
Tarihçilikte bilimsel zihniyet sahibi olan Halil İnalcık’ı tercih ediyorum. İlber Ortaylı, bildiği diller, zengin genel kültür ve tarih bilgisiyle övülüyor - haklı olarak. Hayran olunası derya deniz bilgisine diyecek yoktur gerçekten. Ama bu bilgisini hangi amaçla kullandı?
Öyle anlaşılıyor ki, Ortaylı’nın hayatı iniş ve çıkışlarla dolu. Solculuktan Fetullahçılığa, hükümet yanlısı tutumları ile cumhuriyetin değerlerini savunma arzusu arasında gidip gelmeler. Çelişki ve tutarsızlıklarla dolu bir hayat. Bu doğal olarak birbirinde çok farklı tepkileri beraberinde getiriyor. Övmekle bitiremeyen bir tarafta, onu cahil edenler diğer aşırı uçta.
Ortaylı bilgisini Celal Şengör ile birlikte kaba bir anti-sosyalist ideoloji için araçsallaştırmıştır dersek hiç yanlış olmaz. Bunu televizyon konuşmalarında hiç gizlemeden ifade etmekten büyük memnuniyet duydu. Fakat kendisini toplumun emekçi sınıflarıyla olumlu bir şekilde ilişkilendiremediği için Cumhuriyet ve Atatürk, ülke ve ulus ile ilişkileri hep temelsiz, içi boş, sıklıkla da yanlış argümanlarla övgüye dönüştü.
Aynı şekilde Ortaylı’da anti-sosyalist olmak peşin hükümlü bir duruş olarak belirlendiği için ülkenin içinde bulunduğu durumdan çıkışa ilişkin herhangi bir perspektifi de yoktu. Bu nedenle rüzgâr nereye savurduysa oraya gitti, hep “güçlünün” yanında olmayı tercih etti.
Elbette kitapları okunmalı, söyleşileri izlenmeli. Muhakkak öğrenecek çok şeyler vardır. Elbette entellektüel mirası ile eleştirel olarak hesaplaşmak gerekir. Ama Halil İnalcık gibi bir bilimci olmaktan çok anti-sosyalist, emekçi karşıtı konformist bir ideolog olarak kaldığını da unutmamak gerekir.
Ortaylı’nın entelektüel mirası, emekten yana akademisyenler ve aydınlar tarafından eleştirel olarak sahiplendiği oranda gelecekte toplumun kültürel ve bilimsel bir zenginliğine dönüşecektir. Aynı şey şimdiden Ortalı’ya göre daha kaba bir anti-sosyalist olan Celal Şengör için de söylenebilir.
Ruhu şad olsun…



