
Sayın spor bakanı Osman Aşkın Bak’ın en temel sorumluluğu ‘TARAFSIZLIK’ iken yaptığı açıklamaları, en önemlisi kendinden geçercesine “Şampiyon Cimbom” diye bağırması, siyaset tarafından kamuoyunda Galatasaray’a verilen imtiyazların ilanı gibiydi...
Bir spor bakanı, en sert rekabetin yaşandığı futbolda, özellikle böylesine kritik bir derbi öncesinde mikrofon karşısına geçiyorsa; kullandığı her kelimenin, ses tonunun ve beden dilinin nasıl yorumlanacağını bilerek hareket etmek zorundadır.
Aksi hâlde tarafsızlık ilkesini zedeler. Bana göre bu açıklama, tarafsızlık çizgisinin açık bir ihlalidir ve böyle bir durumda istifa tartışması dahi kaçınılmaz hâle gelir.
Sporun en temel ilkesi tarafsızlıktır. Lakin böylesine kritik bir derbi öncesinde yapılan yönlendirici, baskı kokan açıklamalar, hakem kim olursa olsun üzerinde psikolojik baskı yaratır, yarattı da. Hakemin maç içinde verdiği kararlar, adil bir maç yönetiminden çok uzaktı.
Değinmeden geçmek istemediğim bir diğer konu ise bakanlığın kaynak ve yatırım dağılımındaki öncelik meselesidir. Türkiye’nin en büyük spor kulübü olan, olimpiyatlarda ülkemizi en fazla sporcuyla temsil eden ve birçok branşta uluslararası başarılar kazanan, al bayrağımızı başarılarıyla dalgalandıran Fenerbahçe’ye tesis anlamında yeterli destek verilmezken; Galatasaray gibi birçok branşta adı bile geçmeyen bir camiaya bu denli ciddi yatırımların yapılmasının çokta adil bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum.
Burada mesele Galatasaray’a yapılan yatırımı sorgulamak değil, önceliklendirme konusunda neden şeffaf ve adil davranılmadığını sorgulamak…
Tarafsız olması gereken kurumlar neden tarafsız değil?
Derbiden anekdotlar;
Fenerbahçe deplasmanda, derbiye oldukça iyi başladı. Maçın 13. dakikasında kazandığı penaltı fırsatıyla öne geçme şansı yakaladı. Ancak Talisca’nın kaçırdığı penaltı, maçın en net kırılma anıydı. O dakikadan sonra oyunun psikolojik üstünlüğü tamamen Galatasaray’a kaptırdı.
Oyun içinde birçok pozisyonda hakemin maç kontrolünü nasıl kaybettiğini, kart standardını koruyamadığını gördük. Bu durum, maçın adil yönetimden çok uzak olduğunu net gösterdi.
Özellikle de ikinci yarıda verilen tartışmalı penaltı ve kırmızı kart, maçın Galatasaray lehine 3-0 bitmesine zemin hazırladı.
Maçın en kritik anlarında hakem, verdiği ve vermediği kararlarla oyunun sürekli önüne geçti.
Psikolojik olarak orta hakem Yasin Kol’un birkaç gün önce medyada yapılan algılardan, manipülasyonlardan etkilendiğini kanıtlamış oldu. Yine tartışmaların odağında hakem kararlarının olması artık hiç şaşırtmıyor.
Galatasaray’ın bu ülkede bu denli kollanmasına rağmen hâlen ‘en mağdur takım’ hüviyetinde olması, “Adalet Mülkün Temelidir.” söylemiyle asla bağdaşmamaktadır.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun ve Merkez Hakem Kurulu’nun bu kadar skandal hatalar üzerine, bu kadar taraflı olmalarına rağmen hâlen görevlerine devam ediyor olması, Türk futbolundaki kokuşmuşluğun ve adaletsizliğin net ispatıdır.
Yıllardır kangren gibi olmaya devam eden bu kronik sorunların çözülmesini geçtim, sürekli sümen altı edilmesi, ülkemizde adalete olan inancı Türk futbolunda bitirmiştir.
Fenerbahçe’deki Hastalıklı Zihniyet!
Her sene benzer umutlarla başlanan sezonların, aynı hatalarla hüsranla sonuçlanması artık tesadüf değildir. Umutların yok olduğu, taraftarın çok fazla üzüldüğü ve güvenin tükendiği bir sezonun daha sonuna geldik.
Mevcut yönetimin varlığını bu saatten sonra sürdürmesi imkânsız; derhal seçim kararı almaları gerekiyor.
Başkanın ‘ne sabır ne süre’ dediği bir sezonda, özellikle devre arası transfer döneminde yapılan hatalar, sezonun kaderini doğrudan etkilemiştir.
Fenerbahçe’de kronikleşmiş bir yönetim sorunu var. Sekiz yıldır sürekli tekrar eden hatalar, teknik direktör istikrarsızlığı (14 hoca), kriz yönetimindeki zafiyet ve geç alınan kararlar mevcut başarısızlığın en önemli nedenidir…
Teknik direktör değişecekse zamanında değişmeliydi, transfer yapılacaksa doğru zamanda yapılmalıydı. Maalesef karar mekanizması iflas etmiş durumda.
Bu sadece sportif bir başarısızlık değil; aynı zamanda bir neslin umutlarının yok olmasıdır. Sürekli hayal kırıklığı yaşayan taraftarlar, artık net ve radikal kararlar beklemektedir.
Artık taraftar sabrını tüketmiş durumda.
Sevgiler…



