BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,9059 0,11%
EURO
53,4834 0,06%
GRAM ALTIN
6.697,10 0,14%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
111,46 0,47%
BITCOIN
73.484,00 -0,21%
GBP/TRY
61,8006 0,11%
EUR/USD
1,1646 -0,11%
BRENT
93,13 2,21%
ÇEYREK ALTIN
10.949,76 0,14%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
20 °

Şeytantepe: Bir cinayetin ötesinde, bir toplumsal ayna

hatice aksu yazdı

Sekiz yaşındaki bir çocuğun hayatının elinden alınması, bir toplumun hafızasında yalnızca bir “olay” olarak kalmaz; bir kırılma noktası olur. Diyarbakır’ın Tavşantepe köyünde Narin Güran’ın öldürülmesiyle yaşanan da tam olarak buydu. Ancak bugün geriye dönüp baktığımızda, bu trajedinin sadece bir cinayet olmadığını, aynı zamanda adalet, medya ve toplum üçgeninde derin bir sınav olduğunu görüyoruz.

“Şeytantepe” belgeseli, bu karanlık olayın yalnızca adli boyutunu değil, etrafında örülen karmaşık hikâyeyi de gözler önüne seriyor. Belgeselin en çarpıcı yanı, izleyiciyi kolay cevaplarla rahatlatmaması. Aksine, sorularla baş başa bırakıyor: Gerçekten adalet yerini buldu mu? Yoksa yalnızca bir karar mı verildi?

Mahkeme süreci, kamuoyunun “kim yaptı?” sorusuna hukuki bir yanıt sunmuş olabilir. Ancak dosyada yer alan çelişkiler, değişen ifadeler ve özellikle Nevzat Bahtiyar’ın rolü, olayın gri alanlarını ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, bu gri alanlar toplumda güvensizliği besleyen en önemli unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.
Belgeselde öne çıkan bir diğer mesele ise medya. Özellikle gündüz kuşağı programlarının olay üzerindeki etkisi, Türkiye’de uzun süredir tartışılan bir sorunu yeniden gündeme taşıyor: Reyting uğruna gerçekliğin eğilip bükülmesi. Henüz soruşturma sürerken ortaya atılan iddialar, çizilen senaryolar ve hedef gösterilen insanlar… Tüm bunlar yalnızca bilgi kirliliği yaratmadı; aynı zamanda bir köyü, bir topluluğu kolektif bir yargının içine hapsetti.

Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Medya, adaletin yardımcısı mı olmalı, yoksa kendi hikâyesini yazan bir güç mü? “Şeytantepe”, bu soruya doğrudan cevap vermiyor ama izleyiciye güçlü bir uyarı yapıyor: Gerçek, en çok bağıranın değil, en çok araştıranın yanında durur.

Belgeselin belki de en rahatsız edici tarafı, “hayalet” olarak tanımlanan figür üzerinden çizilen tablo. Sadece bir kişinin değil, bir sistemin görünmezliği söz konusu burada. İhmal, suskunluk ve belki de bilinçli körlük… Tüm bunlar birleştiğinde ortaya çıkan şey, tek bir faille açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapı.
Sonuç olarak, Narin Güran’ın hikâyesi bir son değil; aksine bir başlangıç olmalı. Daha şeffaf bir adalet sistemi, daha sorumlu bir medya anlayışı ve daha bilinçli bir toplum için bir dönüm noktası.
Çünkü bazı hikâyeler unutulmak için değil, ders alınmak için vardır. Ve “Şeytantepe”, tam olarak böyle bir hikâyeyi anlatıyor

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?