BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,9108 0,13%
EURO
53,4834 0,06%
GRAM ALTIN
6.686,71 -0,01%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
111,62 0,62%
BITCOIN
73.221,00 -0,56%
GBP/TRY
61,8290 0,16%
EUR/USD
1,1645 -0,12%
BRENT
93,44 2,55%
ÇEYREK ALTIN
10.932,77 -0,01%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
20 °

HUKUK MU, ALGI MI? TARTIŞMA BÜYÜYOR

beyza efe
Ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonlarının ardından hukuk devleti ilkeleri yeniden tartışma konusu oldu. Çağımız, yalnızca hakikatin değil, onun temsiline dair inşaların da belirleyici olduğu bir evreye işaret ediyor. Artık mesele, yalnızca vuku bulan değil; o vukuun nasıl takdim edildiğidir. Bu itibarla, son dönemde tanınmış simalara yönelik uyuşturucu operasyonları etrafında yoğunlaşan tartışmalar, sıradan bir adli tasarrufun ötesine geçerek, hukukun mahiyetine dair daha derinlikli bir muhasebeyi zaruri kılıyor: Hukuk, gerçekten kendi içsel rasyonalitesiyle mi seyreder, yoksa zaman zaman kamusal beklentilerin yankı bulduğu bir temsile mi evrilir?

Son dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandıran operasyonlar, yalnızca adli süreçleri değil, hukukun işleyişine dair algıyı da gündeme taşıdı. Henüz yargı süreci tamamlanmadan servis edilen görüntüler ve isimler, Masumiyet Karinesi İlkesini yeniden gündeme getirdi. İzmir Barosundan Av. Ege Balkuvvar ve Ankara Barosundan Av. Umur YILDIRIM bu tartışmaların merkezindeki sorulara dikkat çekti.

1)Son dönemde kamuoyunda, ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonlarının hukuki zorunluluktan’ çok toplumsal mesaj vermeamacı taşıdığına dair bir algı oluştu. Sizce hukuk, böyle dönemlerde gerçekten bağımsız mı hareket ediyor, yoksa kamuoyu beklentisiyle ince bir denge mi kuruluyor? Bu operasyonların gerçekten adaletin tecellisi mi yoksa toplumsal mesaj üretimi mi olduğu kanaatindesiniz ?

Av.U.Y : Bu operasyonlar hem hukuki süreçlerin gerektirmiş olduğu adli bir tecelli hem de toplumsal mesaj üretme potansiyeli taşıyabilir.

Av. Umur YILDIRIM : Bir avukat olarak belirtmem gerekir ki; hukuk, teoride bağımsızdır ve tüm soruşturma ve kovuşturmalar yasal çerçeveye dayandırılmalıdır. Ancak pratikte toplumun yakından takibini yaptığı olaylarda bazı ince dengeler kurulduğu da görülebiliyor. Yani bu operasyonlar hem hukuki süreçlerin gerektirmiş olduğu adli bir tecelli hem de toplumsal mesaj üretme potansiyeli taşıyabilir. Toplum genelinde bir mesaj algısı” oluşsa da, hukuki prosedürler tamamen göz ardı edilerek operasyonların sadece mesaj verme aracı olduğunu söylemek doğru olmaz.

Av. E.B :  ‘Bu uygulanan usül ve esasın hukuk ve adalet ile zerre kadar ilgisi yok.

Av. Ege BALKUVVAR :  Öncelikle hukuki açıdan kısa bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Bahsi geçen soruşturmaların bir çoğu ünlüler için TCK m. 191 yani kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma fiili altında yapılmaktadır. Bu suçtan ilk aşamada kanun size mağdur sıfatı vermektedir. Yani denetimli serbestlik ile uyuşturucu maddeyi bırakmanıza yardımcı oluyor diyebiliriz. Denetim süresi boyunca idrar testi ve seminerlerden geçerek işbu soruşturmayı tamamlıyorsunuz. Bunu kısaca anlatma sebebim bu suçun ilk işlenişinde hakkınızda hüküm dahi verilemediğini belirtmek istemem. Yani hiçbir özgürlüğü kısıtlayıcı bir ceza olmamasına rağmen kolluk kuvveti vasıtasıyla insanlar gözaltına alınıyor. Bu felaket bir hukuksuzluk. Gözaltındaki ünlüler kendi istekleriyle telefonlarını ve şifrelerini kamuya emanet ediyorlar. Nitekim şifrelerini vermek durumunda da değiller. Ceza yargılamasının en temel ilkelerinden birisi olan nemo tenetur ilkesine Anayasa'nın 38/5 maddesinde yer verilmiştir. İlgili düzenleme uyarınca; Hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya ve bu yönde delil göstermeye zorlanamaz.” Aynı hükmü CMK 48 de düzenlemektedir. Ancak daha telefon savcılık aşamasında incelemedeyken tüm özel hayatları hükümete yakın medya tarafından afişe ediliyor. İşin daha trajik yanı ise bu gözaltılar sonucunda yapılan uyuşturucu testlerinin yüzde 70i negatif çıkmış bulunmakta. Akabinde bu test sonuçları da yayınlanıyor ancak bu saatten sonra ne fayda. İtibar suikastı hükümete yakın medya tarafından tamamlanmış oluyor. İnsanların hafızasında da sadece afişe edilmiş medya haberleri kalıyor. İstisnai olarak fuhuşa zorlama suçundan da işlem yapmaktalar. Aralarında suçlular da olabilir. Ancak bu uygulanan usül ve esasın hukuk ve adalet ile zerre kadar ilgisi yok. Hem masumiyet karinesine hem de adil yargılanma hakkına tamamen aykırıdır.

2)Uyuşturucu ile mücadelede sıradan vatandaşlarla ünlüler arasında uygulamada bir fark olmadığını söyleyebilir miyiz, yoksa görünürlük arttıkça hukukun refleksi de sertleşiyor mu?Uyuşturucu ile mücadelede devletin kararlılığı elbette önemli; ancak bu kararlılık, zaman zaman görünür isimler üzerinden örnek yaratmapratiğine dönüşüyorsa, bu sizce adalet mi üretir yoksa sadece korku mu?

Av. U.Y : Uygulamada görünürlük arttıkça hukuk sisteminin refleksi de bazen hızlanabilir. 

Av. Umur YILDIRIM : Kural olarak hukuk önünde herkes eşittir; yani uyuşturucu ile mücadelede vatandaş ve ünlü arasında uygulanacak kanun ve cezai normlar bakımından fark olmamalıdır. Ancak uygulamada görünürlük arttıkça hukuk sisteminin refleksi de bazen hızlanabilir. Bunun en temel nedeni de medya ve toplum tarafından dikkatle izlenen kişilerin hitap ettiği ve örnek olduğu geniş kitlelerdir.

Ünlülerin üstüne gidilmesinin sebebi …

Av. E.B  : Aslında operasyonların tamamı “aba altında sopa göstermek” için yapılıyor seküler kesime. 

Av. Ege BALKUVVAR : Yalnızca uyuşturucu ile mücadelede değil tüm ceza-i fiiler ile mücadelede vatandaş ile ünlüler arasında bir fark olmamalı. Ünlülerin üstüne gidilmesinin sebebi aynı anda hem mücadele ediyoruz mesajı vermek hem de seküler yaşamın içinde olan insanların yani sekülerliğin itibarını zedelemeyi amaçlamakta. Aslında operasyonların tamamı “aba altında sopa göstermek” için yapılıyor seküler kesime. Böyle bir uygulamanın adalet üretmeyi amaçlamadığı aşikardır. Hukuk Fakültesinde bu uygulamayı sınavda cevap olarak verirseniz o dersi geçemezsiniz.

3)Bu operasyonların medyada bu kadar görünür hale getirilmesi sizce gerçekten caydırıcılığı artırıyor mu, yoksa hukukun gösteri unsuruhaline gelme riskini mi büyütüyor? Operasyonların henüz yargılama tamamlanmadan medya üzerinden bu denli servis edilmesi, Masumiyet karinesi ile açık bir gerilim yaratıyor. Bu tabloyu hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırıyor musunuz, yoksa burada sınırların aşıldığını mı düşünüyorsunuz?

Av. U.Y : Yargılama tamamlanmadan yapılan haberlerin masumiyet karinesini zedelediği doğrudur.

Av. Umur YILDIRIM : Elbette maalesef ki kamuoyuna bu konu hem caydırıcı hem de gösteri mahiyetinde değerlendirilmektedir. Masumiyet karinesi hukukun en temel ilkelerinden bir tanesidir. Bir kişi mahkemece suçlu bulunana kadar suçlu sayılmaz, sayılmamalıdır. Operasyonların medyada bu kadar görünür hale getirilmesi ve yargılama tamamlanmadan yapılan haberlerin masumiyet karinesini zedelediği doğrudur. Hukuk devleti ilkesi gereğince soruşturma ve kovuşturmaların şeffaf olması elbette önemlidir. Ancak bu şeffaflığın hukuka uygun sınırlar içerisinde olması gerekir. Operasyonların görünürlüğünün sadece caydırıcı etki kapsamında kalmasının yolu medyaya servis şeklinin sınırlandırılması ile mümkün olabilir.

Av. E.B : Kendi seçmen kitlenizin oh olsun” demesi için soruşturma başlatmak gelişmemiş ve otokratik ülkelerde görülen bir alışkanlıktır.

Av. Ege BALKUVVAR : Bu tip yaptırımlar dünyanın hiçbir ülkesinde caydırıcılık oluşturmaz. Buna en net örnek ise idam cezasından verilebilir. İdam cezasının uygulandığı ülkelerin neredeyse tamamında suç oranlarının yükseldiğine rastlarız. Bu şekilde yapılan keyfi uygulamalar tam aksine hukuka olan güveni azaltır. Kendi seçmen kitlenizin oh olsun” demesi için soruşturma başlatmak gelişmemiş ve otokratik ülkelerde görülen bir alışkanlıktır. Hukuk devletinden ziyade yasama yürütme ve yargıyı tek elde toplayan bir tek adam rejiminden bahsedebiliriz. Burada hem etik hem hukuki sınırlar hiç düşünmeden aşılıp yok edilmektedir. Kurumsal mekanizmalar tamamen işlemez hale gelmektedir.

4)Henüz yargılama süreci tamamlanmadan isimlerin ve görüntülerin bu kadar hızlı servis edilmesi, sizce Masumiyet karinesi açısından bir ihlal riski taşımıyor mu?

Av. U.Y : Medya tarafından operasyonların bu şekilde servis edilmesi masumiyet karinesinin açık bir ihlalidir.

Av. Umur YILDIRIM : Az önce de belirttiğim gibi medya tarafından operasyonların bu şekilde servis edilmesi masumiyet karinesinin açık bir ihlalidir. Bir hukuk devleti olarak özellikle bu konu dikkatle denetlenmeli  ve gerekli görüldüğü takdirde sınırlandırılmalıdır.

Av. E.B : ‘İsim ve görüntülerin servis edilmesi ise yargı ve hükümet medyası arasında doğrudan bir iletişim bağı olduğunu gösteriyor.

Av. Ege BALKUVVAR : Masumiyet karinesini ve birçok hukuki maddeyi ihlal etmektedir. Nitekim soruşturma özü itibariyle gizlilik taşır. İddia makamı şüpheliler hakkında hem lehe hem de aleyhe delilleri toplamak zorundayken bizim hukukumuzda yalnızca aleyhe deliller üzerinden hareket edilmektedir. Yani suçluluğu hiçbir şüpheye mahal bırakmadan kamunun ispatlaması gerekirken halihazırda görülen her dosyada insanlar suçsuzluklarını ispat etmek ile zorlanmaktadırlar.

İsim ve görüntülerin servis edilmesi ise yargı ve hükümet medyası arasında doğrudan bir iletişim bağı olduğunu gösteriyor. Bu servis etmelerin hukuki bir amacı teknik olarak olamaz. Hem adil yargılanma hakkı hem de masumiyet karinesi ayaklar altına alınmaktadır.

5)Türkiyede uyuşturucu operasyonlarının gerçekten suçla mücadele mi yoksa zaman zaman kamuoyunu yönlendirme aracı mı olduğu tartışması var. Siz bu tartışmayı haksız mı buluyorsunuz, yoksa sistem içinde bu eleştiriyi haklı çıkaran örnekler görüyor musunuz?

Toplumda giderek güçlenen bir algı var: Türkiyede bazı operasyonlar suçla mücadeleden çok gündem yönetimi işlevi görüyor. Siz bu algıyı tamamen haksız mı buluyorsunuz, yoksa hukuk sisteminin bu eleştiriyi haklı çıkaran kırılganlıkları olduğunu kabul ediyor musunuz ?

Av. U.Y : ‘Ünlüler ve büyük kitlelere hitap eden kimseler bakımından yürütülen operasyonların duyurulma biçimi toplum tarafından caydırıcılık ve mesaj verme kastı olarak da algılanabilir.

Av. Umur YILDIRIM : Açıkçası yürütülen operasyonların suçla mücadele mi yoksa kamuoyunu yönlendirme aracı mı olduğu yönündeki tartışma tamamen haksız bir tartışma değil. Hukuk sisteminin temelinde deliller ve hukuki ilkeler yatar; yani operasyonların temel amacı suçla mücadeledir. Ancak ünlüler ve büyük kitlelere hitap eden kimseler bakımından yürütülen operasyonların duyurulma biçimi toplum tarafından caydırıcılık ve mesaj verme kastı olarak da algılanabilir. Hukuk sistemi temelinde adalet duygusu ve suçla mücadele üzerinde kurulsa da bunun medyaya servis edilişi toplumdaki bazı kesim tarafından haklı eleştirileri de beraberinde getirebilir.

Av. E.B : Beni arayan müvekkil adaylarının yüzde 80i ilk önce yargıda tanıdık birinin olup olmadığını soruyor. Medyanın gözü önündeki operasyonların amacı ise kamuoyunu yönlendirmektir  

Av. Ege BALKUVVAR : Ünlülere yönelik olarak yapılan operasyonların mücadele ile hiçbir ilgisi yoktur. Esas mücadele bu yasaklı maddeleri ülkeye sokan, satan, sevk eden kişilere karşı yapılmalıdır. Yani içiciden veya torbacıdan; baronlara ulaşmak hedef haline getirilmelidir. Medyanın gözü önündeki operasyonların amacı ise kamuoyunu yönlendirmektir diyebiliriz.

Türkiye hukukun üstünlüğü endeksi sıralamasında Dünyada 142 ülke arasında 118nci sırada. Bu bir felaket. 10 yılda 38 sıra geriledik. Bunun bir tesadüf olma ihtimali var mı? Tabii ki yok. Ülkenin rejim değişikliğinden yani ülkede yapılan referandumun ardından bu gerileme hiç kesilmeden devam etti. Beni arayan müvekkil adaylarının yüzde 80i ilk önce yargıda tanıdık birinin olup olmadığını soruyor. Yani bu hukuksuzluğu ve güvensizliği tüm zerrelerimizde yaşıyoruz aslında.

6)Eğer hukuk gerçekten herkes için eşitse, neden bazı dosyalar sessiz ilerlerken bazıları neredeyse bir kamu gösterisinedönüşüyor?

Av. U.Y : Dosyaların farklı görünürlüğünün olması özellikle medya dinamiklerinden kaynaklanmaktadır.

Av. Umur YILDIRIM : Bunun en temel sebeplerinden biri; ünlüler, siyasetçiler gibi toplum tarafından dikkatle takip edilen kimselerin hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların medya tarafından da yoğun ve dikkatlice takip ediliyor olmasıdır. Dosyaların farklı görünürlüğünün olması özellikle medya dinamiklerinden kaynaklanmaktadır. Ancak doğal olarak bu durum toplum nezdinde; bir gösteri olarak algılanabilir.

Av. E.B : Siyasete hizmet edenler kamu gösterisine alet oluyor. Bu ülkede yalnızca muhalefet ve sekülerlik günahkar geri kalanlar ise pirüpak.

Av. Ege BALKUVVAR : Çok basit. Siyasete hizmet edenler kamu gösterisine alet oluyor. Öyle bir algı oluşturulmaya çalışılıyorki bu ülkede yalnızca muhalefet ve sekülerlik günahkar geri kalanlar ise pirüpak. Çok acı ancak şu anki sistem bu şekilde ilerliyor.

7)Türkiyede adalet sistemi kurumsal olarak güçlü görünüyor. Ama kamuoyunun gözünden bakıldığında bazı dosyaların sonuçları güven sorunları yaratıyor. Sizce bu, sistemin yapısal bir sorunu mu, yoksa uygulamadaki aksaklıklardan mı kaynaklanıyor?

Av. U.Y : Medyanın yürütülen dosyaları topluma servis ediş şeklinin toplum nezdinde hukuka olan güveni sarstığı söylenebilir.

Av. Umur YILDIRIM : Bunun en temel nedeni dosyaların yavaş ilerlemesi ya da yargılamada meydana gelen gecikmeler olabilir. Bu da çoğu zaman sistemin yapısal sorunu değil de uygulamada meydana gelen teknik ve idari aksaklıklardan kaynaklanır. Ayrıca medyanın yürütülen dosyaları topluma servis ediş şeklinin de toplum nezdinde hukuka olan güveni sarstığı söylenebilir.

Av. E.B : Kamu İhale Yasası 199 kez değişikliğe uğradı. Bunun izahı hukuku uygulamak mıdır yoksa rant kapısı açmak mıdır? 

Av. Ege BALKUVVAR : Sistemin yapısal sorunları da var elbet. Bu sorunlar için kapsamlı bir zamanı ayırarak tartışmak gerekli. Biz şu an uygulamada problem yaşıyoruz. Anayasamız defalarca değişti ve hala değişmesi gündemde. 2002den beri yani Akparti iktidarının başlangıcından beri Kamu İhale Yasası 199 kez değişikliğe uğradı. Bunun izahı hukuku uygulamak mıdır yoksa rant kapısı açmak mıdır? Bunu okuyucuların vicdanına bırakıyorum.

8)Masumiyet karinesi temel bir ilke. Peki, kişiler yargılanmadan suçlu gibi medyada yer alıyor; bu ilkeyi zedeliyor mu?

Av. Umur YILDIRIM : Daha önce de belirttiğim gibi masumiyet karinesi hukuk devletinin en temel yapı taşlarından bir tanesidir. Bir kimse mahkeme kararı ile suçlu bulunana kadar suçlu sayılamayacaktır. Kişilerin yargılaması henüz tanımlanmadan suçlu gibi gösterildiğinde elbette ki masumiyet karinesi doğrudan zedelenmektedir. Özellikle bir hukuk devletinde bu husus üzerine çalışılması gerekiyor diye düşünmekteyim.

Av. E.B : Siyasi baskılar ise insanların hayatlarını ve tercihlerini doğrudan etkilemekte.

Av. Ege BALKUVVAR : Masumiyet karinesinden bahsetmemiz mümkün değil şu anda. Böyle bir ilke hiç var olmamış gibi bir düzenin içindeyiz. Siyasi baskılar ise insanların hayatlarını ve tercihlerini doğrudan etkilemekte.

9)Yargı bağımsızlığı sıkça tartışılıyor. Siyasi ve toplumsal baskılar süreçleri etkiliyor mu?

Av. Umur YILDIRIM : Özellikle yargının bağımsızlığı konusu sosyal medyada sıklıkla tartışılan konulardan bir tanesi. Kamuoyunun beklentileri soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin hızlanmasına neden olabilmektedir. Yargının özellikle bu tarz dosyalarda vermiş olduğu kararların kamuoyu önünde tartışılması; bağımsızlık ilkesi ile doğrudan ilgisi olmasa da halkın güvenini etkileyebilir. Yargının toplumsal baskı ve kamuoyunun yorumlarından bağımsız şekilde karar vermesi ve süreci bu yönde yürütmesi önemlidir.

10)Yüksek görünürlüklü davalar ile sıradan bir vatandaşın  dosyaları arasında bir görünürlük farkı’ olduğu sıkça dile getiriliyor. Bu fark, hukukun eşit uygulanması ilkesine nasıl bağlanabilir?

Av.U.Y : Yargının bağımsız işletildiği ve kamuoyundan etkilenmeden yürütüldüğü bir süreçte fiilen bir farklılık meydana getirmeyecektir.

Av. Umur YILDIRIM : Yüksek görünümlü davalar medya tarafından daha sık takip edilir. Bu doğrultuda da medyada daha yoğun yer bulur. Bu durum hukukun eşitliği ile ilgili algısal bir fark yaratır evet; ancak yargının bağımsız işletildiği ve kamuoyundan etkilenmeden yürütüldüğü bir süreçte fiilen bir farklılık meydana getirmeyecektir diye düşünüyorum.

Av. E.B : ‘İktidarın hoşuna gitmeyecek bir şeyi bu haberlerden birini okuyan hakim veya savcı hayata geçirebilir mi? Bunun adı korku imparatorluğudur.

Av. Ege BALKUVVAR : Bu durum hukukun eşit uygulanmasını imkansız hale getiriyor. Bakın siyasi baskı medya yolu ile tecelli ediyor. Hakim ve savcılar yani yargı mensupları da bu haberleri okuyor. İktidarın hoşuna gitmeyecek bir şeyi bu haberlerden birini okuyan hakim veya savcı hayata geçirebilir mi? Mümkün değil. Bunun adı korku imparatorluğudur. O dakikadan sonra dosyada görevli yargı mensubu, siyasetin emrettiğini yapmaz ise ihraç edilebilir veya sürgün edilebilir. Hatta en kötüsü hapse bile atılabilir. Bu siyasi baskı bitmeden hukuk düzeninin güvenilirliğinden bahsetmek mümkün olmayacaktır.

11)Yargı süreçlerindeki gecikmeler dezavantajlı grupları daha çok etkiliyor. Neden hâlâ büyük bir problem?

Av. U.Y : Yargılamalarda meydana gelen gecikmeler hukukun temelinde yatan pek çok ilkeyi de zedelemektedir. 

Av. Umur YILDIRIM : Fikrimce; Türkiye ve pek çok hukuk sisteminde en temel sorunlardan biri halen yargı sistemindeki gecikmelerdir. Yargılamalarda meydana gelen gecikmeler hukukun temelinde yatan pek çok ilkeyi de zedelemektedir. Bu durum hem dezavantajlı grupları daha çok etkiliyor hem de toplumsal güveni oldukça zedeliyor. Bu sorunun en temelinde dosya yoğunluğu, usul işlemleri ve personel eksikliği gibi pek çok kriter yatar. Bu konuda halihazırda mevzuat kapsamında bazı değişiklikler yapılıyor ve yapılması öngörülüyor. Umarım hızla çözüme kavuşturulur.

Av. E.B : ‘Geç gelen adalet zulümdür.”

Av. Ege BALKUVVAR : Bu soruyu Orhan Gazinin bir sözü ile cevaplamak isterim. Adaletin en kötüsü geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm adaletli olsa da geç gelen adalet zulümdür.”

12)Kamuoyunu yönlendiren operasyonlar ve medyada yüksek görünürlük, hukukun bağımsızlığı ile çelişiyor mu?

Av. U.Y : Yargı medyadan etkilenmediği müddetçe fiilen ihlal etmeyecektir.

Av. Umur YILDIRIM : Hukukun bağımsızlığı tüm yargı süreçlerinin dış baskılardan bağımsız şekilde yürütülüp sonuçlandırılmasını öngörür. Kamuoyunun yargı süreçlerine ilişkin yorumu ya da baskısı hukukun bağımsızlığını, yargı medyadan etkilenmediği müddetçe fiilen ihlal etmeyecektir.

13)Adalet sistemi topluma güven de üretir. Bu algı hâlâ güçlü mü?

Temel ilkeler ile uygulama arasındaki farkı gidermek için ne yapılmalı?

Av. U.Y : Temel ilkelerimiz oldukça güçlüdür; ancak … ‘

Adalet sisteminin tek görevi suçluları cezalandırmak değildir. Dediğiniz gibi toplumda hukuka güven duygusu oluşturmakta adalet sistemimizin en temel görevlerinden bir tanesidir. Hukuka güven duygusu toplumda hala bir noktada mevcut ancak bu duyguyu güçlendirmek bakımından bazı çalışmalarda yapılabilir. Özellikle soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin masumiyet karinesini ihlal etmeden şeffaf ve anlaşılır şekilde medyaya aktarılması, yargı süreçlerinin hızlandırılması ve bürokratik aksaklıkların giderilmesi kamuoyunun hukuka güven duygusunu da güçlendirecektir. Temel ilkelerimiz oldukça güçlüdür; ancak uygulamada bu ilkelerle uyumlu fiiller toplumda güven duygusu uyandırır.

Av. Umur YILDIRIM ve Av. Ege BALKUVVAR’ ın anlattıkları, yalnızca bugünü değil, yarını da düşündüren bir iz bıraktı. Hukukun ideali, dış tesirlerden arındırılmış bir akliyet zeminine yaslanır. Bu, bir yönüyle Kantçı özerklik fikrinin hukuki izdüşümüdür: Hukuk, normunu kendisi vazeder ve bu norm, herhangi bir harici gayeyle malul kılınmaz. Ne var ki olgusal düzlem, çoğu kez bu saf tasavvurla örtüşmez. Zira hukuk, soyut kaideler manzumesi olmanın ötesinde; toplumsal, siyasal ve kültürel bağlamın içinde varlık kazanır. Tam da bu noktada esaslı soru belirir: Hukuk, bu etkileşim ağı içinde bağımsızlığını muhafaza edebilir mi, yoksa giderek kamusal beklentinin inceltilmiş bir yansımasına mı tahvil olur?

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?