BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,9153 0,14%
EURO
53,4834 0,06%
GRAM ALTIN
6.659,57 -0,42%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
111,39 0,41%
BITCOIN
73.387,00 -0,34%
GBP/TRY
61,8475 0,19%
EUR/USD
1,1651 -0,07%
BRENT
93,01 2,07%
ÇEYREK ALTIN
10.888,40 -0,42%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
22 °

Deniz altındaki ormanlar: Görünmeyen ama hayati bir gelecek

Prof. Dr. Meltem Onay yazdı

Orman dediğimizde aklımıza ağaçlar gelir. Yangınlar, kesimler, kaybolan yeşil alanlar… Peki ya denizin altındaki ormanlar? Akdeniz’in derinliklerinde, çoğu zaman fark etmediğimiz ama gezegenin iklim dengesi için kritik öneme sahip bir yaşam ağı var: deniz çayırları. Özellikle Posidonia oceanica, yalnızca bir bitki değil; bir ekosistem, bir karbon deposu ve bir ekonomik güvence.
Bugün kamuoyunun büyük bir bölümü, deniz altındaki bu “görünmeyen ormanların” gerçek değerinin farkında değil. Çünkü kayıpları dramatik görüntülerle karşımıza çıkmıyor. Bir yangın gibi görünür değil, bir kesim gibi somut değil. Oysa her yıl küresel ölçekte önemli miktarda deniz çayırı kayboluyor ve bu kayıp, yalnızca biyolojik çeşitliliği değil, ekonomik istikrarı da etkiliyor.

Çevresel bir değerin ötesinde

Deniz çayırları, balıkların üreme ve barınma alanlarını oluşturur. Kıyıları erozyondan korur. Suyu berraklaştırır. Ama belki de en kritik özellikleri, karbon tutma kapasiteleridir. Posidonia oceanica, karbonu yalnızca yapraklarında değil; kök sisteminde ve deniz tabanındaki sediman katmanında yüzlerce yıl boyunca depolayabilir. Bu nedenle “mavi karbon” ekosistemleri, iklim değişikliğiyle mücadelede stratejik bir araç olarak kabul edilir. Bir hektar sağlıklı deniz çayırı, bazı kara ormanlarından daha fazla karbon depolayabilir. Bu nedenle mesele yalnızca doğayı korumak değildir. Bu aynı zamanda geleceğin iklim güvenliğini korumaktır.

Ekonomik bir yatırım olarak doğa

Deniz çayırlarını korumak yalnızca çevresel bir hassasiyet değildir; aynı zamanda ekonomik bir akıldır. Balıkçılığın sürdürülebilirliği, kıyı turizminin devamlılığı, kıyı erozyonunun azaltılması ve hatta karbon piyasaları açısından potansiyel değer üretimi, bu ekosistemlerin sağlığına bağlıdır. Doğal altyapı dediğimiz kavram tam da burada devreye girer. Betonla inşa ettiğimiz sistemler kadar, doğanın inşa ettiği sistemler de ekonomik değere sahiptir. Bugün birçok ülkede doğal ekosistemler “maliyet” değil, “varlık” olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Deniz çayırları da bu yaklaşımın en somut örneklerinden biridir.

Kaybın nedenleri

Deniz çayırlarının kaybı rastlantısal değil; insan faaliyetleriyle doğrudan bağlantılıdır. Kıyı yapılaşmaları, dolgu alanları, kontrolsüz çapa atımı, kirlilik ve artan deniz suyu sıcaklıkları bu kaybın başlıca nedenleri arasında yer alır. Özellikle Akdeniz havzası, iklim değişikliğinden en hızlı etkilenen bölgelerden biridir. Deniz suyu sıcaklığındaki artış, bu hassas ekosistemleri doğrudan etkiler.
Üstelik deniz çayırları çok yavaş büyür; kaybedilen alanların doğal yollarla geri kazanılması onlarca yıl sürebilir. Bu nedenle koruma, yalnızca bir tercih değil; stratejik bir zorunluluktur.

Genç bir soru, büyük bir farkındalık

Geçtiğimiz günlerde, bir lise öğrencisi ile, Youtube kanalımda, bir söyleşi yaptık. Bana “deniz altındaki ormanlardan “bahsetti. Bu gerçekten umut verici bir bakış açısı. Çünkü yeni kuşak artık yalnızca “büyümeyi” değil, “dengeyi” sorguluyor. Doğanın görünmeyen değerlerini biz, değil onlar daha çok merak ediyorlar.

 

Belki de en kritik soru şudur:

Görmediğimiz şeyleri ne kadar koruyabiliyoruz?

Deniz çayırlarını tek bir cümleyle özetlemek gerekirse: Deniz altındaki görünmeyen ormanları korumak, geleceğin hem ekolojik hem ekonomik güvenliğini korumaktır. Bugün sürdürülebilirlik yalnızca karadaki üretimi değil; denizdeki yaşamı da kapsamak zorundadır. Çünkü doğa bir bütün olarak çalışır. Karada yaptığımız her tercih, denizi etkiler. Denizde kaybettiğimiz her değer, kıyıdaki yaşamı dönüştürür. Gerçek zenginlik bazen gözümüzün önünde değil, gözümüzün altında saklıdır. Ve belki de şimdi yapmamız gereken şey, denizin altına biraz daha dikkatle bakmaktır.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?