
Merhaba,
Geçen hafta yazımın ana konusu bilginin teyit edilmesi idi. Bizimle paylaşılan her bilginin gerçekliğinin sorgulanmasının mümkün olamaması nedeni ile hayatımızda yaratabileceği olumsuzluklarla ilgili endişelerimden bahsetmiştim.
Bu hafta yazacağım konu hakkında düşüncelere daldığım bir sırada yapay zeka ile insan davranışının benzer bir çalışma prensibi olabileceği konusunda bir aydınlanma yaşadım. Bazılarınızda bu konudaki farkındalığımın geç kalmış olabileceği konusunda hafif alaycı bir tebessümün yüzünüze yerleştiğini hisseder gibiyim.
Lakin burada farkındalığım muhtemelen yeni olmamakla birlikte bu şekilde bir tanımla gibi taşların yerine oturması belki bu hafta oldu.
Uzmanların belirttiğine göre yapay zeka asistanlarının çalışma modelinde, yapay zeka genelde bizlerin istediği bir bilgi hakkında vereceği cevabın "doğru" olup olmadığına bakmaz, o bilginin veri setinde ne kadar sık geçtiğine ve bağlama ne kadar "yakıştığına" bakar. Burada kullandığımız “doğru olduğuna bakmaz” tabirini belki de şöyle düzeltmeliyiz, BAKAMAZ. Çünkü çalışma prensibi bu şekilde kurgulanmış. Unutmamalıyız ki; teyit edilmemiş bilgiyle donatılmış insan da tıpkı bu modeller gibi, işletim sistemi hatalı bir donanıma benzer.
Bilim insanlarının kullandığı bazı asistanlarda bu seviye bizim bildiğimiz modelleme gibi çalışmıyor olabilir hatta belki de hayal ettiğimizin bile ilerisinde çalışan modeller olabilir. Ben kendi adıma bildiğim ve bana aktarılan çalışma modeli üzerinden yorumlamaya çalışıyorum.
Peki, insan ve yapay zekanın çalışma modelini nerede benzettin? diye sormaya başladığınızı düşünüyorum.
Biz insanoğlu tüm birikimimizi bize aktarılan ve öğretilenler üzerinden sağladık. Duyduklarımız zaman zaman gördüklerimizin hatta çoğu zaman göremediklerimizin önüne geçti. Ki konu ne olursa olsun kulaktan kulağa yayılan her şey zamanla ilk çıktığı kaynaktan çok farklı bir hale evrilmiş olarak son durağa varmıştır. Konu azalmış ya da abartılmış olsun artık yalın halde değildir. Değişmiş başkalaşmış ve kullanılacağı yere göre de bırakın faydasını bu yeni hali artık zarar bile verebilir bir şekle bürünmüştür.
Geçen hafta düşüncelerimi, artık her bilgiyi teyit etmeli ve doğruluğuna emin olmadan kullanmamalıyız diye, aktarmıştım.
Şimdi şöyle yorumlayalım lütfen; hatalı, yanlış ve doğru olmayan bilgiler ile harmanlanmış bir kişinin ortaya koyacağı düşünce ve yorumda ne kadar sağlıklı bir sonuç ortaya koyabilir. Bu burada cevabını beklerken hızlıca yapay zeka benzerliği ile ilgili sorumu da sormak istiyorum. İstenilen bir bilgiyi sadece veri seti sıklığına göre analizi programlanmış bir yapay zeka asistanının vereceği cevap, ortaya koyacağı yorum nasıl olacaktır.
Ben bu iki sorunun yanıtının da aynı yola çıkan bir kesişme noktası olarak yorumluyorum. Elde ettiğimiz veriler, bilgiler ne kadar doğru ve sağlıklı ise ortaya çıkarılacak sonuç o kadar doğru olacaktır.
Gençliğimizin şehir efsanelerinden olan ve benim de örneklerimde sık sık dile getirdiğim bir konu vardır. Kampüs içerisinde bir öğrencinin şaka olarak ortaya attığı bir haber (diyelim), fısıltı gazetesi ile kulaktan kulağa dilden dile yayılarak tüm öğrenciler arasında konuşulur olmuştur. Sonrasında aynı haber bir başkası tarafından ilk ortaya atan öğrenciye söylendiğinde artık o öğrenci kendi yaptığı şakayı daha ciddiye alır ve aslında ben gerçek bir bilgiyi paylaşmışım diye düşünerek kendi şakasına inanır olmuştur. O haber artık o öğrenci için bile gerçektir.
Şöyle bir söylem bile vardı. Gördüğüne mi inanacaksın yoksa duyduğuna mı? Artık gördüklerimizin bile gerçekliği konusunda ciddi şüphelerimiz var.
Yapay zekayı ortaya çıkaran insan ve çalışma şeklini de kendisine benzetmesi çok doğal.
Fakat her bilgiyi doğru kabul ederek paylaştığımıza biz de CANLI birer YAPAY ZEKA olmuyor muyuz?



