
Arda Hanyaloğlu / TANIK - Türkiye’de sağlık sisteminin geleceği tartışılmaya devam ederken, 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 32 ilde toplam 71 sağlık alanı ve tesisinin özelleştirme kapsamına alınması siyasetin öncelikli gündem maddesi haline geldi. Şehir hastaneleriyle başlayan "sağlıkta ticari dönüşüm" sürecinin, şimdi de aktif hizmet veren devlet hastanelerine ve aile sağlığı merkezlerine kadar uzandığı iddia ediliyor.
Bütçe açığı sağlık tesisleriyle mi kapatılacak?
Konuyla ilgili Sağlık Bakanlığı’na yazılı soru önergesi veren Doç. Dr. Selçuk Özdağ, iktidarın sağlık hizmetlerini "bütçeyi sömüren bir kara delik" haline getirdiğini savundu. Özdağ, yaptığı açıklamada, kamu hastanelerinin satışa çıkarılmasının bir "kurtarma operasyonu" olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Listede devlet hastaneleri, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri, Fizik Tedavi Hastaneleri ve hatta Aile Sağlığı Merkezleri var. Sağlık kurumları iktidarın bütçe açıklarını kapatma aracı değildir. Milletimizin sağlığı üzerinden rant devşirilmesine, bu alanların yandaşlara peşkeş çekilmesine izin vermeyeceğiz."
Rant ve imar değişikliği endişesi
Önergede dikkat çeken en önemli noktalardan biri de bu tesislerin bulunduğu değerli arazilerin imar durumları oldu. Özellikle şehir merkezlerinde yer alan yüksek ekonomik değerli kamu sağlık alanlarının; konut, ticaret merkezi, AVM veya rezidans yapılması amacıyla özelleştirilip özelleştirilmeyeceği merak konusu.
Selçuk Özdağ’ın Sağlık Bakanı’na yönelttiği sorulardan öne çıkanlar şunlar:
-
71 sağlık tesisi için planlanan özelleştirme yöntemi nedir? Doğrudan satış mı yapılacak?
-
Halen aktif hizmet veren kurumlar özelleştirme süreci tamamlanana kadar hizmete devam edecek mi?
-
Bu alanların sağlık alanı vasfı kaldırılarak ticari projelere açılması planlanmakta mıdır?
Şehir Hastaneleri ve Gizlenen Rakamlar
Özdağ ayrıca, şehir hastaneleri için son 5 yılda bütçeden yapılan kira ve garanti ödemelerinin toplam tutarının açıklanmasını talep etti. Sağlık sistemindeki kamu mülkiyetinin tasfiye edildiği eleştirileri artarken, Bakanlığın bu sorulara vereceği yanıtlar kamuoyu tarafından dikkatle bekleniyor.


