
İzmir Kruvaziyer ve Deniz Turizm Derneği olarak, şehrimizin en büyük ihtiyaçlarından birisi olan turizmi konuşmak ve bununla beraber ekonomimizi canlandırmak hedefiyle sorunlarımıza çözüm bulmak için çalışmaktayız. Çalışmalarımızın amacı; öncelikle bir liman şehri olan İzmir’imize nasıl ve nereden kruvaziyer gemi getireceğimizin araştırılıp tartışılması olacaktır.
Uzun yıllar boyunca sayısız geminin demir attığı bu limana artık neden kruvaziyer gemiler uğramamaktadır? Konumu itibarıyla Akdeniz çanağında ve dolayısıyla Ege Denizi’nde çok stratejik ve lojistik bir yere sahip olan İzmir Limanı son yıllarda neden atıl kalmıştır? Hemen yanımızda yer alan Kuşadası Limanı’nın avantajları nelerdir? Neden Kuşadası Limanı Türkiye’nin en çok kruvaziyer gemilerinin ziyaret ettiği bir liman hâline gelmiştir?
İzmir Limanı’yla ilgili kendimize soracağımız o kadar çok soru var ki… İşte bu yazımda bu sorularımıza yanıt bulmaya çalışacağım. Sorularımıza yanıt buldukça da İzmir’in yeniden bir liman şehri olarak karşımıza çıkacağından eminim.
Öncelikle İzmir’in bir tanıtım probleminin olup olmadığını soralım kendimize. Bu şehirde yaşayan insanlar olarak İzmir’imizi bir marka yapabilmiş miyiz, bunu tartışalım. İzmir’e dışarıdan insanlar neden ziyarete gelsin, bunu kendimize kabul ettirelim. İzmir’in öncelikle hikâyesini yazalım. İzmir’imizin bu hikâyesini oluşturacak enstrümanları ortaya çıkartalım. Gastronomisinden mimarisine, denizinden havasına, alışverişinden beşerî özelliklerine kadar İzmir’e bir hikâye kazandıralım.
Kazandırdığımız bu hikâyeyi katılacağımız fuarlarda, festivallerde, yarışmalarda ve elimize geçen her fırsatta yurt dışına servis edelim. Bugüne kadar bu hikâyeyi dışarıya anlatmaya çalışan insanlarla bir araya gelelim. Sektörümüzün ağır topları olan kruvaziyer acentaları, liman yöneticileri, gemi şirketleri sahipleri; kısaca İzmir’e önceden hizmet vermiş bütün insanları davet edelim. İzmir’in sorunlarını bir de onlardan dinleyelim. İzmir’e neden artık turist gelmiyor? İşte derneğimizin çalışmalarının nedenlerini az da olsa sizlere anlatmaya çalıştım.
Bunları yaparken bir yandan da İzmir’in altyapısına bakalım. İzmir’in bir turizm şehri olarak talepleri karşılamada yeterli olup olmadığını araştıralım. Limanından havaalanına, turistik yerlerinden şehir planlamasına, alışveriş yerlerinden konaklama tesislerine kadar tüm altyapıyı hazır hâle getirmemiz gerekmektedir.
Bu şehrin bir turizm planı var mıdır? Varsa güncel midir? Trafik sorunlarından bahsedelim. Yabancı dil bilen insan sayısına kadar inceleyelim. Misafirperverliğimizden bahsedelim. Her konuyu en ince ayrıntısına kadar tartışalım. Konuşalım, sonunda “İzmir’e bu sebeplerden dolayı turist gelmelidir” diyene kadar.
Aslında yapılması gerekenler herkesçe malumdur. Bu çalışmalar bizlerden önce de defalarca, gerek kamuda gerekse özel sektörde yapılmıştır. Ama sorun sanırım bu çalışmaları bir araya toplayamamamızdadır. Hâlbuki hepimiz aynı amaca hizmet etmekteyiz. Hepimizin beklentileri aynıdır. Ama ortak hareket etmekte sıkıntı yaşamaktayız.
İşte derneğimizin çalışmalarının bir başka amacı da yerel yönetimler arası koordinasyonu sağlayacak bir yapı teşkil etmektir. Derneğimizin çalışma alanları, yukarıda bahsi geçen sorulara cevap bulma konusunda yeterli olacaktır.
İzmir bir liman şehri olmasına rağmen İzmir’de kruvaziyer ve deniz turizmi hakkında bilgi ve deneyim sahibi pek kimse yoktur. Bilgi sahibi olanlar da daha önceleri bu konuda uğraş vermelerine rağmen ya bir şekilde konudan uzaklaşmışlar ya da uzaklaştırılmışlardır.
Eğer “İzmir’de kruvaziyer turizmi hakkında kim çalışıyor ya da hangi kuruluşlar İzmir Limanı’na kruvaziyer getirecek?” diye soracak olursanız, size 2019 başından beri bu konuda çalmadık kapı bırakmayan derneğimiz der ki: Kimsenin umurunda değil! Yok bu ağır oldu diyorsanız şöyle değiştireyim: Evet, herkesin umrunda ama herkes konunun çok uzağında. Ne yapacağını, nasıl yapılacağını bilmeden İzmir’imize zaman kaybettiriyorlar.
Bu vakit kaybı tabii ki idarecilerin doğrudan menfaatine dokunan bir konu değil. Çünkü kazançları doğrudan bu sektörden değil. Ama beklentileri turizmden olan şehir esnafına zarar veriliyor.
İzmirliler, hizmet etmeleri için oy isteyenlere şimdi oylarıyla verdikleri selahiyeti sorguluyorlar. Hani İzmir’i bir turizm şehri yapacaktınız? Hani İzmir artık havayoluyla da karayoluyla da denizyoluyla da turist akınına uğrayacaktı?
Bırakın yabancı turisti, İstanbul’dan Çeşme’ye otoban yoluyla gelen yerli turist bile İzmir’in içine girmiyor. Neden mi girmiyor? Ne için girsinler ki?
İzmir’in hikâyesini yazan var mı ki okuyanı olsun? İzmir’de kumru mu yiyecekler? Alaçatı esnafı zaten onu sahiplenmiş. Çeşme’ye gelenler alâsını yiyor. Balık mı yiyecekler? Foça’da, Urla’da deniz kenarında yerler.
Başka ne var İzmir’de sorarım size? İzmir’e turist neden gelsin? Gelmez. Çünkü İzmir’in hikâyesi yoktur.
Hâlbuki hikâye yaratacak o kadar çok malzeme olmasına rağmen bir Eskişehir, bir Gaziantep, bir Antalya, bir Bursa olamamış İzmir maalesef. Biz bu şehri tanıtamamışız. Ne şehri ne de unsurlarını anlatabilmişiz.
Kim Kemeraltı’nın muhteşem tarihi dokusunu biliyor? Kim Karşıyaka’yı biliyor? Seneler geçtikçe İzmir Fuarı bile sönmüş, küçülmüş, eski popülerliğini kaybetmiş. İzmir’de kaç tane müze var bileniniz var mı? Fuardaki Arkeoloji Müzesi’ni kaçımız dolaştık? Agora iç ve dış basında hiç yer almış mı? Kadifekale’nin hikâyesini kimse okumuş mu?
İzmir’e kim sahip çıkıyor? Hangi kuruluşlar İzmir’i tanıtıyor?
Ne yazık ki kimse tanıtamıyor, kimse sahip çıkmıyor bu güzelim şehre. Size tek tek isim vermeyeceğim ama sorumlu olanlar görevlerini yapmıyorlar.
İzmir Alsancak Kruvaziyer Limanı’na hiç girdiniz mi? Daha nerede olduğunu bile bilmiyorsunuz değil mi? Bir girin de içler acısı hâlini görün. Geminin gelmediği uzun günler boyunca bomboş çarşısındaki dükkânların hepsi kapalı. Ne zaman bir yolcu gemisi gelecek diye bekleyen üç beş çarşı esnafı… Tam bir karamsarlık.
Liman Varlık Fonu’na devredilmiş. Dolayısıyla Devlet Demiryolları sorumluluğunda ama kimse ileride bu limanın akıbetinin ne olacağını bilmiyor. Özelleştirilecek mi? Devlet kendisi mi işletecek? Varlık Fonu’na devredildiğine göre devlet elini ayağını çekmiş mi buradan? Katarlılar mı alacak? Eskiden Arkas’ın değil miydi burası? MSC gemi şirketi yüzde 49’unu istemiş, neden kabul edilmemiş? Her şey tam bir muamma.
Yani konunun devlet ayağı tamamen konudan uzak ve umarsız.
O zaman belediye mi konunun muhatabı? Evet, bir şekilde belediye öncelik sıralamasına alırsa İzmir’in kruvaziyer konusunda kaybedecek bir günü bile yok artık. Çünkü siz bugün çalışmalara başlasanız, ciddi şekilde konuyla ilgilenseniz, fuarlara katılsanız, firmalarla bire bir görüşseniz bile gemilerin İzmir’e gelmesi iki üç yılı bulacaktır. Kruvaziyerlerin rotalarını İzmir’e çevirmesi zaman alacaktır.
Kuşadası Limanı Global Holding’in işletmesinde. Mehmet Kutman’ın senelerdir devam eden liman işletmeciliği tecrübesi söz konusu. Peki İzmir’de kim var? Kim ilgileniyor Kuşadası Limanı gibi İzmir Limanı’yla?
Belediye ilgilenmiyor maalesef.
Peki Ticaret Odası mı? İzmir Ticaret Odası’nın eski başkanı Ekrem Demirtaş, kendi işiymiş gibi ilgilendi zamanında limanla. Fuarlara katıldı, Miami’lere kadar gitti, gemi firmalarıyla bire bir görüştü. Ticaret Odası’na kruvaziyer turizmini bilen personel istihdam etti. Kendi bütçesinden gemilere ayak bastı parası ödetmedi; sırf İzmir’e gemi gelsin, esnaf biraz para kazansın diye.
Peki şimdi ne oluyor Ticaret Odası’nda bileniniz var mı? Ben söyleyeyim. Mahmut Özgener, Ticaret Odası’nın Kordon’da yapılan yeni binasının borçlarını ödüyor. Yani kruvaziyerler artık İzmir Limanı’na senin benim, Ticaret Odası’na üye olup aidat ödeyenlerin parasıyla gelemeyecek.
Doğru olanı da zaten bu. Kanunda açıkça diyor ki: “Türkiye sınırları içerisine ayak basanlar paralarını ödemek zorundadır.” Yunanistan gemi gelsin diye bundan vazgeçti mi yıllardır? Hayır. Ama tanıtımlarını yaptılar, hikâyelerini yazdılar ve gelen her turistten ayak bastı paralarını aldılar.
O zaman Ticaret Odası ne yapacak? Kruvaziyer Platformu’nun başkanı olan Mahmut Özgener, acil olarak İzmir’de turizm geliri bekleyen esnafa kaynak yaratmak zorundadır. Bu yüzden İzmir’in tanıtımından limanın renovasyonuna, devleti harekete geçirmeye kadar İzmir Limanı’na en büyük yatırımı Ticaret Odası yapacaktır.
Valilik de var tabii ki işin bir diğer tarafında. Ne de olsa devlet kaynakları elinde. İzmir’in tanıtımına en büyük maddi katkıyı yapmakla mükellef. Bugüne kadar yapmış mı? Hayır!
Demek ki zaman şimdi. Bizler, sizler, STK’lar, birlikler, odalar… Hepsini göreve çağıracağız.
Başka İzmir yok. Herkes sorumluluğunu bilecek ve İzmir’e hizmet verecek.
Madem bizlerden oy almışlar, o zaman bizler de şimdi soracağız: “İzmir için ne yapıyorsunuz?”
İzmir Limanı için çok geç kaldınız. Bu şehir için görevlerinizi yerine getirmediniz. Bu şehre ihanet ettiniz.
Artık Varlık Fonu limanı özelleştiriyor. Limanın Albayrak Grubu’na verileceği konuşuluyor. Limanın içine alışveriş merkezi ve otel yapılacağı söyleniyor. Bu AVM kiraları kimin cebine girecek? Kimler İzmir Limanı’ndan nemalanacak? Kimler zengin olacak?
Çok yakında hepimiz göreceğiz ve İzmir’e ihanet eden herkesten hesap soracağız.



