
TANIK - 1 Mayıs 2026 kutlamaları kapsamında Beşiktaş'tan Taksim Meydanı'na yürümek isterken gözaltına alınan Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Bursa İl Örgütü Yöneticisi Göksel Çakan, yaşanan süreci ve partisinin Taksim ısrarını Gazeteci Sevinç Öztürk'e anlattı. Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) kararlarına dikkat çeken Çakan, uygulanan yasağın hukuki değil tamamen politik olduğunu vurguladı.
İşte o röportajın detayları:

Sevinç Öztürk: Öncelikle kendinizden ve HKP ile mücadeleye nasıl başladığınızdan kısaca söz eder misiniz?
Göksel Çakan: Bandırma'nın Akçapınar Köyü'nde doğdum. Ben de milyonlarcası gibi köy çocuğuyum, emekçi bir aileden geliyorum. İlkokuldan itibaren dünya klasiklerini ve toplumcu kitapları okudum. Uludağ Üniversitesi Sağlık Meslek Lisesi'ni bitirdikten sonra 18 yaşında iş hayatına atıldım ve emeğimin karşılığında aldığım ücretle yaşamımı sürdürdüm. Mesleğimin ilk yıllarında Kamu Emekçileri sendikal örgütlenme mücadelesi içinde yer aldım. Bu mirası, Türkiye Devriminin Önderi Ustanız Dr. Hikmet Kıvılcımlı'yı tanıyarak ve Genel Başkanımız Nurullah Efe Ankut'un yol göstericiliği ile Halkın Kurtuluş Partisi saflarında sürdürüyorum.

Sevinç Öztürk: 1 Mayıs sabahı Taksim'e doğru harekete geçtiğiniz anlarda atmosfer nasıldı? Engellenmeyi bekliyor muydunuz?
Göksel Çakan: HKP önceki yıllarda olduğu gibi bu 1 Mayıs’ta da Taksim çağrısı yapmıştı. Bu çağrı doğrultusunda diğer partili arkadaşlarımla birlikte Beşiktaş Çarşı'dan yukarı çıkarken bulvara bağlanan tüm sokaklarda ve cadde boyunda çok sayıda polis olduğunu gördük. Hava hafif yağmurlu olduğu için bir kafede oturduk, polisler de etrafımızdaydı. Geçmiş yıllardaki tecrübelerimizden dolayı yürüyüşümüzün engelleneceğini zaten bekliyorduk.
Sevinç Öztürk: Gözaltına alınma anında kolluk kuvvetlerinin tutumu nasıldı? Sizlere yöneltilen somut bir suçlama veya uyarı yapıldı mı?
Göksel Çakan: Biz üçer dörder kişilik gruplar halinde beklerken çevik kuvvet etrafımızı çevirip kimliklerimizi istedi. O sırada eşim Sürmeli polislere, "Burası kamuya açık bir alan, yaptığınız hukuka aykırıdır. Yürüme hürriyetimizi engelliyorsunuz," diyerek tepki gösterdi. Polisler sadece "Valilik yasaklama kararı var" açıklaması yaptı. Biz de "Taksim'de 1 Mayıs Engellenemez" sloganları atmaya başladık. Bize herhangi bir uyarı yapılmadan doğrudan müdahale ettiler. Önce eşimi, iki genç arkadaşımızı ve orada işe gitmek için bekleyen bir vatandaşı aldılar. Ardından beni ve diğer kadın arkadaşları ters kelepçe yaparak, parti flamalarımızı çekiştirerek gözaltı aracına götürdüler. Biz bu kanunsuz emri kabul etmediğimizi belirttik.

Sevinç Öztürk: AYM’nin "Taksim 1 Mayıs alanıdır" yönündeki kararına rağmen meydanın yasaklanmasını hukuk devleti ilkeleriyle nasıl bağdaştırıyorsunuz?
Göksel Çakan: Bu tamamen politik bir uygulamadır. 1977 1 Mayıs’ında Taksim'de 34 işçi katledildi. İktidar, işçi sınıfının örgütlenmesini ve güçlenmesini engellemek istiyor. AYM'nin Taksim'in işçi sınıfı için manevi bir anlamı olduğuna ve 1 Mayıs alanı olduğuna dair kararına rağmen Valilik ve AKP bu karara uymayarak hukuksuzluk yapıyor. Bu durum Türkiye'de hukuk devletinin olmadığının somut göstergesidir. Genel Başkanımız Nurullah Efe’nin de dediği gibi; AKP'giller Taksim’i işçilere ne için yasaklıyorsa, biz de aynı sebeple Taksim diyoruz.
Sevinç Öztürk: Maltepe veya Yenikapı gibi diğer alanlar yerine neden ısrarla Taksim Meydanı'nı hedefliyorsunuz?
Göksel Çakan: 1977'de Taksim'de 34 işçi kardeşimiz katledildi. Taksim işçi sınıfına kapatıldığı sürece diğer alanlara gitmek o canlara ihanettir, bu mücadeleden kaçmaktır. Milyonlarca işçinin örgütsüz olduğu, açlık sınırının 34 bin TL, yoksulluk sınırının 104 bin TL’yi aştığı, asgari ücretin 28 bin TL olduğu bir dönemdeyiz. İnsanlar geçinemiyor, barınamıyor. Böyle bir ortamda yüzbinlerin Taksim'de bir araya gelmesi ve taleplerini haykırması çok daha hayati bir önem taşıyor.
Sevinç Öztürk: Son olarak, bu gözaltılar ve verdiğiniz mücadele aracılığıyla Türkiye'deki işçi sınıfına ve gençliğe ne söylemek istersiniz?
Göksel Çakan: İnsanlık tarihi 1 Mayıslar gibi mücadele örnekleriyle doludur. Emekçilerin tüm kazanımları bu sömürüye karşı verilen mücadeleler sonucu ortaya çıkmıştır. Bugün bir avuç parababası zenginliğine zenginlik katarken, halkımız işsizlik ve pahalılık altında eziliyor. Bunun tek çözümü gerçek sınıf sendikalarında örgütlenmektir; sarı sendikalarda değil. Gençliğimizi ve işçi sınıfımızı HKP saflarında mücadeleye davet ediyoruz. Örgütsüz halk köle halktır, örgütlü halk yenilmez. Taksim eninde sonunda emekçilere açılacaktır; seneye, 2027 1 Mayıs’ında da Taksim’de olacağım.



Siyasi iktidar sermayenin politikalarını uyguluyor.Dolayısı ile parababaları düzenine ve sömürüye karşı mücadele eden toprağına sahip çıkan köylüleri, emeğnini karşılığını isteyen işçilere, kısacası ezilenlere karşı hep engelleyici uygulamalaro yapıyor. Gaz sıkıyor,yerlerde sürükletiyor,gözltına aldırıyor. 1 Mayıs ta Taksime yürüyüş yapmak isteyenlerede aynı uygulama yapıldı. Ancak zulmun enindr sonunda bitecek mücadele edenler kazanacak.