Evinin penceresinden aşağıda yaşanan tartışmalara kendi fikrini beyan eden kişileri düşünelim. İşler istediği gibi gitmediğinde ya da farklı sebeplerle penceresini kapattığında olay onun için kapanmış iken aşağıda tartışma onun da katkısı ile bambaşka bir boyuta geçmiş de olabiliyor. Bu bazen olumlu sonuçlanabilirken bazen de maalesef olumsuz şekillerde de sonuçlanabilmiştir. Ama fikri atan ablamız / abimiz olaydan hiç etkilenmemiştir. Yaptığı çıkış ile kişisel tatminini gerçekleştirmiş, yargı dağıtmış, ahkam kesmiş, bazen haklı olmuş taraf kazanmış vb. durumlar ile liste uzayıp gidebilir. Kendi iç huzuru ona şöyle demektedir, “Sosyal bir soruna parmak bastın çözüm sürecinde yer aldın.”
Peki, bu durum günümüzde nasıl oluyor? Bence sosyal medya mecraları bu konudaki pencereler, yorum yapanları da olaya müdahale eden mahallemizin abla ve abileri olarak tanımlıyorum. Lakin sanal dünyada sayısal nüfus ciddi bir farklılık hatta farkındalık oluşturabiliyor.
Ayrıca dikkat çekmek istediğim bir husus da sistemde insan eli ile oluşturulmuş sahte(fake) hesaplar ve sistem tarafından oluşturulan bot hesap (sahte hesap) enflasyonu. Bu durumda hesap miktarına bağlı olarak gücü elinde bulundurana manipüle etme imkanı da vermektedir. Dolayısıyla tartışma, saniyeler içinde rasyonel merkezinden kayarak profesyonel bir "dijital giyotine" evrilebilir.
Sokaktaki tartışmada pencere kapandığında hasar nasıl sokaktakilere kalıyorsa, dijital dünyada da hedef alınan (iptal edilen) kişinin hayatı, itibarı ve psikolojisi yerle yeksan olur. O sırada klavye başındaki sanal mahalleli ise çoktan hesabından çıkış yapmış, yargısız infazını tamamlamanın o sahte kibriyle kahvesini yudumlamaya geçmiştir. Ki yaşananlar mahallelinin unutma süresi kadar hatırlanırken diğer tarafta artık uzun süre silinmeyecek dijital izler de bırakılmıştır. Diğer taraftan mahallede en azından yüz yüze bakmanın getirdiği bir utanma duygusu veya sınır varken bugünün sosyal medyasında ne bir sınır, ne bir savunma hakkı ne de bir utanç var; sadece ellerinde telefonlarıyla yorum yapmayı bekleyen görünmezler var. Klavye şövalyeleri.
Yazıyı yazdıkça konu uzuyor her aklıma geleni yazmak istiyorum. Uzmanları daha iyi bilir ama bu durum ciddi bir sosyolojik travma gibi geliyor bana. Hiçbir yerde fikri sorulmamış, kendini ifade etme şansı ya da özgüveni bulamayan kişiler ekran arkasından çok rahat yazabilmekte. Bu durum bile bir yazı konusu.
Neyse, çok uzatmayayım. 😊
Belki ben de bu şekilde yazarak klavye şövalyeliği yapıyorumdur. 😊
Sevgi ile kalın…




O kadar güzel yazmışsınız ki düşünüp de kelimelere dökemediğim bir çok şeyi yazınızda belirtmişsiniz teşekkür ederim