
Konservatuvar yıllarında kaynak konusunda ciddi sorunlar yaşardık. Dijital dünyanın emekleme dönemi, kütüphanelerin sayıca az olması ve hocalarımızın özel arşivlerinden yararlanamama nedeniyle müzikal literatüre zorunlu olarak mesafeli durmaktaydık.
Derslerimizde çalgı metotları ve kuramsal literatür sınırlıydı. Her açıdan hocalarımızın gözünün içine bakarak bilgi açlığımızı gidermeye çalışıyorduk. Derslerimiz yine de eğlenceli ve dolu dolu geçiyordu. Programımızda yer alan müzik felsefesi adlı dersimiz için kaynak bulmak neredeyse imkansız gibiydi. Sevgili arkadaşım Tarkan Koç’un çabalarıyla öğrenciler ve hocalardan oluşan bir Felsefe Kulübü kurulmuştu. Kulüp konservatuvar içinde felsefe bağlamında kurulmuş ve dikkat çekmeye başlamıştı. Müzik adaylarının felsefe ve estetik merakı bizleri sevindiriyordu. Tarkan Koç ile birlikte programda olmasına rağmen kaynak sorunu yaşadığımız müzik felsefesi alanında bir kitap yazma konusunda karar aldık. Böyle bir çalışmanıncesaretin ötesinde entelektüel birikim olmadan yapılması imkânsız gibi görünse de, kararımız kesindi. Müzik felsefesi bağlamında bir kitap yazacak ve bu alanda yeni çalışmalara katkı sağlayacaktık…
Böylece tıpkı bir müzikal kompozisyon tasarımı gibi kitap düşüncemizin taslaklarını oluşturmaya ve çevremiz ile paylaşmaya başladık. Uzun ve yorucu bir serüvenin ardından Müzik Felsefesine Giriş adlı kitabımız, Bağlam yayınları Müzik Bilimleri Dizisi’nden okurun ilgisine sunuldu.
Kitap, temel olarak Müzik ve Felsefe ile ilgilenen bir kesime hitap etmesinin yanı sıra yalın ve sade anlatımıyla herkesin okuyabileceği ve anlayabileceği bir dil ile okurunu kitlesini zeminde oluşturulmuştur. Kaynakların yoğunluğu ve alıntılarla zenginleştirilmiş dile ek olarak, tartışmaya açılan konular ve başlıklar içeriği zenginleştiriyor.
Kitap yedi bölüm olarak kurgulanmıştır. Müzik, Felsefe, Estetik, Kavramlar, Ses, Sessizlik, Müzik Kavramı, Müzik ve İktidar, Müzikal Görüntü ana başlıklarının yanısıra ekler bölümünde Popüler Müzik, Müziğin Metafiziği denemesi, Müzik –Otokrasi –Bilinç üçgeninde okuyucuyu müzikal kimlik ve müzik felsefesi kavramlarıyla ilintili disiplinler arası bir yolculuğa çıkartıyor.
Müzik Felsefesine Giriş kitabı, müziği sadece “ses-melodi” olmanın ötesinde onun varlık nedenini ve etkisini sorgulama yollarına bir kapı aralar. “Müziğe ihtiyacımız var mı?” sorusundan ziyade, “Müzik nedir?” sorusu önemlidir. Kısacası kitap özünde ontolojik sorgulamalar içerir. Kitapta müzik adına sorgulamalar çok yönlü olarak yapılmakta ve okuru antropolojiden, felsefeye kadar geniş bir alana yönlendirmektedir. Her kitap sorulara yanıt aramak için okunur. Müzik felsefesi bunun aksine okuru müzik adına yeni sorgulamaların, yeni arayışların içine çeker.
Kitap, müzik “tasarım sonucu ortaya çıkar” görüşüne karşı, “sessizliğin üzerine kurulmuş estetik yargılar ürünü olabilir mi?” sorunsalı etrafında akıl yürütmesi yapar.Müzik icra anında var ise, notalar müzikal tasarımda ne kadar yeterlidir? Bir başka değişle bestecinin notalara aktardığı senfoni çalınmadığı sürece müzik olarak kabul edilebilir mi? Çalışmanın içinde müzikal duygunun tetiklenmesinden, katarsis anına kadar çok farklı kavramların irdelenmesi okur açısından önemlidir. Müzik okuru olmak için müziği bilmek gerekmez. Aksine müziği kavramsal olarak anlamanın çabası içinde olmalıyız. Müziğin kadim zamanların seslerini içinde barındırdığını ve bu anlamda salt modern zamanın bir ürünü olmadığını hepimiz biliriz. Platon, Aristotales, Konfüçyüs, Farabi vd. filozofların müziğe bakış açıları aynı kitap içinde okuru yormadan ele alınmıştır. Müzik okuru aynı zamanda müzik tarihi, sosyolojisi ve antropolojisini farkına varmadan müzikal bir dille özümseyecektir.
Müzik felsefesi sanılanın aksine korkmadan herkesin okumaktan zevk alacağı bir konudur. Çalışma bu anlamda felsefenin ağırlığından kurtulmuş aforizmatikönermeler içerir. Okur kendini aynı zamanda bir senfoninin melodileri içinde bulur. Kitabın en vurucu yanı batı müziği ve felsefesi odaklı görünse de Türk Müziği yanı ağır basmaktadır. Verilen örnekler ve görüşler bu toprakların özünde yeşeren müzik ve müzik düşüncesinin bir ürünüdür. Çalışmanın özünde nominalist ve ontolojik sorgulamalar dikkat çekse de aslında müzik felsefesinin belirli bir perspektif ile ele alınıp anlatılamayacağı görüşü ağırlığını hissettirir.



