BIST 100
14.274,02 0,10%
DOLAR
46,6202 0,14%
EURO
53,0953 0,16%
GRAM ALTIN
6.130,13 1,67%
FAİZ
40,33 -0,79%
GÜMÜŞ GRAM
88,74 2,39%
BITCOIN
60.127,00 0,84%
GBP/TRY
61,5761 0,04%
EUR/USD
1,1384 0,12%
BRENT
71,99 -4,34%
ÇEYREK ALTIN
10.022,75 1,67%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
25 °

26 Haziran: Bir Ordunun Değil, Bir Milletin Gurur Günü

Nurlan Zaliyev yazdı

Her milletin tarihinde dönüm noktaları vardır. Öyle tarihler vardır ki sadece takvim yapraklarında yer almaz; nesiller boyunca hafızalarda yaşamaya devam eder. Azerbaycan için 26 Haziran da işte böyle bir gündür. Bu tarih yalnızca Silahlı Kuvvetler Günü değildir. Aynı zamanda bağımsızlığın, vatan sevgisinin, fedakârlığın ve şehit kanıyla yazılmış destanların sembolüdür.

Bugün güçlü, modern ve caydırıcı bir Azerbaycan ordusundan söz edebiliyorsak bunun arkasında yüz yılı aşan büyük bir mücadele vardır.

1918 yılında kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, henüz bağımsızlığını ilan etmesinin ardından milli ordusunu kurarak tarihî bir adım attı. O gün atılan bu temel, yalnızca bir askeri teşkilatın değil, bağımsız devlet anlayışının da ilk taşlarından biri oldu. Genç cumhuriyet uzun ömürlü olamasa da kurduğu ordu, Azerbaycan halkının hafızasında bağımsızlık idealinin simgesi olarak yaşamaya devam etti.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından yeniden bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan, ne yazık ki ağır sınavlarla karşı karşıya kaldı. Karabağ'ın işgali, binlerce şehit, yüz binlerce göçmen ve yıllarca süren büyük bir acı...

Fakat tarih gösterdi ki hiçbir işgal sonsuza kadar sürmez.

Modern Azerbaycan ordusunun bugünkü seviyeye ulaşmasında Ulu Önder Haydar Aliyev'in büyük payı vardır. Göreve geldiği ilk yıllardan itibaren orduyu devletin en önemli kurumlarından biri olarak gördü. Disiplinli, eğitimli ve milli değerlere bağlı bir ordunun inşası için önemli adımlar attı. Askeri eğitim kurumlarının güçlendirilmesi, profesyonel kadroların yetiştirilmesi ve ordunun modernleşmesi yönünde başlatılan çalışmalar, bugün elde edilen başarıların temelini oluşturdu.

Bir devletin ordusu sadece silahlarla değil, inançla güçlenir.

Bu inancın sembollerinden biri de hiç kuşkusuz Milli Kahraman Mübariz İbrahimov'dur. Tek başına düşman mevzilerine girerek gösterdiği eşsiz cesaret, yalnızca Azerbaycan'da değil bütün Türk dünyasında hayranlık uyandırdı. O, vatan sevgisinin sözle değil, gerektiğinde canla ispat edildiğini gösterdi.

Aynı şekilde General Polad Heşimov da Azerbaycan halkının gönlünde silinmez bir yer edindi. En ön safta askerleriyle birlikte görev yaparken şehit düşmesi, milyonlarca insanı derinden sarstı. Onun ardından yükselen birlik ruhu, aslında yaklaşan büyük zaferin de habercisiydi.

2016 yılında yaşanan Nisan Savaşları, Azerbaycan ordusunun artık eski ordu olmadığını bütün dünyaya gösterdi. Yıllardır süren sessizlik bozulmuş, işgal altındaki bazı stratejik bölgeler kurtarılmıştı. Bu çatışmalar yalnızca askeri başarı değil, moral üstünlüğünün de Azerbaycan tarafına geçtiğinin göstergesiydi.

Aradan iki yıl geçti.

2018 yılında Günnüt Zaferi kazanıldı. Stratejik öneme sahip Günnüt ve çevresindeki yüksek noktaların kontrol altına alınması, ordunun planlama kabiliyetini ve operasyon gücünü bir kez daha ortaya koydu. Bu başarı, yaklaşan büyük mücadelenin aslında bir provası niteliğindeydi.

2020 yılının Temmuz ayında yaşanan çatışmalar sırasında General Polad Heşimov'un şehit düşmesi, yalnızca Azerbaycan'da değil tüm Türk dünyasında büyük üzüntü yarattı. Ancak o acı, milleti umutsuzluğa sürüklemedi. Aksine tek yürek olmayı başaran bir halk ortaya çıktı.

Ve ardından tarih sahnesine geçen o büyük mücadele başladı.

27 Eylül 2020...

Tam 44 gün boyunca Azerbaycan ordusu, destansı bir mücadele verdi. Modern savaş teknolojisini yüksek disiplin, profesyonellik ve büyük bir vatan sevgisiyle birleştiren askerler, yıllardır işgal altında bulunan toprakları adım adım kurtardı.

Cebrayıl, Fuzuli, Zengilan, Gubadlı ve daha birçok şehir özgürlüğüne kavuştu.

Sonra ise bütün dünyanın dikkatini çeken o büyük zafer geldi.

Şuşa'nın kurtuluşu...

Sarp kayalıklardan ilerleyen Azerbaycan askerleri, tarihe altın harflerle geçen bir operasyon gerçekleştirdi. Şuşa'nın özgürlüğüne kavuşması, savaşın kaderini değiştirdi ve zaferi kesinleştirdi.

10 Kasım 2020'de imzalanan anlaşmayla Azerbaycan, uluslararası hukukun yıllardır tanıdığı topraklarının önemli bölümünü yeniden kontrol altına aldı.

Bu zafer yalnızca askeri bir başarı değildi.

Bu zafer, yıllarca evlerine dönemeyen insanların umuduydu.

Bu zafer, şehit annelerinin gözyaşlarına verilen bir sözdü.

Bu zafer, bayrağın yeniden özgür semalarda dalgalanmasıydı.

Bugün Azerbaycan ordusu, bölgenin en güçlü ordularından biri olarak gösteriliyorsa bunun arkasında yalnızca modern silah sistemleri yoktur. İnanç vardır. Eğitim vardır. Disiplin vardır. Vatan sevgisi vardır.

Ve en önemlisi, bu toprağın her karışını canından üstün gören kahraman evlatlar vardır.

26 Haziran vesilesiyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emrinden ilham alan Türk askerî geleneğini yaşatan bütün kahramanlar ile Azerbaycan'ın bağımsızlığı ve vatan bütünlüğü uğruna can veren tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

Başta Mübariz İbrahimov ve Polad Heşimov olmak üzere, ismini bildiğimiz ya da bilmediğimiz bütün kahramanlar, bu milletin sonsuz hafızasında yaşamaya devam edecektir.

Çünkü bazı insanlar ölmez.

Onlar, dalgalanan bayrağın renginde, okunan ezanda, özgürce yaşanan vatanda ve gelecek nesillerin umutlarında yaşamayı sürdürür.

26 Haziran kutlu olsun.

Yaşasın güçlü Azerbaycan Ordusu.

Yaşasın bağımsız Azerbaycan.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?