Eski Yargıç ve YARSAV Kurucu Başkanı hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu.
son dönemde hız kazanan yeni anayasa tartışmalarına dair ezber bozan bir analiz yayımladı. Eminağaoğlu’na göre, AK Parti’nin 2008 yılında Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından "Anayasa'nın 2. maddesine aykırı eylemlerin odağı" olarak kabul edilmesi, bugünkü tartışmaların temelini oluşturuyor.
"İktidar gücü cebir aracı olarak kullanılıyor"
Eminağaoğlu, bir siyasi partinin devlet gücünü elinde tutarak anayasayı bertaraf etmeye çalışmasının, TCK’nın 309. maddesinde yer alan "Anayasayı İhlal" suçunu oluşturduğunu belirtti. Özellikle vurguladığı nokta; bu süreçte fiziksel şiddet aranmasına gerek olmadığı, iktidar gücünün bizzat kendisinin "cebir" niteliği taşıdığıdır. Eminağaoğlu, "Halkoylaması bu ihlallere meşruiyet sağlamaz, aksine baskının şiddetini gösterir" dedi.
"İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı yok"
Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden birini ise yargı uyarısı oluşturdu. Eminağaoğlu, TCK’nın 77. maddesine atıfta bulunarak, bu süreçte insanlığa karşı suç işleyenlerin veya bu suçlara iştirak edenlerin peşini hukukun asla bırakmayacağını hatırlattı. Adalet Bakanlığı’ndaki yeni yapılanma girişimlerini "nafile bir çaba" olarak niteleyen ünlü hukukçu, suçların şahsiliği ve zamanaşımına uğramama ilkesine dikkat çekti.
"Demokratik parti kimliğinden uzaklaşıldı"
Eminağaoğlu’na göre iktidar, anayasayı korumakla yükümlü bir yapı olmaktan çıkıp, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya odaklanan bir organizasyona dönüştü. "Yeni anayasa" söyleminin ise bu süreci maskelemek için kullanılan bir araç olduğunu savundu.


