Resmi Gazete’de yayımlanan kararlara göre Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde iki bakan değişti. İçişleri Bakanlığı görevine Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Adalet Bakanlığı görevine ise İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek getirildi. Cumhur İttifakı tabanında, sığınmacılara ve göçmenlere karşı sert davranışlarıyla tepki toplayan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve sakin tavırlarıyla ve siyaset üstü duruşuyla bilinen Yılmaz Tunç görevlerinden aflarını istediler.
Bu değişimlerin temel sebebi bana göre; Cumhurbaşkanı’nın kabinede tamamen bürokrat ve teknokrat isimlerle ilerlemenin siyaset boşluğu yarattığını ve muhalefetin sert tavrı karşısında birkaç milletvekili ve bakan haricinde AK Parti’nin pasif kaldığını görmesidir. Recep Tayyip Erdoğan’dan önce Cumhuriyetin ikinci nesil ve devamında gelen liderleri, her zaman için kıyısından köşesinden de olsa bürokrasi ve akademiden çıkmıştır.
Süleyman Demirel DSİ müdürü, Bülent Ecevit Londra Elçiliğinin basın ataşeliğinde kâtip, Alparslan Türkeş asker, Necmettin Erbakan akademisyen ve TOBB Başkanıydı. Devamında gelen liderlerden ise Deniz Baykal ve Tansu Çiller akademisyenlik yapmıştı. Tek istisna olarak Mesut Yılmaz siyaset öncesinde özel sektör temsilcisiydi. Onun da siyasi ömrü uzun olmadı. Recep Tayyip Erdoğan ise sistemin tamamen dışından gelerek hem eski vesayet bürokrasisi hem de yeni vesayet FETÖ bürokrasisi ile çarpışarak zirveye çıktı. Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek başsavcılık döneminde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerinden biriydi. Birkaç sene önce DHKP-C tarafından
tehdit edilen ve CHP’li belediyelere yaptığı operasyonlarla kamuoyunun yakından tanıdığı Gürlek, bürokrasi kökenli bir isim fakat özellikle muhalefet kendisini ısrarla siyasetin içine sokmaya çalışıyordu. Başta Özgür Özel olmak üzere bütün CHP örgütünün tepkisiyle karşılanan Gürlek, artık başsavcı olmayıp bakan olduğu için bu tepkilere cevap verebilecek. Ben bu süreçte Gürlek-CHP tartışmalarının çok daha sertleşeceğini düşünüyorum. Sayın Gürlek elbette soğukkanlılığını korumaya çalışacaktır ama Özgür Özel’in kendisini hiç de rahat bırakacağını zannetmiyorum. Önümüzdeki günler çok daha sert siyasi tartışmalara gebe. Bu sefer Gürlek’in bürokrat değil siyasi tarafını göreceğiz.
Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise adeta muhafazakar görüşün vücut bulmuş hali. Nevzat Tandoğan’dan bugünlere kadar vali profilinin ne kadar değişmiş olduğu ise AK Parti’nin yapmış olduğu sessiz devrimin kanıtı. Mustafa Çiftçi hafız ve Kur’an-ı Kerim okuma yarışmalarında da önemli başarıları var. Erzurum’da sokak köpeklerinin hepsini toplamasıyla kamuoyunun takdirini kazanmıştı. Ayrıca İskilipli Atıf Efendi’nin de hain olmadığını ve suçsuz yere asıldığını söylemesiyle klasik bürokrasiden ne kadar farklı olduğunu göstermişti. Erzurum Kongresi Binasının depreme dayanıksız olduğu sebebiyle yıkılabileceğini söylemesiyle de muhalefetin tepkisini çeken yeni bakan, Ali Yerlikaya’dan farklı olarak siyasi tartışmaların da içinde olacağa benziyor.
İki yeni bakan bürokrat kökenli olsa da bana göre en sert siyasi tartışmalarda polemik yapmaktan kaçınmayacak ve Cumhur İttifakı tabanını diri tutmaya yönelik çalışacaklardır. Türkiye’de siyaset ilerleyen günlerde daha da kızışacak.
