BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,9137 0,13%
EURO
53,4834 0,06%
GRAM ALTIN
6.678,12 -0,14%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
111,78 0,76%
BITCOIN
73.755,00 0,16%
GBP/TRY
61,8463 0,19%
EUR/USD
1,1648 -0,09%
BRENT
93,00 2,06%
ÇEYREK ALTIN
10.917,35 -0,16%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
20 °

Operasyona ‘SAĞLAM’ dokunuş!

SelcukIsikyazdi.jpeg

Bizler futbol sever olarak bıktık ama onlar, yani TFF ve MHK bıkmadı! Bir maçta da hakem konuşmayalım diyoruz ama olmuyor. Fenerbahçe’yi şampiyonluk yarışından koparmalarına rağmen hâlâ sahada doğramaya devam ediyorsunuz! Bu kin, bu nefret neden? Anlamak mümkün değil. Hâlâ daha “acaba kazanırsa şampiyon olma ihtimali doğar” diye mi korkuyorsunuz Fenerbahçe’den? Biraz şerefli olun!

Fenerbahçe sahada Gaziantep karşısında net bir galibiyet almış olsa da skor 4-1 olmasına rağmen bir kez daha gördük ki bu ligde maçlar sahada değil, masa başı operasyonlarıyla yönetiliyor. Kadir Sağlam kimdir, hatırlatalım! Galatasaray’ın kadrolu hakemlerinden olan ve düne kadar son beş yılda hemen hemen Galatasaray’ın tüm Avrupa maçlarından sonra içerde veya deplasmanda maçlarına atanan ve maçı bir şekilde Galatasaray’ın lehine sonuçlandıran hakemdir kendisi…

Bugün de hiç şaşırtmadı; ilk düdükle birlikte niyetini aşikâr etti. Doksan dakika boyunca kırmızı kart olsun, sarı kart olsun, penaltı olsun, hepsini titizlikle aradı; sonunda da olmayan bir pozisyonda penaltı vererek rakibe avantaj sağladı. Amacının ne olduğunu artık herkes görüyor ve biliyor: Fenerbahçe şampiyonluk yarışından matematiksel olarak tamamen kopsun çabası…

Türk futbolunda bir standart yok; hiç olmadı desek abartı olmaz!

Türk futbolunda adalet tamamen formanın rengiyle doğru orantılı hâle geldi, uzun süredir de bu şekilde maalesef. Forma rengi sarı-kırmızı ise bundan emin değiliz, renkleri sürekli değişiyor, eski renkleri diyelim; saha içinde her şey serbest: küfür de dahil, hakeme hakaret, rakip futbolcuya çok sert müdahale, keyfi kendini yere atarak avantaj sağlama… Kart zaten görmüyorlar, say say bitmez. Forma rengin sarı-lacivert ise her şey sana yasak, rakibin kimse ona serbest! Bu arada bu konulardan şikâyet eden başka camialar da var tabii, geneli memnun gibi. Böyle bir futbol ikliminde şampiyonluk mücadelesi veriyorsun; yönetenlerin utandığını daha görmedik…

TFF ve MHK… Korku mu, kurgu mu?

Sakın ha görüşmesinin yankıları bitmedi, bitmeyecek! Ligi nasıl kurguladıkları elbet çıkar ortaya. TFF ve MHK kim veya kimlerden talimat alıyor? Fenerbahçe’nin şampiyonluk yarışında zor bir konumda olduğunu, bu hâle getirmek için yeterince mücadele verdiklerini görmemize rağmen hâlâ neyin derdindesiniz? Bazı bilgileri zamanı gelince paylaşırız elbet. Her yazımda belirttiğim gibi yine TFF’ye sesleniyorum: Lanet kupanızı verin Galatasaray’a, kimse sizin pisliklerinizi izlemek zorunda değil…

Yasadışı bahisten gelir elde etmek suç değilmiş?

Galatasaray’ın Avrupa maçı nedeniyle Göztepe ile bu haftaki maçı ertelendi. Bu vesile ile bu haftaki yazıda mevcutta gündemi fazlaca meşgul eden bazı konulara değineceğim.

En çarpıcı başlıklardan biri, Eray Yazgan’ın yasadışı bahis sitesi sponsorluğu ile ilgili reklam vererek bahis ya da şans oyunlarını teşvik ettiği iddiasıyla yargılandığı davada 10 ay hapis ve 2 bin lira para cezasına çarptırılmıştı. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermişti. 32. Ceza Dairesi, birkaç gün önce dosyada sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğini ortaya koyan herhangi bir delil bulunmadığını belirterek Yazgan’ın beraatine hükmetti.

Soru açık ve net: Yasadışı bahis sitesi ile ilgili sözleşme kamuoyunda paylaşıldı! Galatasaray Başkanı Dursun Özbek’in de imzası varken neden sadece Eray Yazgan yargılandı? Artı, ceza bile almadı! Galatasaray Başkan Yardımcısı Niyazi Yelkencioğlu’nun “Merit K. ile sponsorluk yaptık ve paranın yarısı hesabımıza geçti” söylemi neden dikkate alınmadı?

Bu durum basit bir “iletişim kazası” diye geçiştirilemez. Çünkü kulüp başkanı Dursun Özbek’in daha sonra Eray Yazgan’a bu dosyada verilen cezaya kamuoyu önünde sahip çıkmak zorunda kalması, meselenin tek başına bir reklam panosu veya kısa süreli bir sponsorluk hatası olmadığının net kanıtıdır.

Şaibenin sponsoru olmaz!

Galatasaray’ın inanılmaz bir sponsorluk mezarlığı oluşmaya başladı! Firmalar gelip sponsor oluyor, kısa sürede ya konkordato ilan ediyor ya da iflas ediyor. Bunların tesadüfi bir durum olmadığı çok açık. Burada yapılmak istenen nedir? Bazı sponsorlukları aşağıda isimleriyle vereceğim:

GKN Kargo → Sponsorluk sonrası konkordato ve iflas.
NEF Gayrimenkul → Sahibi Erden Timur, 2025'te kara para aklama suçlamasıyla tutuklandı ve TMSF kayyum atandı.
Başkent İnşaat → Şirket sahibi için yakalama kararı / hapis cezası.
Dumankaya İnşaat → Sponsorluktan sonra FETÖ soruşturmasında TMSF kayyum atandı.
Maydonoz Döner → FETÖ finansmanı iddiasıyla TMSF kayyum atandı.
SIXT → Konkordato ilan etti.

Bu kadar sıkıntılı sponsorluklardan sonra ilgili kurumların, özellikle de TFF’nin, haksız rekabet olarak algılamadığı bu duruma tepki veya soruşturma gibi aksiyon almaması birlikte hareket ettiklerini veya anlaştıklarını gösterir. Bir takımın yaptıklarıyla Süper Lig’de sürekli olumsuz konularda bu kadar ön plana çıkması ve aksiyon alınmaması akıllarda inanılmaz şüpheleri beraberinde getiriyor.

Ülke futbolunun adeta özeti gibi… Fenerbahçe’yi bitirmek için yola çıkanların, ülke futbolunu bitirdiklerine şahit oluyoruz. Maalesef durum tespiti net budur.

Şampiyonlar Ligi’nde imaj erozyonu; sahada dağıldılar, Avrupa’da kaybedilen itibar!

Galatasaray’ın Avrupa sahnesine vedası sahada çok ciddi itibar kaybı yaşayarak oldu! Liverpool karşısında alınan 4-0’lık ağır mağlubiyet, sahada olmayan oyun kadar Avrupa basınında Galatasaraylı futbolcuların kendilerini futboldan uzak, gereksiz şekilde oyunu soğutmak ve zaman geçirmek için yere atmaları “acizlik” olarak nitelendirildi.

Türkiye’de uzun süredir göz ardı edilen bir gerçek var: Gereksiz yere kendini yere atan, oyunu yavaşlatan ve sakatlık numarasıyla zaman geçiren Galatasaraylı oyunculara gösterilen ayrıcalık! Bu davranışlara prim veren Türk hakemleri, belki de farkında olmadan dün gece yaşanan bu rezilliğin en büyük müsebbipleridir. Çünkü sahada bu alışkanlıkları normalleştirmeleri, Galatasaraylı oyuncuların buna göre refleks geliştirmelerine sebep oldu.

Maalesef Avrupa sahnesinde durumlar hiç de öyle değil. Oyun temposu, topun oyunda kalma süresi ve hakem standardı çok daha farklı seviyelerde. Orada “oyunu soğutma” değil, oyunda daha fazla kalabilme mücadelesi var. Türkiye’de hakem ittirmelerine alışan bir takım, bu ayrıcalıklar Avrupa’da karşılık bulmadığında çok ciddi rezillikler ortaya çıkıyor; tıpkı dün geceki gibi.

Velhasıl işin özü: Sorun sadece kollanan takımda ve futbolcusunda değil; bu sistemi Türk futbolunun içine sokan zihniyet ve yönetenlerde, yani TFF ve MHK’da.

Kulübün marka değerinden ziyade ülke futbolunun Avrupa’da temsiliyeti ve imajı açısından hakikaten çok kötü bir gece ve izlenim oldu. Süper Lig’de olmayan adaletin, ligde sadece bir takımı kollamanın sonucu, bedeliydi dün gece yaşananlar. Söylemekten yorulduk belki ama Türk futbolunda adil rekabet ve adaletli yönetim anlayışı diri tutulmadığı sürece Avrupa’da takımların başarılı olma ihtimali çok düşük. Hele ki haddinden fazla kollanan Galatasaray’ın imkânsız!!!

Sevgilerimle…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?