BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,9139 0,13%
EURO
53,4834 0,06%
GRAM ALTIN
6.687,38 0,00%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
112,10 1,05%
BITCOIN
73.736,00 0,13%
GBP/TRY
61,8259 0,16%
EUR/USD
1,1645 -0,12%
BRENT
93,33 2,43%
ÇEYREK ALTIN
10.933,86 0,00%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
20 °

Kaygı artmadı, zemin kaydı

şenelkaraman

Etrafınıza baktığınızda insanların kaygılarının arttığını siz de görüyor musunuz? Bizler mi kaygılı hale geldik yoksa yaşadığımız ortamda mı bir şeyler oluyor?

Araştırmalara göre, son yıllarda işlevselliği etkileyen stres yaşayan birey oranında dünya sıralamasında üst sıralarında yer alıyoruz. Yani kitlesel olarak stres yaşıyoruz. Klinik olarak kaygı bozukluğu tanısı alanların oranında bir değişiklik var mı bilmiyorum ancak hissedilen kaygıda ciddi bir artış var. Kaygı tehlike anında ortaya çıkan ve bizi koruyan duygulardan bir tanesi. Bu duygunun amacı gerçek ya da varsayımsal bir tehlike karşısında bireyi savaş/kaç moduna sokarak hayatta kalmasını sağlamak. Stres yaratan durumlar bu duyguyu aktifleştiriyor.

Beklenti,
Belirsizlik,
Önem

Bu üç şey stres yaratıyor. Eğer bir beklentimiz varsa stres mekanizması devreye giriyor. Önemli bir durum varsa da bu mekanizma çalışmaya başlıyor. Belirsizlik oluştuğunda da stres yaşamaya başlıyoruz.

Bugün gençlerin ve onların ailelerinin önemli bir bölümü beklentilerinin gerçekleşmeyeceğini düşünüyorlar. Bu ciddi bir sorun ve beklentilerini azaltmayı ya da gerçekçi hale getirmeyi düşünseler bile tatmin olabilecekleri bir gelecek göremiyorlar. Bu gerginliğe, mutsuzluğa ve umutsuzluğa yol açıyor.
Sağlık, hayatını sürdürebilecek bir gelire sahip olup olamama, yaşam kalitesini ve standardını koruma herkes için önemlidir. Bunlardan hiç kimse vazgeçemez. Buradaki bir gerileme veya arzu edilen hayata ulaşmaya ilişkin inancın düşmesi stres yaratır.

Belirsizlik, günümüzü en iyi tanımlayan kavram. Ekonomik durum, gelecek, sosyal ilişkiler, güven duygusu belki tamamen çökmüş değil ancak ciddi oranda zayıflamış görünüyor. Belirsizlik beyni sürekli alarm durumunda tutar ve belirsizliği belirgin hale getirecek çıkış yolu aramaya iter. Beynin sürekli belirsizlik içinde kalması insanı ciddi oranda yorar. Yarının öngörülebilir olmaması iş adamlarının yatırımlarını, çalışanların yeni iş peşinde koşmalarını, gençlerin ve onların ailelerinin geleceği planlamalarını ciddi oranda etkiler. Zor durumlarla baş etmek için yeni stratejiler geliştirebiliriz, katlanabiliriz ya da boş verebiliriz ancak belirsizlik ile baş edemeyiz. Bu yüzden kronik olarak kaygılı halde dolaşan insan sayısı her geçen gün artıyor.

Stres sanıldığının aksine kötü bir durum değil insanın hayatta kalması için son derece gerekli bir haldir. Stres varsa dengede bozulma var demektir. İnsan organizması bu dengesizliği dengeli hale getirmek için uğraş veriyordur. Eğer gelecek öngörülemez durumda ise birey yaşadığı ortama uyum sağlayabilmek için uğraşıyor demektir. Belki birçok insana garip gelecek ama kaygı bozukluğu yaşayanlar hariç kaygı yaşayan insanların stresli halleri son derece normal ve gereklidir. Çünkü bu insanlar dengenin bozulduğunu algılamış ve bundan çıkışı arıyorlar.

Günümüz dünyasının zorlukları ve her gün yaşanan travmatik olayların herkeste aynı etkiyi yaratmıyor. Her birey kendi koşullarında yaşıyor, etkileniyor. Gittikçe kaybolan güven zeminini yeniden oluşturmanın yolunu arıyorlar. Yaşadığımız dış ortamın yeniden güçlü ve güvenilir olacağını umut etmenin ötesinde, kendi iç dünyamızda güveni yeniden inşa edecek yeni bir zemin yaratmanın yolunu bulmalıyız. İnsan yavrusu her türlü ortama uyum sağlayabilme yeteneği ile dünyaya geliyor. Görünen o ki, yaşadığımız dünya daha uzun bir süre belirsizlik içinde kalacak. Burada kaybolup gitmeye izin vermeyecek, ayakta kalmanın yollarını aramaya devam edeceğiz.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?