BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,9153 0,14%
EURO
53,4834 0,06%
GRAM ALTIN
6.659,57 -0,42%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
111,39 0,41%
BITCOIN
73.387,00 -0,34%
GBP/TRY
61,8475 0,19%
EUR/USD
1,1651 -0,07%
BRENT
93,01 2,07%
ÇEYREK ALTIN
10.888,40 -0,42%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
22 °

“Savaşın psikolojik cephesi: Fiziksel değil ama ruhsal olarak içindeyiz”

şenelkaraman

Amerika ve İsrail’in İran’a saldırması, İran’ın karşılık vermesi direkt bize fiziksel saldırı olmasa bile psikolojik olarak savaşın içindeyiz. Bir yerde savaş çıktığında kolektif hafıza devreye giriyor, temel güven duygusu zayıflıyor, belirsizlik artıyor. İnsan doğasının doğal tepkisi savunma refleksi devreye giriyor. Komplo teorileri sıranın veya asıl hedefin Türkiye olduğunun söylenmesi, çatışmanın bize sıçrama olasılığı, ekonomiye yansımaları, izlenen görüntüler, bilgi kirliliği gibi bir çok etken kaygı mekanizmamızı harekete geçiriyor. Geçmişte yaşadığımız savaş, terör, ekonomik kriz deneyimleri bu olayla yeniden tetikleniyor. Yaşadığımız bölgede hiçbir zaman huzur ve barış olmadı. Bu coğrafya medeniyetin beşiği olduğu kadar travmaların da hafızasını taşıyor. Bu toprakların insanı çok fazla savaş gördü. Her yeni bir savaş bu bitmez tükenmez travmalarımızı yeniden harekete geçiriyor. Özellikle şehit ve gazi yakınları, savaşlardan göç eden insanlar, kaygı bozukluğu olanlar, şu anda askerde olanlar ile onların yakınları ve tüm çocuklar daha fazla etkileniyorlar. Zaten ekonomik problemlerimiz var ve bu savaşın ekonomimizi nasıl etkileyeceği gerçekten stres yaratıyor. Geçinmekte zorlananlar için hayat pahalılığının hani boyuta ulaşacağı kaygıyı artırıyor. Bunlar, uyku sorunlarına, sürekli haber takip etmeye, sosyal medyadaki tartışmalara katılma gibi davranışlara yol açıyor.

Bu dönemin en trajik durumlarından birisi kutuplaşmaları artırması. “Biz ve onlar” oluşuyor. Toplumsal gerginliği besliyor, insanlar daha da keskinleşiyor. Keskinleşme arttıkça, olayları yaratanlar ile mağdurlar arasındaki çizgi kayboluyor. İran’ın İslam Cumhuriyeti olması oradaki yönetimi destekleyenleri, Taliban, Işıdci; her Yahudi’yi Siyonist, her İsrailliyi çocuk katili, her Amerikalıyı emperyalist görmek gibi yanılgılara yol açıyor. Bu yanılgı nefreti büyütüyor. Böylece savaşın yarattığı insanlık dışı olayları meşrulaştırıyor. Şu anda dünya güvenli bir yer mi? Fiziksel olarak savaşın içinde değilseniz güvenli. Ancak psikolojik olarak güvenli değil. Şu andaki silahların, herhangi birimizin kendini koruyamayacak kadar gelişmiş teknolojik özellikleri var. Bunu düşününce birey cesaret geliştirebilmesi gerekiyor. Bunun için de daha çok öfkelenmek zorunda. Bu öfke onu diğerine karşı empati duyma, merhamet gösterme, gerçekçi bakma gibi insani yönleri geride bırakırken cesaret, nefret, acımasızlık öne çıkıyor. Bu mekanizma hem bireyin kendini koruması hem de soykırım ve vahşet yapabilmesi için gerekli bir mekanizma. Bu yüzden hepimiz savaşın etkisindeyiz.

Krizler konusunda oldukça deneyimli bir toplumuz. Birçok travmatik deneyim yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Yaşananların herhangi birinden kaçınamayız. Bu süreçte en sağlıklı olan haberleri güvenilir kaynaklardan öğrenmek, olan bitene gerçekçi bakabilmek, sevdiklerimizle zaman geçirmek ve birbirimize güven vermek.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?