
Hande Yazıcı / Tanık - Eski Model, oyuncu ve medya dünyasının en çok konuşulan isimlerinden Deniz Akkaya, edebiyata iddialı ve sarsıcı bir giriş yaptı. Akkaya’nın romanı Aç Kuşlar, yalnızca İstanbul sosyetesinin ikiyüzlü yapısını değil; son dönemde art arda gelen uyuşturucu operasyonları, ünlü çevreler etrafında dönen karanlık ilişkiler ve “dokunulmazlık” algısını da merkezine alarak güçlü bir hesaplaşma sunuyor. Kitap, Destek Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.
Son aylarda kamuoyuna yansıyan soruşturmalar, lüks mekanlar, özel davetler ve kapalı çevrelerde dolaşan uyuşturucu ağlarını yeniden gündeme taşırken Aç Kuşlar, bu tartışmalarla sanki 'içeriden bilgi verircesine' çarpıcı bir paralellik kuruyor. Roman, “herkesin bildiği ama kimsenin yüksek sesle konuşmadığı” bir dünyanın edebi kaydını tutmayı hedefliyor.
“Bu kitap bir kurgu değil, bir düzen eleştirisi”
-Aç Kuşlar’ın çıkış noktası neydi?
Deniz Akkaya: Uzun süredir aynı şeyleri görüyoruz. Uyuşturucu operasyonları yapılıyor, bazı isimler gözaltına alınıyor, sonra sessizlik… Paranın ve nüfuzun olduğu yerde suçun nasıl görünmez kılındığını anlatmak istedim. Bu kitap, bireylerden çok o düzeni hedef alıyor.
-Romanınızda gece hayatı, özel partiler ve kapalı çevreler dikkat çekiyor.
Deniz Akkaya: Çünkü bu alanlar, çürümüşlüğün en rahat saklandığı yerler. Işıklar loş, kapılar kapalı, herkes birbirinin sırrını biliyor. Uyuşturucu, istismar, güç ilişkileri… Bunlar sosyetede “istisna” değil, sistemin bir parçası gibi işliyor.
“İsim yok ama herkes kendini tanıyacak”
-Kitapta gerçek olayları çağrıştıran çok sayıda detay var.
Deniz Akkaya: İsim vermiyorum, çünkü mesele kişiler değil. Bugün gündeme düşen operasyonlar yarın başka isimlerle devam eder, bu döngü bitmez. Ben paranın ahlakın yerini aldığı bir zihniyeti, o karanlık dünyanın nasıl işlediğini anlatıyorum. Kitabı okuyan herkes kendi bildiği hikayelerle metni tamamlayacak zaten, çünkü hepsi gerçek hayattan esinlenerek yazıldı. Sayfa sayfa, olay olay, gördüklerim, duyduklarım, yaşadıklarım orada. Şimdi haber oluyor diye şaşırmayın. Yıllardır aynı düzen dönüyor ama suskunlukla örtbas ediliyor. Aç Kuşlar tam da sessizliğin nasıl suç ortaklığına dönüştüğünü, o ağın nasıl büyüdüğünü gösteriyor. Okuyun, görün. Kendi çevrenizdeki parçaları birleştirin. Bu kitap cadı avı değil, gerçeğin fotoğrafı.
-Son dönemde ünlüler ve sosyete çevreleriyle anılan uyuşturucu iddiaları için ne düşünüyorsunuz?
Deniz Akkaya: Bakın, artık bu uyuşturucu iddiaları, fuhuş skandalları, sosyete çevresindeki istismar haberleri… Kimseyi şaşırtmıyor ki. Asıl mesele şu yıllardır aynı düzen dönüp duruyor. Herkes biliyordu, herkes görüyordu ama kimse konuşmuyordu. Paranın, nüfuzun, şöhretin olduğu yerde uyuşturucu normalleşiyor, fuhuş örtbas ediliyor, güç ilişkileriyle resmen insanlar kurban ediliyor. Cezasızlık mı? O artık bir hata değil, sistemin ta kendisi olmuş.
Sessiz kalındıkça o karanlık ağ büyüyor, büyüdükçe daha çok hayat o lağım çukurunda kayboluyor. Aç Kuşlar tam da bunu anlatıyor zaten. Ben sayfalarında yazdım: Kolektif bilinçten bilgi çekiyormuş gibi her gün yeni bir haber düşüyor önümüze, ama hepsi kitabın içinde vardı. Bir pop yıldızının annesiyle rezillikleri, bir medya yöneticisinin kız çocuklarına musallat olması, güzellik merkezlerinin ajanlık ve uyuşturucu oyunları… Hepsi oradaydı. Ben yaşadım, duydum, gördüm. Şimdi haber oluyor diye şaşırmayın. Perde kalkmadı diye susuldu yıllarca. Şimdi kalktı da ne değişecek? Bakalım… Sabır güzel şey Ama şunu bilmek gerekiyor, sessizliğin sonu geldi. Bu düzenin içindekiler, bir bir dökülecek. Sıra kimdeyse, beklesin. Aç Kuşlar’ı okuyun, görün o karanlığı.
“Okuru rahatsız etmek istedim”
-Roman için “rahatsız edici” deniliyor.
Deniz Akkaya: Evet, çünkü gerçek rahatlatmaz. Güçlü olanın her şeyi satın alabildiği, paranın ahlakı yuttuğu bir ortamda masumiyet diye bir şey kalmıyor zaten. Bu kitap okura şunu soruyor "Bu düzen böyle devam ederken gerçekten masum kalan kim?" Kimse. Herkes bir yerden kirleniyor, susarak, görmezden gelerek, çıkar için göz yumarak. Ben sayfalarında bunu gösteriyorum. Hayatın içinden, gerçek karakterlerden, duyduklarımdan, gördüklerimden yola çıkarak. Rahatsız edici olması normal, çünkü ayna tutuyor. Kimse aynaya bakmak istemez ama bakmak zorunda kalıyor. Okuyun, görün. Sonra da kendinize sorun: Ben nerede duruyorum bu karanlıkta? Bu soru rahatsız etmiyorsa, asıl o zaman endişelenin.
-Magazin dünyasından edebiyata geçişiniz de çok konuşuluyor.
Deniz Akkaya: Magazin yıllarca yüzeyi gösterdi, evet. Parlak ışıklar, kırmızı halılar, röportajlar… Hepsi o kadar. Ben bu kez perdenin arkasını yazdım. Orada ne varsa, ne dönüyorsa, ne saklanıyorsa. Bu bir ifşa değil; aynayla yüzleşme. Yıllarca o dünyanın içinde oldum ama bunlara dahil olmadım, gördüm, duydum, yaşadım. Belki bu yüzden beni bir noktadan sonra ötekileştirdiler. Magazin bana kapıyı açtı ama ben o kapıdan geçip arkasını gördüm. Şimdi o gördüklerimi romana döktüm. Yüzeydeki ışıltının altında yatan karanlığı, güç ilişkilerini, suskunluğu, kirlenmeyi gösteriyor. Geçiş mi? Bu bir geçiş değil, aslında devam. Sadece bu sefer isim vermeden, doğrudan değil, ama herkesin kendi bildiği hikayelerle tamamlayacağı şekilde anlattım. Okuyan herkes anlayacak Magazin sadece vitrin, asıl hikaye vitrinin arkasında. Şimdi sıra okuyanda. Bakın o aynaya, görün kendinizi de.




Harikasın deniz hnmm 🧿🧿