BIST 100
14.367,60 -1,89%
DOLAR
45,5066 0,16%
EURO
52,9486 -0,25%
GRAM ALTIN
6.644,89 -2,19%
FAİZ
42,37 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
111,19 -8,84%
BITCOIN
77.883,00 -1,52%
GBP/TRY
60,7296 -0,48%
EUR/USD
1,1625 -0,38%
BRENT
109,26 3,35%
ÇEYREK ALTIN
10.864,40 -2,19%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
25 °

ÇÖP müdür? Gerçekten!

Melih Gözalan yazdı

Yıllarca tütün ürünlerinden uzak durmuş biriyim. Bana anlatılan sürekli lisede mutlaka alışırsın alışmadım, askerlikte başlarsın başlamadım, işe güce bulaştığında çevreden etkilenirsin etkilenmedim. Burada durup bunların zararlarından bahsetmeyeceğim. Bu kadar sevmediğim bir ürün olmasına rağmen kapalı yerlerde yasaklanması sürecinde bazı ortamlardan içilmesinin yasaklanmaması gerektiği konusunda da ilginç bir savunuculuğum vardı. Argümanım da bu mekanlara gidenlerin aslında bu bilinç ile gittiğinden dolayı işletmecilerin uğrayacağı iş kaybı endişesi idi. Fakat zaman gösterdi ki alınan kararın doğruluğu tartışmasız.

Kullanıcıların bir kısmının affına sığınarak yaptığım çıkarımı da paylaşmak istiyorum. Bu tarz ürün kullanan insanların maalesef kötü gelecek ama bencil olduklarını düşünüyorum. Şöyle ki yasak olmasına rağmen toplu faaliyetlerin yürütüldüğü açık alanlarda bile içme cüretini göstermeleri, sokakta yürürken içmeleri ve dumanın geride yürüyenlerin geçiş koridoruna bir dumanlı hava sahası oluşturması, kapalı olmasına rağmen birçok alanda da ortamın kendilerine ait olmasının verdiği ev sahipliği güveni ile sormadan içmeye devam etmeleri gibi birçok sebep sayabilirim.

Anlamadığım konu ki belki de en önemlisi yine bu ürünleri kullananların birçoğunun tütün ürünlerinin izmaritinin hala ÇÖP statüsünde olduğunu öğrenememiş olması ya da bunun böyle olduğunu kabul edememeleri. Yerlere baktığımızda her yerdeler. Bu kişilerin birçoğu da kesin çevrecidir. Doğayı korumanın öneminden bahsederler. Askerliğimde mıntıka temizliği yapıldığı sırada komutanlarımdan biri bana neden izmaritin önünden geçerken almadığımı sormuştu. Ben de kullanmadığımı ve dokunmadığımı söyledim, mümkünse atanlar alsın diye de hem deli hem de cahil cesareti denilebilecek bir tepki vermiştim. Tüm ÇÖPlerimiz gibi sokaklara atılan her ÇÖP gibi bu bahsi geçen ürünlerin atıkları da birileri tarafından temizlenmek zorunda kalıyor. Belki de hiç çalışmadan para kazanmalarını isteyebileceğimiz kişiler olmalı yolları süpüren görevliler.

Özellikle araba kullanırken yola atılan atıklar canımı acıtıyor. Ki bu yönde yanan bir izmariti araç ile yol alırken atılmaması yönünde bizden fazla uyarı yapılan başka bir ülke var mıdır hala. Yanan ormanların sebebi biz olabilir miyiz diye hiç düşünmüş müdür bu tarz hareket edenler.

Burada sanki düşünmemiz gereken konu ayrıca, biz neyi ne zaman ve hangi aşamada ÇÖP olarak değerlendiriyoruz.

Bilimsel olarak bir tanım yapmak gerekirse sanırım şöyle diyebiliriz; “Fiziksel dünyada bir şeyin ÇÖP olması, onun amaçlanan işlevini yerine getirememesiyle başlar. Ancak modern dünyada bir şeyin ÇÖP olmasına işlevi değil, bize sağladığı konforun veya statünün bitmesi karar veriyor.” Örneğin; bir telefon çalışmaya devam ettiği halde sadece yeni modeli çıktığı için "ÇÖP" muamelesi görebiliyorsa, burada nesnenin değil, insanın karar mekanizmasının bozulduğu gerçeği ortaya çıkar.

Tüketim toplumu, insanoğluna eskimeden vazgeçmeyi öğreterek kendi ÇÖPünü rasyonel olmayan bir şekilde kendisi yaratır. Yıllar önce kimyasal ürün ihracatı yapan bir firma yetkilisi ile tanışmıştım. Küvet boyası üretimi yapıyordu. Yıpranan ürünlerin tamir ve yenilmesi ya da renk değişikliği için kullanılan bir ürün. Türkiye pazarı yok denecek kadar azdı. En yoğun satış yaptığı ülkeler ise doğu bloğu ülkeleri idi. Bunu o yıllarda ister ekonomik nedenlerle açıklayalım istersek de kültürel tercihler diyelim. Ürünün ÇÖP olmasına karar verildiği sürece çok da uygun bir örnek olarak görüyorum.

Bu arada yaşam tarzımız bizi öyle yerlere getirdi ki muhtemelen ÇÖPün tanımı sadece fiziksel olarak tanımlanamaz. Bilgi kirliliği çağında, maruz kaldığımız verilerin %90'ı aslında zihinsel ÇÖPtür, mesela iş hayatında ÇÖP kavramı zamana ve emeğe indirgenebilir, bir e-posta ile çözülebilecekken saatlerce süren vizyonsuz toplantılar, liyakatsiz kadroların ürettiği niteliksiz işler, sırf "yapılmış olmak için yapılan" bürokratik raporlamalar iş dünyasının organik ÇÖPleridir. Sonuçta ortaya çıkan çıktı, harcanan enerjiyi ve zamanı karşılamıyorsa o süreç ÇÖPtür ve rasyonel bir yönetici ilk iş olarak bu süreçleri ayıklamalıdır.

Bir de ilişkisel ve stratejik ÇÖP gibi batık maliyetlerimiz vardır. Hayatımızdaki bazı kararların, arkadaşlıkların, sevgililerin, ortaklıkların veya alışkanlıkların artık bir "ÇÖP" (yük) olduğunu biliriz ama onları atmakta zorlanırız.

Neden?

Çünkü geçmişte verdiğimiz emekler (batık maliyet yanılsaması) yüzünden, artık bize zarar veren durumları hayatımızda tutmaya devam ederiz. Oysa olması gereken bakış açısı, geleceğe odaklanmamız olmalıdır. Bize ileriye dönük hiçbir katma değeri kalmamış her durum, hayatımızdaki küfedir. Son dönemde bununla ilgili en sık kullanılan tabir TOKSİK olmuştur.

ÇÖP Kamyonu Kanunu, yazar David J. Pollay tarafından popülerleştirilen ve popüler bir hikayede taksi şoförünün öğrettiği bir kişisel gelişim metaforudur. Her yaşadığı olumsuzluğu pozitif karşılayan taksi sürücüsüne yolcu dayanamayıp sorar. Neden tüm bu olumsuzluklara tepki vermiyorsunuz gülüp geçiyorsunuz. Sürücü cevap verir, "Pek çok insan ÇÖP kamyonu gibidir. İçleri öfke, hayal kırıklığı ve stresle doludur. Bu yükleri ağırlaştıkça boşaltacak bir yer ararlar ve bu bazen siz olabilirsiniz. Üzerinize ÇÖPlerini boşaltmalarına izin vermeyin; sadece gülümseyin, onlara iyi günler dileyin ve kendi yolunuza devam edin."

Lütfen kimsenin ÇÖP Kamyonu olmayın, ama kimseye de ÇÖPyüklemeyin. Bunu birlikte yaşamı paylaştığımız insanlara da yapmamalıyız bize ev sahipliği yapan gezegenimize de!

Sevgi ve sağlıcakla kalın…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?