
Galatasaray–Başakşehir maçına yine ülkece tiyatro mu dersiniz, sirk mi dersiniz; adına ne derseniz deyin, mide bulandırıcı istatistikler ve hakemlerle maç kazanmalar tüm hızıyla devam ediyor. Beşiktaş maçı unutulmuş, algılar yapılmış, ayarlamalar bitmiş!
Galatasaray 13 faul yapıyor, 0 kart; Başakşehir 12 faul yapıyor, 1 kırmızı, 1 sarı kart.
İlk yarıda çok dengeli bir oyun vardı! Başakşehir mücadele ediyor, oyunun içinde kalıyor ve birçok gol pozisyonu kaçırıyor. Ancak ikinci yarıya başlar başlamaz hakem bu şekilde maçı Galatasaray’ın kazanamayacağını anlamış olmalı ki, ikinci yarının başında Başakşehir’i 10 kişi bırakarak akabinde gol yemesine sebebiyet verdi.
Galatasaray’ın gol bulmakta zorlandığı anlarda sahneye genelde hakemler; kırmızı kart jokeri, ofsaytımsı, penaltımsı gibi saçma sapan kararlarla maça müdahale ediyorlar.
Başakşehir’e gösterilen kırmızı kartın kırmızı kartla bir alakası yok. Futbol kamuoyunun geneli, her zamanki gibi, kararı çok ağır buldu. Bu durum kaçıncı defadır yaşanıyor; her hafta aynı saçmalıkla karşı karşıya geliyoruz, lakin değişen pek bir şey yok!
Yani sahada artık klasikleşen bir tablo var: Kollanan Galatasaray, doğranan rakip!
Adil rekabet zaten yok. İnsanların gözüne sokarcasına, pişkin bir rahatlıkla bunu yapıyor olmaları ise bu yüzsüzlüğün artık ne kadar kanıksanmış bir gerçek haline geldiğini gösteriyor.
Bütün bunların dışında Konyaspor Galatasaray’ı yendi diye bir sonraki maçında doğranıyor; Kocaelispor, Konyaspor maçında iki takım da Galatasaray’ı yendi diye doğranıyor! Anadolu takımları Galatasaray’ı yendiklerinde neden cezalandırılıyor? Merkez Hakem Kurulu istediği gibi at koşturup ligi Galatasaray’ın istediği gibi organize etmeye, dizayn etmeye devam ediyor.
Her hafta adil rekabet olmadığına vurgu yapmaktan artık yorulduk! Bu nereye kadar bu şekilde sürecek bilmiyoruz. Türk futbolunu yönetenler kendilerine ne zaman çeki düzen verir bilmiyoruz. Sadece Süper Lig’de değil, alt liglerde de inanılmaz hakem hatalarına şahit oluyoruz. Türkiye’de hakemlik müessesesine güven tamamen bitmiştir.
Futbolda MHK’nın keyfine, TFF’nin de bu keyfiyete müsaade ettiğini net bir şekilde görüyoruz. Birlikte istedikleri gibi organize ediyorlar. Korkarım bu ilerleyen süreçler inanılmaz kaosları beraberinde getirecektir. Galatasaray’ın bu şekilde Türk futbolunda kurmuş olduğu lobicilik faaliyetleri, Galatasaray’ın bu ülkenin beka sorunu olma yolunda hızla ilerlediğini gösteriyor.
Bana göre TFF–GS–MHK üçlüsü şu anda haksız rekabet için verdikleri mücadele ile Türk futbolunun beka sorunudur. Her hafta skaßndal hakem hatalarını konuşuyoruz ve bu hataların ne hikmetse hep bir takım etrafında toplandığını görüyoruz.
O yüzden eski Fenerbahçe teknik direktörü Jorge Jesus’un “Bu ligin sportif bir gerçekliği yok” söylemiyle Avrupa gündeminde de bu rezillikleri manşet yapmasına rağmen bu kimseyi rahatsız etmemiş olacak ki, bu pislikler eksilmeden artarak devam ediyor.
Biz bu tiyatroyu izlemek istemiyoruz! Biz bu ahlaksızlıkları görmek istemiyoruz!
Daha önceki yazılarımda yinelediğim gibi TFF’ye sesleniyorum: Lanet kupanızı verin Galatasaray’a; bu lig, bu tiyatro, bu sirk bitsin.
“Algı operasyonlarıyla Fenerbahçe’ye havlu attırdılar!”
Fenerbahçe, ligin son sırasında bulunan Fatih Karagümrük’e 2-0 mağlup olarak namağlup seriyi ve şampiyonluk şansını artık büyük ölçüde kaybetti. Sezon başından bu yana bu kadar isteksiz, ruhsuz bir takım ve maç görmedim. Taraftarın haklı isyanı ve en büyük tepkisi sahada mücadele ve hırs görmemesiydi.
İstek yok! Hırs yok! Mücadele yok! Organize atak yok! Oyuna müdahale yok! Teknik heyet yok! Ruh yok! Bu şekilde maç kazanmayı beklemek zaten imkânsız!
Fatih Karagümrük maça çok istekli başladı. Ligin son sırasında olmasına rağmen daha organize, daha inançlı ve daha planlı bir takım olduklarını gösterdiler. Futbolun her zaman istatistiklerden ibaret olmadığını, sahada karakter koymazsan kazanamayacağını bir kez daha görmüş olduk.
Fenerbahçe’nin cefakâr ve vefakâr taraftarı, on bir yıldır çekmedikleri cefa, görmedikleri eza kalmadı! Haliyle bu maçın kaybedilmesinden dolayı çok sert bir tepki gösterdiler, haklı olarak. Teknik direktörün gönderilmesi ve başkanın istifası gibi ciddi tepkiler hâlen devam ediyor. Yönetim tarafından yapılan açıklama ise gerekli ültimatomların verildiği ve bir daha böyle bir durum olmayacağı şeklinde oldu. Başkandan açıklama geldi! Talepler karşılanmadı, şampiyonluk gitti!!!
Bu arada malum camia yine, yine, yine hakemle kazanmaya devam ediyor. Artık buna şaşıran da yok. Bu ülkede bu durumdan gerçekten rahatsız olan ya da utanan bir mekanizma kalmamış maalesef…
Evet, Fenerbahçe son iki maçta kötü oynamış olabilir. Puan kaybetmiş olabilir. Bunu inkâr etmenin kimseye faydası yok. Ancak fotoğrafın tamamına bakmak lazım!
Bu ligde şampiyonluğun sadece sahada kazanılmadığını herkes görüyor. Şampiyonun kimler tarafından, hangi ortamda ve nasıl tayin edildiğini de artık herkes biliyor.
Unutmayın, yalıda Galatasaray Başkanı ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı “Sakın haa” görüşmesi yaptılar zaten!
Yıllardır aynı tablo tekrar ediyor. Sürekli kollanan, sürekli tartışmalı kararlarla yoluna devam eden aynı malum camia…
Buna rağmen Fenerbahçe taraftarı her sezon yeniden aynı tuzağa çekiliyor. Sezon sonunda ise yapılacak algı operasyonlarıyla her şeyin sahada kazanıldığı anlatılacak, “hak ederek şampiyon olduk” söylemi pompalanacak.
Türkiye Süper Ligi’nde Adalet, Ahlak, Şeref, Onur, Haysiyet, Utanma gibi kavramlar maalesef yok…
Sevgilerimle…




Selçuk Bey, keşke bahsettiğiniz doğruları sizler gibi eline sözde adil kalem alan diğer yazar ,yorumcu ve her ne haltsa görsel veya yazılı medyada adil ve adaletle yazsalar, konu gerçekten Fenerbahçe olmaktan ziyade Türkiye’nin spor geleceğinin çalınması. Üzülüyoruz tabi hepimiz ve umut etmekten başka bir çaremiz yok bu kara düzenin düzelmesi için,
Yüreğinize sağlık ve umarım bu yazılarınız daha çok kitlelere ulaşarak bazı konularda onlarıda andınlatır.