
Geçtiğimiz günlerde bir kaynağım bana ulaştı. “Selam Yiğit abi” diye başlayan mesaj, saatler süren bir görüşme haline geldi. Kaynağım, sosyal içerik üreticisi muafiyetinin Türkiye’de nasıl sistematik bir biçimde suistimal edildiğini iddia ederek, süreci adım adım örneklerle anlattı.
Ben de bu yazıda, tamamen onun aktardıklarını, hiçbir ekleme ya da yorum yapmadan sizlere sunuyorum. Çünkü anlatılanlar, milyarlarca liralık gelirin yasal bir teşvik mekanizması üzerinden nasıl dolaştırıldığını öne süren bir tablo ortaya koyuyor.
Cumhuriyet savcılarının dikkatine!
Gelir Vergisi Kanunu’nun ilgili maddesiyle getirilen “sosyal içerik üreticisi muafiyeti” temelde şöyle işliyor: YouTube, TikTok, Instagram ve Twitch gibi platformlardan reklam, sponsorluk ve ürün tanıtımı yoluyla gelir elde eden kişiler, belirli şartları sağladığında bu kazançlarını Türkiye’deki bir bankada özellikle Ziraat Bankası’nın açtığı “Sosyal İçerik Üreticisi Hesabı”nda topluyor. Banka, hesaba gelen her tutar üzerinden otomatik olarak %15 gelir vergisi kesintisi yapıyor ve kalan tutarı hesap sahibine aktarıyor. Düzenlemenin amacı, içerik üreticilerini teşvik etmek. Kaynağım ise sistemin teoride faydalı olduğunu, ancak uygulamada çoğu kişinin kötüye kullandığını iddia ediyor.
Uygulamada süreç bir başvuruyla başlıyor ve ardından özel hesap açılıyor. Özellikle Trendyol üzerinden çalışanlar için ayrı bir mekanizma bulunduğu belirtiliyor. Trendyol’da “içerik üreticisi reklam paylaşımı” hesabı açabilmek için platformun belirlediği bazı şartlar var. Kaynağıma göre en kritik eşiklerden biri 30 bin takipçi. Bu şart sağlandığında hesap onaylanıyor. Paylaşılan linklerden elde edilen gelirler önce platform hesabına, ardından Ziraat Bankası’ndaki muafiyet hesabına aktarılıyor ve %15 kesinti otomatik olarak uygulanıyor.
Kaynağın dikkat çektiği asıl nokta ise muafiyet limitine ulaşıldığında yaşandığı iddia edilen yöntemler. Yıllık üst sınır (yaklaşık 1 milyon 900 bin TL, her yıl güncelleniyor) dolduğunda bazı fenomenlerin yeni hesaplar devreye soktuğunu öne sürüyor. Buna göre eş, dost veya akrabalar adına yeni muafiyet hesapları açılıyor ve marka linkleri bu hesaplar üzerinden paylaştırılıyor. Böylece gelir farklı kişiler üzerinden tahsil edilerek limitin bölündüğü iddia ediliyor. Bunu yapan en bilinen ismi sorduğumda ise D.P. olduğunu söyledi. Kaynak bu durumu, “Eş, dost ve akrabalarının muafiyet hesaplarının linkini paylaşıyorlar. Yani dolması gereken tutarı doldurmadan başkasının hesap linkini kullanıyorlar” dedi.
İddialar bununla da sınırlı değil. Kaynağım bazı ajansların sürece dahil olduğunu, işi resmen otomasyona dönüştürerek sosyal medya sayfalarını satın alıp büyüttüklerini, gerekli şartları sağlatarak hesapları onaylattıklarını ve ardından bu hesapları fenomenlere adeta “kiraladıklarını” öne sürüyor. Bu modelde fenomen kendi hesabı yerine ajansın sağladığı linkleri paylaşıyor ve birden fazla muafiyet hesabından gelir elde etmiş oluyor. Ajansların sayfaları repost yöntemleriyle büyüterek onay süreçlerini hızlandırdığı da iddialar arasında.
Sohbet sırasında kendisine neden doğrudan adli makamlara başvurmadığını sorduğumda ise, bu sistemi anlayacak bir süreç yürütülmeyeceğini düşündüğünü, daha önce denediğini ama yaşça büyük bir Savcının anlamlandıramadığını belirterek gazetecilerin araştırması gerektiğini söyledi.
Kaynağıma göre bazı ajanslar, başvuru yapabilecek kişilere belirli bir ücret karşılığında hesaplarını devralma teklifinde bulunuyor. Ajans bu hesapları başka fenomenlere kullandırıyor. Bireysel modelde ise fenomenlerin, takipçi şartını sağlayan kişiler üzerinden başvuru yaptırarak onaylanan hesapların reklam linklerini kendi sayfalarında paylaştığı iddia ediliyor.
Anlatılanlara göre mesele, tek bir kişinin bireysel suistimalinden ziyade fenomenler, ajanslar, kiralık hesaplar ve aile üyeleri üzerinden çoğaltılan muafiyet limitlerinden oluşan daha geniş bir yapıya işaret ediyor. Dijital dünyanın en hızlı büyüyen gelir alanlarından biri olan sosyal içerik üretimi, aynı zamanda denetim açısından en tartışmalı alanlardan biri haline gelmiş olabilir. Bu işi araştırmaya devam edeceğim..




Savcıya gittim anlayamadı demiş adam, gazeteci tane tane izah etmiş, açık seçik anlatmış.
Niye bunu haber yapıp devletin bankasının adını karıştırdın diye Yiğit’i gözaltına almazlar umarım.