BIST 100
14.550,88 -0,25%
DOLAR
44,8761 0,04%
EURO
52,8779 0,16%
GRAM ALTIN
6.959,82 -0,09%
FAİZ
39,58 0,87%
GÜMÜŞ GRAM
115,74 -0,65%
BITCOIN
75.290,00 0,84%
GBP/TRY
60,7119 0,07%
EUR/USD
1,1774 0,08%
BRENT
94,16 4,18%
ÇEYREK ALTIN
11.379,31 -0,09%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
16 °

Üzgünüz “ … maalesef oluyor?!”

Prof. Dr. Nurettin Demir yazdı

Eşim Dr Esen Demir ile birlikte İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanından İzmir'e doğru hareket etmek üzere uçaktaki yerlerimizi aldık. Kemerlerimizi bağlarken, Saat 12.30'da yetkili bir hostes "Boarding Completed" (Uçağa biniş süreci tamamlandı) dedikten sonraki anons başladı. Önce Türkçe, sonra İngilizce olarak "Dünya kadınlar günününü kutlarız" duyurusuna yolculardan bir kaç cılız alkış geldi. Bırak uçaktakilerin, dünyanın tadı yok ki "kadınlar gününü" kutlasınlar, yada alkışlasınlar. Heryer ateş çemberi...
İzmir Adnan Menderes Havaalanına uçaktan zamanında indik. Hava güneşli ama İzmirlilerin de tadı tuzu yoktu. "Kadınlar günü" olmasına karşın başta kadınlar olmak üzere yolda yürüyenlerin, trende oturanların yüzünden mutsuzluk ve umutsuzluk okunuyordu. Dünyayı sarsan savaşın üzüntü ve mutsuzluğunun izleri sokaktakilerin yüzlere yansıyordu.
İZBAN banliyö treni ile İzmir Alsancak garına geldik. Valizlerimiz ile garın çıkışındayız. Onlarca kadın garın Bornova tarafında gar binası ile cadde arasına sıkışmışlardı. Ellerine pankart, flama, dillerinde protestolar ile yürüyüş yapmaya hazırlanıyorlardı. Garın İzmir tarafında da protestocular kadar hatta daha fazla polis yığılmış, yürüyüş düzenine geçecek kadınları bekliyorlardı. Trenden inen biz yolcular da ellerimizdeki valizlerle zar zor emniyet güçlerinin arasından geçip yolun karşısına geçmeye çalışıyorduk. Yeşil ışığı bekliyoruz. Üstelik günlerden Pazar. “Yetkililer, kadınlarımızın toplanma yeri olarak, İzmir'de hatta Alsancak'ta hiç geniş bir alan bulamamışlar da garın önündeki daracık alanı mı bulmuşlar?” demekten kendimizi alamadık. Pes vallahi. Ne demeli ki?
Kadınlar Anayasal, demokratik haklarını kullanmak istiyorlar. Tüm Türkiye'de olduğu gibi İzmir’de de onlarca emniyet görevlisini Alsancak garının önüne yığarak sanki göz dağı veriyorlardı. Bırakın kadınlarımız "Dünyayı ekonomik ve psikolojik olarak etkileyen ABD İsrail İran savaşı ile Orta Doğu savaşında dökülen kanları, katliamları protesto etsinler. İranda atılan bir bomba ile 170 kız öğrenciyi katledenleri, ülkemizde rutin uygulamaya giren kadın cinayetlerini, 2025 yılında 653 kadını gözlerini kırpmadan öldüren katilleri ve o düzeni yaratanları, erkek zulmünü, Gazze'de binlerce masum çoluk, çocuk ve kadını gözlerini kırpmadan öldürenleri protesto etsinler. Hayır olmaz! diyen bir anlayış, hukuk tanımayan bir yönetimi bir kez daha gördük.

8 Mart; aslında kadınların yaptığı mücadeleler, çektiği acılar, yaşanan ölümlerden esinlenerek oluşan "Dünya emekçi kadınlar gününü" ne yazık ki kapitalizm kendi lehine revize ettiği için "Dünya kadınlar günü" olarak kutlatıyor. Aslında bir mücadele gününün yıl dönümüdür 8 Mart.
2026 yılının 8 Martı, ABD- İsrail- İran Savaşının 9. gününe denk geldi. Megaloman Trump, tam bir dünya kabadayısı. Netanyahu ile birlikte uluslararası hukuğu hiçe sayan, savaş suçu işleyen, insan sevgisinden hiç nasibini almamış 21. yüzyıl Hitler bozuntusu liderler grubu.! Uzaktan yakından dünyanın altını üstüne getiriyorlar.

Dünyanın neresine ve nasıl bakarsak bakalım, ya da neresinden bakarsak bakalım, acıların merkezinde her zaman hep ve öncelikli olarak çocuklar ve kadınlar var.

Dünyada kadına eşitlik fırsatını ilk tanıyan ülkelerin başında gelmemize ve yüz yılı aşkın bir süre geçmesine karşın her geçen gün bir önceki günü, ayı, yılı arar olduk.

Öldürme, katletmeler rutine bindiki; bırakın kadınların öldürülmesi öğrenci öğretmenini öldürür duruma geldik.
Son 25 yılda öyle bir nesil yetiştirdik ki, öğrencisinden bakanına “vur birini al ötekini” der hale geldik. Bir öğrenci baş tacı edeceği öğretmenini bıçak darbeleriyle, göz göre göre, gözlerini dahi kırpmadan katledebiliyor. O çürük sistemin baş yöneticisi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, önce duymazlıktan gelip. sonra da kamuoyunun baskısıyla Fatma Nur Çelik öğretmenin öldürülmesiyle ilgili yaptığı gecikmeli açıklamada, üzüntülerini belirtip "... maalesef olabiliyor!..." deyip pişkinliğe vuruyor. Günah çıkarmaya çalışıyor.

Ne demeli?

Ey Milli Eğitim Bakanı!.. tuvalet bile yoktu dediğin 25 yıl öncesi Cumhuriyet Okulları, Köy Enstitüleri ve bir çok devlet yatılı okullarından binlerce öğrenci, öğretmen, okutman, meslek sahibi ve bakan yetişti. Okullarımızdan bilime inanan, bilim adamları, kültürlü, çağdaş milyonlarca Türk vatandaşı mezun oldu. İki Nobel ödüllü değerimizl o dönem okullardan yetişti. Ya sizin son 25 yıllık döneminizde öğretmenini bıçaklayan, katleden, uyuşturucu müptelası, genç yaşta mafya özentili dolandırıcı, kalpazanlar ve ülkesinde yaşamak istemeyen bir gençlik yarattınız. Siz öncelikle cezaevlerine, icralık olan yurttaşlara ve toplumun %74 kart borçlusu insanlarına bakın. Sonra sıra tuvaletlere gelsin sıra...

Böyle bir günde böyle bir karamsar yazı yazmak istemezdim. En azından bana yakışmaz. Yaşadığımız günler ne yazık ki böyle. son birkaç gün içinde okullarımızda yaşanan olaylar bizleri iyiden iyiye çilenden çıkardı. Türkiyeyi endişe ve yasa boğdu. Önce Ş.Urfa Siverekte yaşanan pompalı tüfek saldırı olayı ile yaralanan 17 öğrenci. dün Kahramanmaraş'taki orta son sınıf öğrencinin okul baskınıyla 9 öğrenci ve öğretmenin yaşamını kaybetmesi ve yaralanan öğrenciler Milli Eğitimin yüz karası olarak tarih sayfalarına yazıldı. Ölenlere rahmet, ailelerine sabır ve yaralılara da acil şifalar dilerim.
Artık Milli Eğitim Bakanının bir dakika bile o koltukta oturtulmaması gerekir.
Yaşanan bu müessir olaylar, başında yayın yasaklarıyla geçiştirilmemeli be geçmişteki yaşadığımız Maraş olayları tekrarlanmaması için önlemler alınmalıdır.

Dünyada barış, ülkemizde barış ve huzur. En büyük dileğimizdir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?