BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,9161 0,14%
EURO
53,5527 0,13%
GRAM ALTIN
6.663,59 -0,36%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
111,83 0,80%
BITCOIN
72.911,00 -0,99%
GBP/TRY
61,8455 0,19%
EUR/USD
1,1654 -0,04%
BRENT
93,58 2,70%
ÇEYREK ALTIN
10.894,97 -0,36%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
23 °

Kentsel dönüşümün görünmez tehdidi asbest ve tehlikeli maddeler

mehmet şehmus ensari yazdı

Günümüzde modern şehirleşme çabaları ve deprem gerçeği, "kentsel dönüşüm" kavramını hayatımızın merkezine yerleştirdi. Eski, dayanıksız binaların yıkılıp yerlerine güvenli yapıların inşa edilmesi teoride hayati bir gereklilik olsa da, uygulama aşamasındaki ihmaller bu süreci bir "sağlık ve çevre felaketine" dönüştürebiliyor. İzmir Konak’taki eski İsmira Oteli binasının yıkım sürecinde tanık olduğumuz "zehir soluma" tablosu, aslında Türkiye’nin dört bir yanındaki yıkım sahalarında yaşanan sistematik bir sorunun sadece bir kesitini sunuyor.

Sessiz katil: Asbest nedir ve neden tehlikelidir?

Asbest, ısıya ve aşınmaya dayanıklı yapısı nedeniyle 2010 yılına kadar inşaat malzemelerinde (izolasyon panelleri, yer karoları, çatı kaplamaları, borular) yaygın olarak kullanılmıştır. Ancak bu mineralin lifleri solunduğunda akciğer zarına yapışarak mezotelyoma (akciğer zarı kanseri), asbestozis ve çeşitli akciğer hastalıklarına yol açar. Avrupa Komisyonu tarafından 2025 yılında yayımlanan güncel rapor, asbest maruziyetiyle ilgili tıbbi ve hukuki sorumluluklarımızı yeniden tanımlıyor. Artık biliyoruz ki asbest sadece akciğer ile sınırlı bir risk değil; gırtlak ve yumurtalık kanserleri de resmen asbest kaynaklı meslek hastalıkları listesine alınmış durumda, ayrıca mide, kolon ve rektum kanserleri de izleme sürecinde. Asbestin en tehlikeli özelliği, etkilerinin maruziyetten 20-40 yıl sonra ortaya çıkmasıdır. Bu durum, bugünkü denetimsiz yıkımların bedelini gelecek nesillerin ödeyeceği anlamına gelir.

Sadece asbest mi? Diğer tehlikeli maddeler

Yıkım sahalarında havaya karışan tek risk asbest değildir. Eski binalar yıkılırken;
Kurşun bazlı boyalar: Sinir sistemine zarar veren ağır metal tozları,
Civa ve PCB'ler: Eski floresan lamba ve elektrik ekipmanlarından sızan kimyasallar,
Silis Tozu: Beton kesimi sırasında açığa çıkan ve "silikozis" hastalığına yol açan ince tozlar da çevreye yayılır.
İzmir’deki örnekte de görüldüğü üzere, bu tozlar uygun toz bastırma sistemleri (toz indirgeme) kullanılmadığında 72 saat boyunca havada asılı kalabilmekte ve rüzgarla kilometrelerce uzağa taşınabilmektedir.

Yönetmelik var, denetim var mı?

Türkiye’de "Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik" kağıt üzerinde oldukça sıkı kurallar içerir. Bir binanın yıkılabilmesi için "Asbest Envanter Raporu" alınması ve eğer asbest varsa uzmanlarca sökülüp özel olarak bertaraf edilmesi zorunludur. Ancak sahadaki gerçeklik çok farklıdır, Bu durumu şöyle açıklayabiliriz:
Sahte ve Yetersiz Raporlar: Asbest içermeyen bölgelerden numune alınarak hazırlanan "temiz" raporları, hatta sadece yıkılacak yapının cephe fotoğraflarından verilen sahte asbest raporları maliyeti düşürmek isteyen firmaların sıkça başvurduğu bir yöntemdir.
Toz Bastırma Sistemlerinin İhmali: Kanunen zorunlu olan TS 13883 standartlarındaki toz bastırma sistemleri, maliyet ve zaman kaybı olarak görülüp çalıştırılmamaktadır. Bakanlık ve belediyeler arasındaki denetim yetkisi boşlukları, çevre suçlarının işlenmesine zemin hazırlamaktadır.

Bir "Kent Suçu" olarak denetimsiz yıkım

Bir binanın mevzuata aykırı yıkılması sadece teknik bir hata değil, o bölgede yaşayan halkın yaşam hakkına müdahale eden bir "kent suçu"dur. Uzmanların vurguladığı gibi; rantın halk sağlığının önüne geçtiği her yıkım, şehre bırakılmış birer saatli bombadır. Bölge sakinlerinin maske takması veya pencerelerini kapatması geçici bir çözümdür; asıl çözüm, kamu otoritelerinin "yerinde denetim" mekanizmasını tavizsiz işletmesidir.

Ne yapılmalı?

Asbest Söküm Uzmanı İstihdamı: Belediyeler, sadece raporları kağıt üzerinde kontrol etmekle kalmamalı; bünyelerinde asbest söküm uzmanları bulundurarak yıkım anında sahada denetim yapmalıdır. Yıkım ruhsatı alınan her binada, asbest envanter raporu ve alınan önlemler halkın görebileceği şekilde ilan edilmelidir. Toz bulutu yayan bir yıkım görüldüğünde, vatandaşlar bunu sadece bir "kirlilik" olarak değil, bir "sağlık tehdidi" olarak görüp suç duyurusunda bulunma haklarını kullanmalıdır. Kentsel dönüşüm, kentlerimizi daha güvenli hale getirmek için yapılıyorsa; yıkım aşamasında insanların kanser riskine atılması bu sürecin doğasına aykırıdır. İzmir'den yükselen "zehir soluyoruz" çığlığı, tüm Türkiye için bir uyarı niteliğindedir. Bir binayı yıkarken kenti zehirlemek, kentsel dönüşüm değil, kentsel katliamdır.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?