
Amerika'da 2009 ekonomik krizi sonrasında 225 aile ile bir araştırma yapıldı. Kriz dönemlerinde sosyal dayanışmanın mutluluk üzerindeki etkisini merak ediyorlardı. Bu kriz döneminde birçok ailede ebeveynler işsiz kalmış, borçlar artmış ve hanelere giren gelir azalmış olmasına rağmen; birbirlerine borç vermek veya birbirlerinin çocuklarına göz kulak olmak gibi eylemlerle dayanışma gösteren mahallelerin mutluluk seviyelerinin diğerlerine kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu sonuç, insanları zor zamanlarda ayakta tutan ve mutlu edenin sadece maddi gücümüz (finansal sermaye) değil, aramızdaki bağlar (sosyal sermaye) olduğunu göstermektedir.
Bir çok uluslararası araştırmada sosyal desteğin koruyucu etkisigörülmüştür:
Ayrıca, 1938 yılında "Büyük Buhran" (1929 Dünya Ekonomik Bunalımı) döneminde Boston'ın yoksul mahallelerindeki gençleri de kapsayarak başlayan ve 88 yıldır devam eden ünlü Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması da bu durumu destekler niteliktedir. Bu uzun soluklu araştırma, güçlü ve tatmin edici sosyal ilişkilerin yaşamın getirdiği stres, hastalık ve kaygılara karşı koruyucu bir kalkan rolü üstlendiğini ortaya koymaktadır. Araştırmaya göre, hayatın en zor dönemlerinde bile bireylerin sağlıklarını ve yaşamdan aldıkları tatmini belirleyen en önemli faktör para veya şöhret değil, sahip oldukları yakın ilişkilerin kalitesidir.
Kısacası, krizler maddi veya çevresel kayıplara neden olsa da; insanların birbirine kenetlenmesi, komşuluk ilişkilerini canlı tutması ve sosyal dayanışma içinde olması o krizin yarattığı yıkıcı etkiyi dengeleyerek mutluluğu ciddi oranda korumakta ve artırmaktadır.



