
30 Aralık gecesi Üsküdar'da Fenerbahçe tribünlerinin tanınan isimlerinden İbrahim Gümüştekin'e yönelik düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin hazırlanan iddianame, organize suç dünyasında dosyaların mahkeme kararlarıyla kapanmadığını gösteren çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor.

Savcılık soruşturmasına göre saldırının arka planı, iki yıl öncesine uzanan bir husumete dayanıyor.
Ocak 2023'te Haliç Köprüsü üzerinde Ay Grubu Suç Örgütü lideri Halil Ay'a yönelik silahlı saldırı düzenlenmiş, saldırıyı Daltonlar Suç Örgütü üstlenmişti. Aynı yıl içerisinde Halil Ay, Fransa'daki bir çiftlik evinde öldürüldü.
Aradan geçen zamana rağmen, Ay Grubu'nun Haliç Köprüsü'ndeki saldırıyla ilgili olarak İbrahim Gümüştekin'in Daltonlar Suç Örgütü'ne yardım ettiğini düşündüğü ve bu nedenle kendisini sorumlu tuttuğu iddianamede yer aldı.
Ancak burada dikkat çekici bir ayrıntı bulunuyor.
İbrahim Gümüştekin, Haliç Köprüsü saldırısına ilişkin yürütülen yargılamada hakim karşısına çıkmış ve mahkeme tarafından beraat etmişti. Yani yargı makamları nezdinde söz konusu dosyada hakkında kesinleşmiş bir suçluluk tespiti bulunmuyordu.
Buna rağmen savcılığın son iddianamesine göre, organize suç dünyasında mahkeme kararlarının bir karşılığı olmadı.
İddialara göre Ay Grubu, Gümüştekin'i sorumlu görmeye devam etti. Geçmişte yaşanan olayların hesabını kendi yöntemleriyle kapatma düşüncesiyle hareket edildi ve intikam duygusuyla yeni bir saldırı planlandı.
30 Aralık gecesi Üsküdar'da gerçekleştirilen silahlı saldırının da bu anlayışın sonucu olduğu öne sürülüyor.
Dosyaya giren telefon kayıtları ise dikkat çekici. İddianameye göre saldırıyı gerçekleştiren şüpheliler, olayın hemen ardından örgüt lideri olduğu belirtilen Abdurrahman Ay ile telefon görüşmeleri yaptı.

Savcılık, aralarında Abdurrahman Ay'ın da bulunduğu 10 kişi hakkında "kan gütme saikiyle tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" ve "silahlı örgüt üyeliği" suçlarından 21 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.
Bu dosya, aslında organize suç örgütleri arasındaki hesaplaşmaların ne kadar tehlikeli bir noktaya ulaştığını gözler önüne seriyor.
Çünkü hukuk devletinde suçun karşılığı mahkeme salonlarında aranır. Organize suç dünyasında ise beraat kararları bile bazı çevreler için dosyayı kapatmaya yetmiyor.
Bir mahkemenin verdiği kararın ardından bile intikam duygusunun silahlarla devreye girmesi, yalnızca suç örgütleri arasındaki çatışmayı değil, hukukun yerine kişisel hesaplaşmaların geçirilmek istendiği karanlık bir anlayışı da ortaya koyuyor.
Ve belki de bu dosyanın en çarpıcı tarafı tam burada yatıyor.


