
Tarihin tozlu raflarında dolaştığımızda; şimdi İsrail toplumu varsa, Kenan topraklarında yaşıyorlarsa, bunu İranlıların atalarına borçlu olduğunu görüyoruz.
Oysa, şimdi güncel/tarihsel olaylara baktığımızda; İsrailoğulları’nın en büyük düşmanı olarak İranlıları görmekteyiz.
Neden?
İsrail, yeryüzünde yaşam sürdükçe İran’a teşekkür etmesi gerekirken, Filistin ve İran’a neden bu kadar kin ve öfke?
Yeryüzü halklarının katili Amerika’yı da kullanarak Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmek için bütün şeytani planlarını uygulayan; Filistin’de, Gazze’de soykırım uygulayan, binlerce silahsız, aç insanı öldüren İsrail’in başlattığı, adı konmamış 3. Dünya Savaşı’ndan söz etmeden önce; cinsel sapkınlıkların atası olan bu kavmin / İsrailoğulları’nın ve unuttukları Tanrıları tarafından nasıl cezalandırıldıklarını / cezalandırılacaklarını kısaca anlatmak istiyorum.
M.Ö 700 yılları… Tarihin sayfalarını veya kutsal kitapların sayfalarını çeviriyoruz…
Doğu Akdeniz’de, Kenan ülkesinde, uzanan coğrafyada yaşayan Kuzey İsrail krallığı ve Yahuda krallığı Asurlu komutan Sanharip tarafından yıkılıyor ve halkın bir kısmı Asur topraklarına sürgüne gönderiliyor. Daha sonra M.Ö.580 yıllarında Babil kıralı II.Nebukadnezar tarafından Kudüs kenti de yıkılarak bütün İsrailoğulları’nı esir alarak Babil’e, köle olarak götürülüyor…
Babil sürgününe sebep olan tarihi olaylara geçmeden önce o coğrafyada yaşayan İsrailoğulları’na bakalım.
Ticaret ile uğraşan bölge halkı aşırı zenginleşince Hz. Musa’nın on emirini ve kutsal metinleri unuttukları, seks ve eğlence figürü olarak “Baal” ve “Aşera” ya tapınmaya başlamaları, peygamber ve havarilerini kızdırdıklarını görüyoruz. Öyle ki, İlyas peygamber, Yeremya ve Yeşaya’nın kentleri dolaşarak halkı tek Tanrı inancı olan “Yahve”ye dönün uyarılarına, “Aşera’ya ve Baal” direklerine tapınmaktan vaz geçin, tek Tanrı inancından uzaklaştınız, geri dönün uyarı ve çağrılarına uymadan eğlencelerine, “Baal” Direği” dedikleri erkek cinsel organına tapınmaya devam etmeleri Tanrı’yı çileden çıkarıyor.
Bazıları, Yahudi tek Tanrı inancına döndü. Ama çoğunluğu “Baal ve Aşera”ya, putperestlik tapınmalarına devam etti.
Öyleki, “ Baal” direği, erkek cinsel organına tapınmaları, çevresinde dans ederek, şarap içmeleri ve direk çevresinde dans ederken kim kimi bulursa muhabbeti Tanrı’yı çileden çıkarır. Yehova kızmıştır…Bu halk, İsrailoğulları Cezalandırılacaktı.
Nasıl cezalandırmasın!
Kenan / Fenike ülkesinde, tapınakları süsleyen “Kutsal Direk” , erkek cinsel organına tapmak, “Baal “ diye adlandırılan Pagan Tanrı ve Aşera gibi Tanrıça’ya tapmak demekti. “Baal”a tapınan halk, çılgınca seks alemleri ve ensest ilişkileriyle günahlarından arındıklarına inanıyorlardı.
Eşcinsellik ve hayvanlarla cinsel ilişki için kullanılan birçok terim, o dönemin ünlü seks merkezi olan, eski Ahitte, Lut Gölünün güneyinde bulunan “Sodom ve Gomora” ( Tekvin/ Genesis 18-19) olarak geçen, ahlaki çöküntü yaşayan bu kentlerin adından türetildiği (Tekvin 19:4,5,28) belirtilirken, ilk suçlu kavim İsrailoğulları olarak tarih sahnesinde görülmektedir. İnsanlık tarihinin saptadığı ilk cinsel hastalık; “Gonore/ bel soğukluğu”, buradan “Sodom Gomora” antik kentinden bütün yeryüzüne hediye olarak dağıtıldığı görülmektedir.
Bu fetişist yaşam biçimi ve tek Tanrı inancından uzaklaşan İsrailoğulları cezalandırılacaktı.
Kenan ülkesinde İsrailoğulları’nın ahlaksal çöküntüsü, kutsal fahişelik mertebesine ulaşan kadın ve erkeklerin, doğan çocuklarını kurban olarak ateşe atarak diri diri yakmaları, ateşin çevresinde kim kimi bulursa muhabbeti, inandıkları Yehova’yı kızdırır.
Tek Tanrı inancıyla Yehova, sapıklaşan birçok İsrailoğulları’ndan kurban değil, tek tanrı anlayışını ve kendi dinlerinin batini anlamını keşfetmeyi beklerken, uyarmayı da ihmal etmiyor.
“Dualarınızı arttırsanız da dinlemeyeceğim
Elleriniz kan içinde, yıkanın temizlenin
Kötülüklerinizi gözüm görmesin.
Kötülük etmekten vazgeçin
İyilik etmeyi öğrenin
Adaleti arayın,
Öksüzün hakkını koruyun
Dul kadınla ilgilenin” ( İşaya,1:15-17 )
İsrailoğulları’nın çoğu, bu tapınmadan ve seks eğlencelerinden hoşnut oluşu, öyle ki tek Tanrı inancında özümsenen Yehova’nın tapınaklarına da “Kutsal Direk” erkek cinsel organı heykellerini yerleştirmeleri, kadın ve erkek fahişelerin Yehova’nın evinde yaşamaya başlaması, bardağı taşıran son damla oldu. (Hezekiel 8:3, 5,17)
“Yeryüzündeki bütün kavimler arasında yalnızca sizi seçtim
Bu yüzden, günahlarınız için sizi cezalandıracağım” ( Amos,3:1-2)
Tanrı kızgındır,çünkü bütün ülke Yehova’yı terketmiş bir fahişeye dönmüştür. (Hoşea,1:2.)
Ceza...
M.Ö 586 yıllarında Babil Kralı II.Nebukadnezar, ordusuyla Kenan ülkesini yerle bir edip, sağ kalan bütün İsraillileri esir alarak ülkesine götürüyor.
Artık İsrailoğulları, ünlü Babil kentinin surlarını süsleyen sır çekilmiş tuğla yapımında ve ziguratların inşaasında çalışan kölelerdir.
“Babil ırmakları kenarında
orada oturduk
ve Sion’u andıkça ağladık
çünkü orada bizi sürgün edenler
Bizden teraneler
Ve bize azap edenler, bizden şenlik istediler
Sionteranelerinden bize okuyun, dediler”
(Mezmur)
İş bitmiyor tabii...
Virüs bu
Orada durur mu?
Durmaz...
İsrailoğulları’nın sürgüne giderken bile yanlarında götürdükleri fetişist eğlence kültürü, bu kez Babil’de yaygınlaşır. Bütün kadınlar, yılda bir kez kendilerini yabancı bir erkeğe sunarak, tapınaklarda Tanrıları ve Tanrıçaları hoşnut etmeye başlarlar.
Haftaya devam edecek.




Kutluyorum. Kültürel dayanak bilgilendirmesi çok iyi. Devamını bekliyorum. Nicelerine.