
Uşak Belediye Başkanı ile ilgili haberi okuyunca; aslında pek çok şeyin de haberidir aynı anda diye düşündüm...
Evli bir belediye başkanı. Otel odası. Yirmi bir yaşında bir belediye çalışanı. Bu üçgenin içinde yalnızca bir ahlaki skandal yok; bir güç ilişkisi var, bir işe alım pratiği var ve onun arkasında da tanıdık bir sistem var.
Genç kadın bankamatik memuru. Yani belediye bordrosunda görünür ama görevi belirsiz biri. Türkiye'de bu tanım artık başlı başına bir kavramdır; emek karşılığı değil, başka bir karşılık için istihdam anlamına gelir.
Peki bu kez o başka karşılık nedir ? Soruyu sormak bile rahatsız ediciyse, cevabını düşünmek daha da rahatsız edicidir.
İkinci hikâye belki daha açıklayıcıdır. Başkanın diğer yakın ilişkide olduğu kişi, önce kendi bir gece kulübünde çalışıyor. Sonra Uşak belediyesinde göreve başlıyor. Kamuoyunda tepkiler yükselince bu kez Bornova Belediyesi'ne transfer ediliyor Kocaeli'nde yaşadığı hâlde.
Coğrafya artık engel değil; istersen Antartika'da yaşayabilirsin çünkü belediye, bir çözüm kapısı hâline gelmiş durumda...
Ama burada durup Bornova Belediyesi'ne de sormak gerekir: Bu kadroyu kabul ederken hangi liyakat kriterini uyguladınız? Kocaeli'nde ikamet eden, İzmir'deki bir belediyede görevlendirilen, Uşak'taki bir skandalın tam ortasından gelen biri için hangi hizmet ihtiyacı tespit edildi? Bornova'nın bu transferi sessizce kabul etmesi, skandalı örtbas etmeye ortak olmaktır. Bir belediye başkanının utancını başka bir belediyenin kadrosuna gömmek, yerel yönetim dayanışmasının değil, kurumsal suç ortaklığının adıdır.
Bu tablo neden bize şaşırtıcı gelmiyor?
Çünkü Türkiye'de yerel yönetimler, uzun süredir birleşik bir hesap sorma mekanizmasından yoksundur. Belediye meclisleri çoğu yerde fiilî denetim işlevi görmez. Basın yerel güçlerle iç içedir. Partiler bu tür vakaları kendi taraflarında görünce ya örtbas eder ya savunur ya da susarlar. Eleştiri yalnızca rakip partinin skandalına uygulanır; kendi tarafında anlaşılabilir bir insan hatasına dönüşür.
İşte bu çifte standart, ahlaki çöküşün kendisinden daha büyük bir sorundur.
Liyakat yalnızca bir insan kaynakları ilkesi değildir. O ilke çökünce, devletle vatandaş arasındaki temel sözleşme çöker. Belediye artık hizmet üreten bir kurum değil, içindeki insanların birbirlerine borçlarını ödediği bir mübadele alanına dönüşür. Vatandaş bu sistemde bir müşteri bile olamaz; o, sadece finanse edendir.
Şimdi bu başkan, muhtemelen bir süre gündemde kalacak, sonra unutulacak. Belki istifa eder, belki etmez. Belki yargılanır, belki sonuçsuz kalır. Asıl sorun, bu unutuşun bir kaza değil, bir alışkanlık olmasıdır.
Liyakati savunmak bir idealizm değildir. Devletin işlevsel kalmasının asgari koşuludur. Bunu anlamayan siyasetçi, sonunda kendi sistemini de yiyor.
Uşak'taki skandal, yalnızca bir otelde yaşanmadı. Uzun yıllar boyunca normalleştirilen, görmezden gelinen, taraf tutarak savunulan bir kültürün içinde büyüdü. Bornova'nın o kadroyu kabul ettiği gün de büyümeye devam etti.
O kültür hâlâ ayaktayken bireysel hesap sormanın yeterli olmadığını biliyoruz.
Tüm bu tablonun arkasında yalnızca bireysel ahlaksızlık değil, kuşaklar boyu içselleştirilmiş bir zihniyet yatıyor. Bu zihniyeti değiştirmek, siyasi değil kültürel bir dönüşümü zorunlu kılıyor. Bu nedenle biz Türkiye'nin eğitim ve kültür devrimini yeniden yapmalıdır diyoruz sevgili okurlarım.
Kalın sağlıcakla...




Bir konu ancak bu kadar net ve güzel cümlelerle ifade edilebilir. Sonuna kadar katılıyorum. Olayı çok güzel özümsemiş ve kelimelere dökmüşsünüz değerli başkanım.
Elinize emeğinize dimağınıza sağlık. 👏🏻👏🏻👏🏻👍🏻