BIST 100
14.274,02 0,10%
DOLAR
46,6202 0,14%
EURO
53,0953 0,16%
GRAM ALTIN
6.130,13 1,67%
FAİZ
40,33 -0,79%
GÜMÜŞ GRAM
88,74 2,39%
BITCOIN
60.127,00 0,84%
GBP/TRY
61,5761 0,04%
EUR/USD
1,1384 0,12%
BRENT
71,99 -4,34%
ÇEYREK ALTIN
10.022,75 1,67%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
25 °

ALEVİ-BEKTAŞİ GELENEĞİNDE AŞURE

Ali Rıza Özkan yazdı

Son yıllarda Alevi-Bektaşi meşrebine dahil olmayanlar arasında da, Muharrem ayında Aşure yapmak ve paylaşmak gelenek haline geldi. Ancak, bu konuda ısrarlı olarak bir hata tekrarlanıyor. O da, Aşurenin 10 Muharrem gününde dağıtılması.

Bu yazımızda, Alevi-Bektaşi geleneğinde Aşure ve paylaşılması ile ilgili geleneğe değineceğiz. Umarız, bu yazımızla, 10 Muharrem günü Aşure dağıtmak konusunda ısrarcılar hatalarını anlar ve bu ısrarlarını terk ederler.

* * *

Anadolu’da aşure, her şeyden önce 12 İmamların yasının bitimi ve Ehl-i Beyt soyunun (İmam Zeynel Abidin’in) sağ kurtulmasının bir şükran lokmasıdır.

Bu lokma, yüzyıllar boyunca dergahlarda, cemevlerinde ve köylerde ortaklaşa pişirilip “birlik-beraberlik” adına tüm topluma pay edilmiştir.

Aşure paylaşım kültürü zaman içinde Anadolu’da yan yana yaşayan Alevi ve Sünni topluluklar arasında tam bir komşuluk ve dayanışma geleneğine dönüşmüştür. Bu noktadan bakınca, Aşurenin İslam birliğine, toplumsal barışa ve karşılıklı hoş görüye büyük katkı sağladığını da kaydetmek gerekir.

Kısacası, aşureyi bir “yas-şükran lokması” olarak pişirmek ve bunu toplumsal bir yardımlaşma/paylaşma ritüeline dönüştürmek tamamen bu topraklara ait, Türk kültür havzasının ürettiği benzersiz bir mirastır.

* * *

Bugün bildiğimiz anlamda “aşure kaynatıp kapı kapı dağıtma” pratiği, ne genel İslam dünyasındaki Sünni fıkhında bir ibadet olarak yer alır, ne de Arap/Kuzey Afrika gibi diğer Müslüman coğrafyaların kültüründe böyle bir tatlı ikramı geleneği vardır.

Aşure paylaşımı tamamen Müslüman Türk coğrafyasına, ama özellikle de Anadolu topraklarına, Alevi-Bektaşi kültür mayasına özgü bir gelenektir.

* * *

Alevi-Bektaşi geleneğinde Aşure, 12 günlük Muharrem (Yas-ı Matem) orucu tamamen bittikten sonra pişirilir ve pay edilir.

Kerbela'da İmam Hüseyin ve canların susuz bırakılarak şehit edilmesi nedeniyle tutulan oruç ve yas süreci 12 gün sürer. Oruç ve yas devam ederken, bir lokma lokum dahi dağıtılmadığı gibi sevinç veya ikram içeren aşure de kaynatılmaz.

Muharrem ayının 13. günü (bazen 12. günün akşamı oruç açıldıktan sonra), İmam Zeynel Abidin'in (Kerbela katliamından sağ kurtulan, Hz. Ali'nin soyunu devam ettiren İmam) kurtuluşuna ve Ehl-i Beyt soyunun sürmesine bir şükran ifadesi olarak Aşure Çorbası kaynatılır ve pay edilir.

Bu süreç, orucun ve matemin bitişini, katliamdan kurtulan Zeynel Abidin’in şahsında umudun ve yaşamın devamlılığını simgeler.

* * *

Öte yandan, Sünni fıkhında Muharrem ayının 10. günü sadece bir oruç günüdür (Hz. Musa'nın Firavun’dan kurtulması veya Hz. Nuh’un gemisinin karaya oturması gibi anlatılara dayandırılan Aşure Orucu).

Bir ibadet veya fıkhi kural olarak “aşure tatlısı yapmak ve komşuya dağıtmak” gibi bir uygulama yoktur.

Bilindiği gibi, 10. Muharrem günü 1 veya 3 gün oruç tutmak İslam öncesinde de vardı ve İslam Peygamberi Hz. Muhammed bu orucun tutulmasını farz kılmıştı.

Ramazan orucu ile ilgili ayetin gelmesiyle birlikte 10. Muharrem’de oruç tutmak büyük ölçüde terk edilse de, bazı Müslüman kesimlerde bu geleneğin sürdürüldüğünü tespit ediyoruz.

Şii gelenekte de, Muharrem ayının ilk 10 günü tamamen ağır bir yas (Matem) atmosferidir.

Kerbela anmaları, taziyeler ve sinezenler yapılır.

Ancak, neşe, sevinç ifade edecek herhangi bir Şii ritüel yoktur.

Dolayısıyla, Sünni ve Şiilerde de 10. Muharrem günü Aşure kaynatıp dağıtmanın herhangi bir mantıksal açıklaması yoktur.

Peki, hiçbir İslam geleneğinde yer almadığı halde, ülkemizde birileri neden 10. Muharrem günü Aşure yapma ısrarındalar?

Bu sadece bir cehalet örneği mi, yoksa, Alevi-Bektaşi geleneğine kafa tutma tiyatrosu mu?

Oruç bitmeden Aşure kaynatıp dağıtanlara lütfen bu soruyu sorunuz.

* * *

Alevi-Bektaşi geleneğinde ise aşure, sadece bir tatlı yiyecek hazırlığı değil, içinde derin inançsal, tarihsel ve toplumsal semboller barındıran, baştan sona dualarla yürütülen kutsal bir “lokma dökme ritüeli”dir.

Aşure kazanına konacak malzemeler (buğday, nohut, fasulye, kayısı, incir, üzüm, ceviz vb.) geleneksel olarak on iki çeşitten az olmamak üzere seçilir. Bu sayı 12 İmamları simgeler.

Doğadaki ve toplumdaki farklılıkları temsil eden bu farklı bileşenlerin aynı kazanda, kendi kimliklerini kaybetmeden ama birbirleriyle bütünleşerek muazzam bir lezzet oluşturması, Alevi-Bektaşi felsefesindeki “kesrette vahdet” (çeşitlilikte birlik) anlayışının somut bir göstergesidir.

* * *

Aşure, sıradan bir yemek gibi ocak yakılıp kaynatılmaz. Hazırlık aşamasından pişirilmesine kadar her adımda pirin, dedenin veya ananın rehberliğinde dualar (gülbengler) okunur:

-Ocağın yakılması ve kazanın ocağa konması birer hizmettir. Çerağlar yakılır ve ocağı uyandırma duası edilir.

-Kazana atılan her bir ana malzeme dualarla eklenir. Aşurenin tuzu ve şekeri eklenirken ağız tadı, toplumsal barış ve rızalık üzerine gülbengler okunur.

-Kazanın başında bekleyen, malzemeleri doğrayan ve kazanı sürekli karıştıran kişilerin abdestli, temiz ve kâmil bir niyete sahip olmasına özen gösterilir. Kazanı karıştıranlar içlerinden Salavat-ı Şerife getirir, Şah-ı Merdan Ali'yi ve Kerbela şehitlerini zikrederler.

* * *

Kazan kaynayıp aşure kıvamını aldığında, ocaktan indirilmeden önce son bir Aşure Gülbengi okunur.

Bu duada, tutulan oruçların, çekilen yasların, verilen emeklerin Hakk katında kabul olması, ritüele katılan Canları Ehl-i Beyt’in katarından ve didarından ayırmaması niyaz edilir.

Aşureye “tatlı” denmesinden ziyade “Aşure Lokması” veya “Aşure Çorbası” denmesi inançsal bir edeptir.

* * *

Aşure hazır olduktan sonra dağıtım aşaması da toplumsal rızalığa dayanır:

İlk lokma her zaman pirin, dedenin veya dergâhın hakkı olarak ayrılır.

Ardından aşure, din, dil, ırk, mezhep ayrımı gözetmeksizin kapı kapı tüm komşulara, yoksullara ve canlara dağıtılır.

Dağıtan kişi “Hakk lokmasıdır, kabul olsun” diyerek ikram eder; alan kişi ise “Hakk kabul eylesin, erenlerin himmeti eksik olmasın” diyerek rızalığını belirtir.

* * *

Alevi-Bektaşi geleneğinde aşure kazanı kaynatılırken, ocaktan indirilirken ve lokma pay edilmeden önce pir, dede veya ana tarafından okunan çok köklü ve sırlar içeren Aşure Gülbengleri (duaları) vardır.

Bu gülbenglerin temel amacı; tutulan yas-ı matem oruçlarının Hak katında kabul olmasını dilemek, Kerbela şehitlerini anmak, Ehl-i Beyt soyunun devamı olan İmam Zeynel Abidin'in kurtuluşuna şükretmek ve toplumsal birliği pekiştirmektir.

Geleneksel olarak cemevlerinde ve meydanlarda aşure kazanı başında okunan en yaygın Aşure Gülbengi şu şekildedir:

Bism-i Şah…

Allah Allah!

Nimet-i Celilullah,

Bereket-i Halilullah,

Cümlemize şefaat eyle ya Resulullah!

Yiyene helal, yedirene delil ola;

Kazanıp getireni,

Pişirip yetireni,

Hakk saklaya,

Hızır bekleye;

Er Hakk aşure lokmalarımızı kabul eyleye;

Şehitler Şahı İmam Hüseyin Efendimizin ve Kerbela Şehitlerinin yüce ruhlarının şad olması için;

Yurdumuzun,

Milletimizin,

Cumhuriyet devletimizin bugün ve ile'l ebed esenlikte olması için;

Ahirete göçenlerimiz için;

Bu dünyada yaşayanlarımız için;

Gökten rahmet,

Yerden bereket eksik olmaya.

Hz. Peygamberimiz Muhammed Mustafa ve Şah-ı Velayet Aliyyel Mürteza ve İmam Hasan ve İmam Hüseyin ve İmam Zeynel Abidin ve Kerbela Şehitleri ve Hünkâr Hacı Bektaş Veli ve cümle Şehitler, Erenler, Evliyalar için

el-Fatiha!

Gerçeğe Hû,

Mümine ya Âli!

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?