BIST 100
14.473,77 -0,13%
DOLAR
46,3174 0,04%
EURO
53,8301 0,10%
GRAM ALTIN
6.444,96 -0,03%
FAİZ
41,57 -0,29%
GÜMÜŞ GRAM
104,28 0,03%
BITCOIN
64.811,00 -1,48%
GBP/TRY
62,3222 0,19%
EUR/USD
1,1603 -0,04%
BRENT
78,90 -0,08%
ÇEYREK ALTIN
10.537,50 -0,03%
İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
25 °

Azim ve Tutku mu, Yoksa Yetenek mi?

şenelkaraman

Hepimiz başarı hikayelerini dinlemeye bayılırız. Peki zirveye çıkanların asıl sırrı doğuştan gelen o sihirli "yetenek" mi, yoksa düştükçe ayağa kalkmayı sağlayan o tükenmez "azim" mi? Başarı söz konusu olduğunda, toplum olarak hepimiz kolaya kaçıp "yeteneği" gözümüzde çok büyütüyoruz. Televizyonda harika gitar çalan birini, sahada efsanevi bir gol atan futbolcuyu veya sıfırdan şirket kurup zirveye çıkan birini gördüğümüzde hemen "Adamda doğuştan yetenek var, şanslı doğmuş" deyip geçiveriyoruz. O insanların perde arkasında döktükleri teri, uykusuz gecelerini ve nasır tutmuş ellerini görmezden geliyoruz.

Oysa Psikolog Angela Duckworth’ün yıllar süren araştırmaları yetenekten öte bir şeylerin gerekli olduğunu söylüyor. Çok başarılı sporcuların, dahi bestecileri veya zirvedeki iş insanlarının ortak sırrı gökten zembille inen süper bir yetenek değil. Onları diğerlerinden ayıran asıl mesele, uzun vadeli hedeflerine duydukları o derin tutku ve düştükleri zaman ayağa kalkıp devam edebilme güçleri. Yani tek kelimeyle: Azim.

  1. "Yeteneğim Yok" Sadece Bir Bahanedir, Azim İse Geliştirilebilir

Birçok insan "Benim matematiğe kafam basmıyor" veya "Benim spora hiç yeteneğim yok" deyip denemekten bile vazgeçer. Bu insanlar yeteneklerinin doğuştan paket halinde geldiğine ve sonradan değişmeyeceğine inanmak gibi bir yanılgıya düşüyorlar. Aslında bu anlayış, çabalamamak için harika bir neden sunuyor.

Oysa kafamızı, dünyaya bakış açımızı, günlük alışkanlıklarımızı ve en önemlisi azmimizi değiştirmek tamamen bizim elimizde. Azmin zor yanı da budur; doğuştan gelmez, tıpkı bir kas gibi sonradan çalıştırılarak güçlendirilebilir. Aslında hayatta bizi durduran şey yeteneksizlikten çok, çoğunlukla çocuklukta geliştirilen o görünmez "Ben yapamam"duvarlarıdır. Anne babalar ve öğretmenler “yapamam” inancını yerleştirmek için ellerinden geleni yaparlar. Gerçek başarı, bu inanca meydan okuyup o duvarları yıkıp, zor bir hedefin peşinden bıkmadan usanmadan koşabilme inancıdır.

  1. Kuru Kuruna Çalışmak Yetmez, Akıllıca Çalışmak Lazım

Bir zamanlar çokça söylenen bir söz vardı: "Bir işe 10 bin saat harcarsan o işin piri olursun" lafı var ya, o kural aslında epey eksik biliniyor. Yirmi yıl boyunca her gün işe arabayla gitmeniz sizi bir Formula 1 pilotu yapar mı? Sadece çok zaman harcamak yetmiyor, o zamanı nasıl değerlendirdiğiniz asıl farkı yaratıyor. Sadece inat etmek ve sürekli aynı şeyi tekrarlamak işe yaramaz. Başarı için şunları da yapmak gerekiyor:

  • Eksikleri Geliştirmek: Hep en iyi yaptığınız, size kolay gelen şeyleri tekrarlamak yerine; nerede zorlanıyorsanız, nerede eksiğiniz varsa cesaretle oraya odaklanıp onu düzeltmeye çalışmak.
  • Tam Konsantrasyon: Aynı anda birden fazla iş yapmak farkında olmadan enerjiyi dağıtıyor. İşin başındayken aklını ve ruhunu %100 o işe vermek. Çünkü öylesine, aklın başka yerdeyken yapılan pratik tamamen boşa giden zamandır.
  • Eleştiriye Açık Olmak: Sürekli olarak "Bunu nasıl daha iyi yaparım?" diye işi bilenleri gözlemlemek, mümkünse fikir almak, hatalarla yüzleşmek ve kusursuz olana kadar bıkmadan tekrar etmek.
  1. İçinde Gerçek Bir Sevgi Yoksa, Azim de Bir Yere Kadar Dayanır

Peki bir insan onca yorgunluğa, başarısızlık ihtimaline, dışarıdan gelen eleştirilere ve binlerce saatlik o zorlu çalışmaya nasıl dayanır? Bunun tek bir sırrı var: Yaptığın işi yürekten sevmek.

Eğer sırf para, şöhret veya başkaları "aferin" desin diye bir yola çıktıysanız, ilk büyük zorlukta havlu atarsınız. Ama eğer hedefleriniz sizin kendi değerlerinize, inançlarınıza ve içinizdeki merak duygusuna hitap ediyorsa, o zaman o uzun yolculuk size eziyet değil, coşku verir. İşinizi gerçekten seviyorsanız, yeri geldiğinde yıllarca tatil yapmasanız, uykusuz kalsanız bile günün sonunda aynaya baktığınızda kendinizi huzurlu ve mutlu hissedersiniz.

  1. Gerçek Hayatta ve İş Dünyasında Bizi Kandıran "Yetenek" Tuzağı

Sadece "doğuştan parlak ve yetenekli" olanlara tapan, onları el üstünde tutan iş yerleri genelde kendi sonlarını hazırlarlar. Neden mi? Çünkü bu şirketler; ekibi asıl sırtlayacak olan çalışkan, alçakgönüllü ve kararlı insanları köşeye iterler. Sırf özgeçmişi çok parlak veya yetenekli diye burnundan kıl aldırmayan, bencil kişileri tepeye çıkarırlar. Sonuçta takım ruhu bozulur ve o yetenekli insanlar şirketin içini oyarlar.

Tüm bunlardan yeteneği önemsizleştirmek anlaşılmasın. Tutku ve azim olmadığında yeteneğin bir bir gücü yoktur. Başarıda asıl belirleyici olan tutku ve azimdir.

Uzun lafın kısası: Hayatta şu an nerede olursanız olun veya yaşınız kaç olursa olsun kafa yapınızı değiştirebilirsiniz. Bir şeye karşı doğuştan gelen bir yeteneğinizin olmaması, başarıya giden yolu asla kapatmaz. İçinizdeki o sönmeyen tutku, öğrenme hevesi ve asla pes etmeyen haliniz, sizi başlangıçta tahmin bile edemeyeceğiniz, yeteneklilerin bile ulaşamadığı o muazzam zirvelere taşıyacaktır.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?