BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,9024 0,09%
EURO
53,5968 0,27%
GRAM ALTIN
6.732,92 1,53%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
111,49 -0,08%
BITCOIN
73.887,00 0,55%
GBP/TRY
61,8628 0,29%
EUR/USD
1,1671 0,17%
BRENT
91,93 -1,90%
ÇEYREK ALTIN
11.008,33 1,53%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
20 °

Uzatmanın da bir bedeli var.. Türk Dizilerinin bitmeyen bölüm sendromu

Nurlan Zaliyev yazdı

'Bir dizi başladı mıydı, neredeyse gecemiz ona göre şekillenir' devri henüz bitmiş değil. Ama artık bu şekillenme, izleyicinin sabrını sınayan bir hale dönüştü. Çünkü ortalama bir Türk dizisinin bölümü, 140 ila 160 dakika arasında sürüyor. Evet, yanlış okumadınız; bir dizi bölümü neredeyse bir sinema filmi kadar uzun. Üstelik her hafta.

Peki, nasıl oldu da bu noktaya geldik?

Eskiden durum çok farklıydı. TRT döneminde diziler 50-60 dakika olurdu. O dakikalara bir ömür sığdırılırdı. 'Bizimkiler'i, 'Süper Baba'yı ya da sonrasında 'Yılan Hikayesi”ni hatırlayın: Her bölüm sindire sindire izlenirdi. Hikaye, her bölümde akardı. Ne bir bakışmada dakikalarca zaman geçirilirdi, ne de bir karakterin 'gireceği odanın kapısına' üç sahne ayrılırdı.

Ama işte, zamanla televizyonlar büyüdü, kanallar çoğaldı, rekabet arttı. Herkes reklam gelirini artırmak için tek bir yönteme sarıldı: Bölümleri uzatmak. Sebep basit: Ne kadar uzun, o kadar reklam; ne kadar reklam, o kadar gelir.

Bugün bakıyorsunuz, ekranın en çok izlenen dizisi “Yalı Çapkını”, bölüm başı 2 saatten fazla sürüyor. Reyting canavarı “Kızılcık Şerbeti”, neredeyse haftada iki film izliyormuşsunuz hissi veriyor. İsmiyle müsemma “Kuruluş Osman” zaten her bölümde tarih anlatmıyor, adeta tarih yazıyor - hem de 150 dakikada.

Ama o işin görünmeyen tarafı var: Bu sürelerin altından kalkmaya çalışan senaristlerin, yönetmenlerin ve oyuncuların tükenmişliği. Hatta artık buna “dizi yorgunluğu” diyoruz. İzleyici de yorgun, set çalışanı da, senarist de. Çünkü “hikaye anlatmak” yerini “süre doldurmaya” bırakmış durumda.

Bir dönem izlediğiniz “Bakışmalar Evreni” vardı, hatırlarsınız. Bu evrenin merkezinde göz teması, üçe bölünen final sahneleri ve kapı önünde geçen vedalar vardı. İşte o evren, aslında reyting uğruna tüketilen hikayelerin yorgunluğunun aynasıydı.

Oysa başka bir dünya var: Dijital platformlar. Dizilerin 30-60 dakika sürdüğü, her sahnesinin anlam taşıdığı, her diyalogun içi dolu olduğu bir dünya. “Bir Başkadır” mesela; bir bölümünü nefes almadan izliyorsunuz, ama yormuyor. “Andropoz” izliyorsunuz, sizi ekrana yapıştırıyor ama uzatmıyor. Çünkü orada “zamanla yarışmak” değil, “zamanı değerlendirmek” var.

Şimdi düşünelim: Gerçekten de 140 dakikalık bölümlerle mi hikaye değer kazanıyor, yoksa sahici karakterler ve akıcı senaryoyla mı? Bugün herkes “kısa ama etkili” olan dizilere yönelmişse, bu rastlantı değil. Kaliteyi uzunlukla değil, yoğunlukla ölçen bir nesil yetişiyor.

“Daha fazla reklam için daha az hikayeye razı mıyız?”

Yoksa bir gün her şeyi unuttuğumuzda, akıllarda tek bir cümle kalır:
“Anlatacak çok şey vardı, ama zaman yetmedi...”

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?