
TANIK / ÖZEL - Şubat ayında Gazeteci Yiğit Uzun’un adliye tutanaklarına dayandırarak yaptığı bir haber, magazin dünyasında eşi benzeri görülmemiş bir kaosa neden oldu. Şarkıcı Tuğba Özerk’in Yiğit Uzun’a telefonda savurduğu kan donduran Deniz Akkaya tehditlerinin ardından olay yargıya taşındı. Akkaya, Özerk hakkında uzaklaştırma kararı aldırırken; ikili arasında sosyal medyada ağır hakaretler ve şantaj dolu mesajlar havada uçuştu.
Kıvılcımı ateşleyen haber: "T.Ö." kim?
Olayların fitili, Gazeteci Yiğit Uzun’un Habertürk soruşturması kapsamında tanık İpek M.’nin ifadesini haberleştirmesiyle ateşlendi. Söz konusu ifadelerde, uyuşturucu kullanılan ortamlarda oynanan bir oyun sonrası birlikte olunduğu iddiaları ve geçmişte bir kaymakamla ilişki yaşadığı öne sürülen "T.Ö." isimli bir şahıstan bahsediliyordu.
Bu haberin ardından Gazeteci Yiğit Uzun’u arayan şarkıcı Tuğba Özerk, "T.Ö." rumuzunun kendisini işaret ettiğini iddia ederek Uzun’a sözlü saldırıda bulundu. Gazeteci Uzun’un, "Haberde açık bir isim yazmıyor, sadece resmi emniyet ve savcılık tutanaklarındaki beyanları aktarıyorum. T.Ö. bambaşka biri de olabilir, orada kimin olduğunu bilmiyorum neden üzerinize alınıyorsunuz"şeklindeki açıklamaları Özerk’i sakinleştirmeye yetmedi.
Telefonda ölüm tehdidi ve uzaklaştırma kararı
Telefon görüşmesinde kontrolünü tamamen kaybeden Özerk, kendisine yönelik bir operasyon yapıldığını ve bunun arkasında Deniz Akkaya'nın olduğunu iddia ederek, "Deniz Akkaya'nın boğazını keseceğim, sen de yanımda izleyeceksin!"şeklinde ağır ölüm tehditleri savurdu ve Gazeteci Yiğit Uzun'a hakaretler etti. Yaşanan bu vahim durumun ardından Gazeteci Yiğit Uzun, Deniz Akkaya’yı kendisine yönelik tehditler konusunda bilgilendirdi. Durumu öğrenen Akkaya, hiç vakit kaybetmeden yargıya başvurarak Tuğba Özerk hakkında uzaklaştırma kararı aldırdı.
Sosyal medyada meydan savaşı: "Pavyon Güzeli" ve "Şantaj" iddiaları
Uzaklaştırma kararının ardından kriz sosyal medyaya taşındı ve iki ünlü isim arasında yenilir yutulur cinsten olmayan, son derece ağır ithamların yer aldığı bir kavga patlak verdi.
Deniz Akkaya'nın Suçlamaları: Akkaya, Özerk’i hedef alarak sosyal medyadan çok ağır ifadeler kullandı. Özerk'e "çakma pavyon güzeli" diyen Akkaya, "Seni adalet sisteminde yolunu bulmak için sağa sola pazarlayan sözde sevgiline kadar yazmamın gereği yok" diyerek şok iddialarda bulundu. Özerk'in isminin ifadelerde açıkça geçtiğini iddia eden Akkaya, şahsi fiziksel rahatsızlıkları (sedef hastalığı) üzerinden de vurucu cümleler kurarak, Özerk'in gece geç saatlerde annesiyle birlikte alkol alıp kendisini rezil ettiğini öne sürdü.
Tuğba Özerk'ten Fotoğraflı Şantaj Tehdidi: Bu ağır sözlerin ardından çılgına dönen Tuğba Özerk ise Akkaya’ya hapis cezası üzerinden yüklendi ve elinde Akkaya'ya ait özel görüntüler olduğunu iddia ederek şantaj imasında bulundu. Deniz Akkaya'yı "hakkında 13 yıl 2 ay hapis cezası olan ruh hastası bir tip" olarak nitelendiren Özerk, annesine edilen laflara çok sinirlenerek "Bana yayınlayacağım fotoğraflar geliyor, yakındır" diyerek Akkaya'nın "parti fotoğraflarını" ifşa etmekle tehdit etti.
X'te kan donduran "Tavuk Kesme" polemiği
Gerilim, X (Twitter) platformunda daha da çirkin bir boyuta ulaştı. Yaşananlara isyan eden Gazeteci Yiğit Uzun, X hesabından isim vermeden sert bir uyarıda bulunarak, 'Habertürk soruşturmasında adı geçen kadın; beni bir daha alkol alıp arayıp tehdit eder, küfürler savurursan seni ifşa eder, gidip suç duyurusunda bulunurum' ifadelerini kullandı. Uzun, paylaşımında ayrıca telefonda maruz kaldığı '.......'nın kafasını keseceğim, sen de yanımda izleyeceksin' tehdidini ve yediği ağır küfürleri deşifre etti. Gazetecinin isim vermeden yaptığı bu paylaşıma Tuğba Özerk'in bizzat gelip yorum yapmasıyla perde arkasındaki polemik aleni hale gelirken; Yiğit Uzun, başına bir şey gelmesi durumunda tek sorumlunun Tuğba Özerk olduğunu tüm kamuoyuna ilan etti."


Bu uyarılara Tuğba Özerk'in yanıtı ise umursamaz ve alaycı oldu. Özerk, Uzun'un paylaşımına "Hahahahahaahaha hepinize yeterim terbiye önemli kardeşim 🫶" şeklinde bir yorum bıraktı.
Aynı tartışmaya dahil olan Deniz Akkaya, Tuğba Özerk'i kastederek, "Bu şahıs tavuk bile kesemez" dedi ve gece yarısı gazeteci Uzun'u arayıp kendisinin boğazını keseceğini söyleyen "meczubu" şikayet edeceğini belirtti.
Tuğba Özerk'in Akkaya'ya cevabı ise tüyler ürpertti: "Naber ! Ben mi tavuk kesemem 🤣🤣🤣🤣".
"Tetikçi suçlamalarına" İsyan eden Gazeteci Uzun TANIK'a konuştu: "Tüm bilgi ve belge ile şahitlik yapacağım"
“Ben gazetecilik yapıyorum. Mesleğim gereği kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğum var. Sırf birisi benim haberimi paylaştı diye, ben o kişinin ‘tetikçisi’ mi oluyorum? Ne yapabilirim; insanların benim haberimi alıp neyi paylaşacağına ben mi engel olayım?
Tuğba Özerk gece saatlerinde beni ilk aradığında yanında bir hanımefendi arkadaşı da vardı. Başlangıçta konuşmamız nispeten sakindi ancak kendisinin fazlasıyla alkollü olduğunu ve sağlıklı bir iletişim kurulamadığını hemen fark ettim. Benden açıkça, 'Haberde geçen bu kişi Tuğba Özerk değildir' şeklinde bir haber yapmamı istedi. Kendisine, tutanaklarda geçen 'T.Ö.'nün kim olduğunu gerçekten bilmediğimi, bu yüzden gazeteci olarak 'Bu kişi kesinlikle Tuğba Özerk değildir'şeklinde bir hüküm cümlesi kuramayacağımı açıkça söyledim.
Buna rağmen, eğer ortada kendisine yönelik bir kumpas veya asılsız bir uyuşturucu iddiası olduğunu düşünüyorsa ne yapabileceğini anlattım. Gidip tam teşekküllü bir hastaneden toksikoloji testi yaptırmasını önerdim. Bu testin sonucunu bana iletmeleri halinde, gazetecilik etiği gereği kendisine 'söz hakkı' vererek, önceki habere atıfta bulunup 'Tuğba Özerk kendisine kumpas kurulduğunu iddia etti ve test sonuçlarını paylaştı' şeklinde bir haber yapabileceğimi belirttim. Yine de naçizane bir tavsiyede bulunarak; tutanaklarda zaten açık bir isim geçmediğini, kendisinin bir sanatçı olduğunu ve durduk yere isim vererek böyle bir açıklama yapmanın onu daha fazla yıpratabileceğini, benim yerimde olsa bu topa hiç girmeyeceğimi ifade ettim.
Tuğba Özerk'in alkollü durumu nedeniyle bu detayları ve süreci mecburen yanındaki arkadaşına da anlattım. Arkadaşı beni gayet mantıklı buldu ve 'Tamam, ben bunları yapacağım ve size ulaşacağım' diyerek konuyu kapattı. Buraya kadar hiçbir sorun yoktu.
Ancak bu görüşmeden yaklaşık 20-25 dakika sonra Tuğba Özerk beni tekrar aradı. Bu kez telefonda yalnızdı; arkadan duruma müdahale eden o arkadaşı yoktu. İlk konuşmamızdaki sakinliğin yerini akılalmaz bir öfke almıştı. Doğrudan bana sözlü olarak saldırmaya, ağza alınmayacak hakaretler etmeye ve ağır tehditler savurmaya başladı. 'Deniz Akkaya'nın boğazını keseceğim, sen de yanımda izleyeceksin, tamam mı?' diyerek küfürler savurdu. Yaşanan bu olayın ardından, elimdeki tüm bilgi ve belgeleri Deniz Akkaya'nın avukatıyla paylaştım.
Deniz Akkaya’nın başlattığı bu hukuki süreçte iyi niyetli tüm çabalarıma rağmen mesleğime ve şahsıma edilen bu hakaretleri kabul etmem mümkün değil. Elimdeki tüm bilgi, belge ve delillerle birlikte Akkaya’nın lehine sonuna kadar şahitlik yapacağım ve adaletin yerini bulması için bu sürecin takipçisi olacağım.”


