
Sevinç Öztürk / TANIK - Azerbaycan'ın stratejik kalbi Nahçıvan, son dönemde sadece sanatıyla değil, bölgedeki ısınan askeri hareketliliğin yankılarıyla da gündemde. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Devlet Tiyatrosu Müdür Yardımcısı olmasının yanı sıra, gazeteci kimliğiyle toplumsal olayları yakından gözlemleyen Samed Canbaxşiyev ile bu kez sahneleri değil, bölge güvenliğini sarsan somut bir gerçeği konuşuyoruz.
İran üzerinden gerçekleştirilen İHA saldırılarının Nahçıvan sınırındaki etkilerini, halktaki yansımasını ve bu tür askeri gerilimlerin bölge diplomasisi üzerindeki gölgesini ele aldığımız bu özel mülakatta; Canbaxşiyev, bir sanatçı hassasiyeti ve bir gazeteci analitiğiyle bölgedeki son durumu değerlendiriyor.
Sevinç Öztürk: Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ndeki havaalanına İran'dan insansız hava araçları ile yapılan saldırı, Azerbaycan ve İran arasındaki gerilimi iyice yükseltti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in zehir zemberek açıklamalarına İran'dan üst düzey bir güvenlik kaynağı, bu saldırının kendileri tarafından gerçekleştirilmediğini, Tahran'ın Azerbaycan'a saldırmayı amaçlasa bunun küçük bir İHA ile sınırlı kalmayacağını söyledi. Bu sözlerin önümüzdeki günlerde İran ve Azerbaycan arasındaki ilişkiyi nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?
Samed Canbaxşiyev: 5 Mart’ta Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ndeki havaalanına İran tarafından gönderilen insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen saldırı, gerçekten de Azerbaycan–İran ilişkilerinde son yılların en ciddi gerginliklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bu olayı açık şekilde “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve ordunun yüksek savaş hazırlığı durumuna geçirildiğini bildirdi. İran tarafı ise ilk aşamada saldırıya karıştığını inkâr etti. Bazı İranlı üst düzey yetkililer de sorumluluğu üstlenmedi.
Ancak Azerbaycan ve İran dışişleri bakanlarının telefon görüşmesinde İran tarafı bu olayın araştırılacağına söz verdi. Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian komşu ülkelere yönelik saldırıyla ilgili özür diledi. Bu açıklama dolaylı olarak Azerbaycan’ı da kapsıyordu.
Sevinç Öztürk: Nahçıvan'da yaşayan biri olarak saldırı haberlerini aldığınızda bölge sakinleri arasında nasıl bir atmosfer oluştu?
Samed Canbaxşiyev: Tabii ki 2020 yılında Ermenistan ile Azerbaycan arasında sona eren 44 günlük savaştan sonra 5 yıldır Nahçıvan’da herhangi bir savaş ya da saldırı tehlikesi yaşanmıyordu. Ancak İran ile ABD ve İsrail arasında savaş başladıktan sonra komşu İran topraklarında geceleri, özellikle de geçen yıl uçan füzeleri Nahçıvan’dan da gözlemlemek mümkün oluyordu.
Ülke liderimiz İlham Aliyev’in İran’ın Bakü’deki büyükelçiliğine giderek İslam Cumhuriyeti’nin dini lideri ve yakınlarının öldürülmesi nedeniyle taziyelerini iletmesi ve defalarca Azerbaycan topraklarının İran’a karşı saldırı için üçüncü taraflar tarafından kullanılmasına kesinlikle izin verilmeyeceğini söylemesi, Nahçıvan halkı için komşu devletle samimi ve barış içinde yaşamanın bir garantisi gibi görünüyordu. Bu yüzden kimse bu ani saldırıyı beklemiyordu.
Bu nedenle 1990’lı yıllarda Ermenistan tarafından gerçekleştirilen saldırılar sonucunda yüzlerce şehit veren Nahçıvan sakinleri için bu durum bir miktar endişe yarattı. Özellikle de dronlardan birinin bir ortaokulun yakınına düşmesi kaygı verici bir durumdu.
Ayrıca son günlerde İran’a yakın bazı Telegram kanallarında İsrail’in İran’ı vurmak için Azerbaycan’daki havaalanlarını kullandığına dair dezenformasyon niteliğinde haberler de yayılıyordu. Halk ise zaten bu yalan bilgiler nedeniyle İran’ı kınıyordu. Çünkü Nahçıvan Uluslararası Havalimanı, Nahçıvan şehrine yalnızca iki kilometre mesafede yer almaktadır. Buradan havalanan ve iniş yapan her uçağı görmek mümkündür. Bu havalimanından ise yalnızca Azerbaycan’a ait yolcu ve kargo uçakları havalanmaktadır.
Sevinç Öztürk: Bölgedeki medyanın bu olayları sunuş biçimi ile halkın sokaktaki gerçekliği arasında bir fark var mı?
Samed Canbaxşiyev: Bölgedeki medya olayı olduğu gibi, faktlara dayanarak operatif şekilde kamuoyuna aktardı. Nahçıvan’da faaliyet gösteren yerel medya ile Bakü televizyonlarının gazetecileri olaydan 10–15 dakika sonra olay yerindeydiler.
Ancak telefonlarını kamera gibi kullanan vatandaşlar da olayın canlı tanıkları olarak ilginç videolar çekmişlerdi. Sokaklarda görülen halk ise daha çok olay yerine gidip orada ne olduğunu görmek isteyen kişilerdi. Yani merak eden bazı insanlar havaalanına ve Şekerabad köy okulunun yakınına gitmişti.
Fakat bölge güvenlik nedeniyle polis tarafından korunduğu için oraya sadece uzmanların girmesine izin verilmişti. Bu nedenle sosyal medyada yayılan bazı videolarda sokaklarda çok sayıda insan görünmektedir. Ancak gerçekte herkes kendi işiyle meşguldü.
Sevinç Öztürk: Sizce bu İHA saldırısı ve diplomatik hareketlilik doğrudan Nahçıvan’ı mı hedef alıyor, yoksa bölgede genel bir güç gösterisi mi?
Samed Canbaxşiyev: Önce belirttiğim gibi, İran–İsrail–ABD savaşında İran yaklaşık 14 komşu ülkeye füze attı. Ne yazık ki bu listede Türkiye ve Azerbaycan da bulunuyor. Diğer ülkelerin büyük çoğunluğu Arap ülkeleridir ve İran tarafı burada bulunan ABD üslerini hedef aldığını belirtmiştir. Ancak Dubai ve Katar’da sivil hedeflerin de vurulduğuna dair bazı bilgiler ve iddialar vardır.
Yani İran, kimden şüpheleniyorsa ve kendi topraklarına oradan füze atıldığını düşünüyorsa o bölgeyi hedef alıyor gibi görünmektedir. O ülkelerde başka bir devletin askerî üsleri olabilir. Ancak Azerbaycan’da bugün hiçbir ülkenin askerî üssü bulunmamaktadır. Hatta 2020 yılında Karabağ’da konuşlandırılan Rus askerleri bile 2023 yılında halkın tepkisi ve devletin politikası doğrultusunda çıkarılmıştır.
Azerbaycan egemen ve aynı zamanda ekonomik açıdan güçlü bir devlettir. Bu durum ne yazık ki komşu ülkenin bazı kurumlarında kıskançlık yaratmaktadır. Azerbaycan bugün Kafkasya’nın en güçlü ekonomik ve askerî kapasiteye sahip devletidir. Bağımsız ve çok yönlü bir dış politikaya sahiptir; tüm dünya devletleriyle dostane ilişkiler yürütmektedir. Hatta ihtiyaç duyan ülkelere insani yardımlar da sağlamaktadır.
Bu nedenle söz konusu saldırı, bölgede önemli bir lojistik merkeze dönüşmesi beklenen Nahçıvan’a ve aynı zamanda dünya ile dostane ilişkiler sürdüren Azerbaycan’a karşı adeta gereksiz bir güç gösterisi olarak değerlendirilmektedir.
Sevinç Öztürk: İran’ın bu askerî hareketliliğini son dönemde yüksek sesle konuşulan Zengezur Koridoru projesine bir veto veya doğrudan bir gözdağı olarak değerlendiriyor musunuz?
Samed Canbaxşiyev: Şunu da belirtmek gerekir ki 30 yıllık Karabağ sorununun çözülmesinden sonra Azerbaycan ve bölgeleri daha da gelişmektedir. Ancak Güney Kafkasya stratejik bir bölge olduğu için burada büyük güçlerin çıkarları çakışmaktadır. Doğal olarak ilk sırada İran ve Rusya gelmektedir. Tarihsel olarak bu iki ülkeyle Azerbaycan’ın ortak bir geçmişi vardır ve her ikisi de Azerbaycan’ın zenginliklerine ve jeopolitik konumuna ilgi göstermiştir.
Azerbaycan ise son yıllarda bu ülkelerle birlikte Türkiye üzerinden Avrupa ile de iş birliği yapmaktadır. Rusya ve İran’ın petrol ve gazına şu anda ABD tarafından ambargo uygulanmaktadır. Azerbaycan ise barış politikası izleyerek tüm dünya devletleriyle ekonomik ilişkiler kurmaktadır. Sonuç olarak Azerbaycan’ın petrol ve doğalgazı Bakü–Tiflis–Ceyhan ve Bakü–Tiflis–Erzurum hatları üzerinden Avrupa ülkelerine ulaştırılmaktadır.
Diğer adı geçen devletler ise bu kaynakları adeta dünyayı yönetmek ve diğer ülkeleri kendilerine bağımlı hâle getirmek amacıyla kullanmak istemektedir. Buna karşılık bölgede, kendisine yönelik her zaman olumlu olmayan komşu ülkelerin tutumlarına rağmen dengeli bir politika izleyen ve dünya tarafından kabul görüp saygı duyulan, enerji kaynakları bakımından zengin Azerbaycan bulunmaktadır.
Bu nedenle İran’ın bu saldırıyla Azerbaycan’a karşı bir provokasyon yarattığını düşünüyorum. İran’ın en önemli endişelerinden biri ise Zengezur Koridoru ile ilgilidir. Çünkü Ermenistan üzerinden hayata geçirilecek bu koridor, İran’ın bölgedeki lojistik üstünlüğünü büyük ölçüde azaltacaktır.
Bugün Türkiye’den ve Bakü’den gelen yük araçları İran topraklarından geçerek Bakü’ye veya Türkiye’ye ulaşmaktadır. Bu durum, İran’ın taşınan yükler üzerinde ve genel olarak bu süreçte bir kontrol sahibi olduğu anlamına gelmektedir. İran gümrüklerinde Türk ve Azerbaycanlı sürücülere yönelik olumsuz davranışlarla ilgili sosyal medyada yeterli sayıda bilgi bulunmaktadır.
Sevinç Öztürk: Ortak mezhepsel bağların siyasi ve askerî gerilimler karşısında yok olduğunu söyleyebilir miyiz? Nahçıvan halkı için Azerbaycanlı kimliği, İran ile olan kültürel yakınlığın tamamen önüne mi geçti?
Samed Canbaxşiyev: Azerbaycan laik ve hoşgörülü bir devlettir. Bizde din devletten ayrıdır. Ortak mezhep, vatandaşların dinî görüşlerinde kendini gösterir. Bu durum Azerbaycan Anayasası’nda da yer almaktadır. Kim hangi dine inanırsa inansın bu konuda vicdan özgürlüğü ve bağımsızlık vardır.
Ancak bugün uzun yıllara dayanan devletçilik geçmişi olan Azerbaycan halkı için ülkenin ve devletin çıkarları ile toprak bütünlüğü ön plandadır. Bunu uzun yıllar süren Karabağ savaşında halkın sarsılmaz inancıyla gördük.
Bugün İran’da nüfusun yarısı Türk’tür ve özellikle Azerbaycan Türkleridir. Çünkü uzun yıllar boyunca İran denilen coğrafyada Araplardan sonra Selçuklular, Azerbaycan Atabeyleri, Moğollardan sonra İlhanlılar, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Safeviler, Afşarlar ve Kaçarlar Devleti hüküm sürmüştür. Bu durum 1925 yılına kadar devam etmiştir.
1828 yılında Rus–Kaçar Savaşı’ndan sonra Azerbaycan kuzey ve güney olmak üzere ikiye bölünmüştür. Bugün İran halkı bizimle yine dosttur ve biz neredeyse tek bir halkız.
Sevinç Öztürk: Sizce İHA saldırısı bölgedeki statükonun bir parçası mı, yoksa Nahçıvan’ın tarihini değiştirecek daha büyük bir fırtınanın habercisi mi?
Samed Canbaxşiyev: Bence Azerbaycan’ın yeterince askerî gücü ve savaş tecrübesi vardır. Ancak bu üç adet dronla yapılan saldırı, Nahçıvan’ın tarihinde yalnızca kimin kim olduğu, kimin bize dost kimin düşman olduğu meselesiyle hatırlanacaktır. Bu tür provokasyonlar inşallah her iki ülke için de hayırlı ve olumlu bir sonla neticelenir.
Sevinç Öztürk: Nahçıvan, doksanlı yılların başında Ermenistan kuşatması altındayken İran’dan lojistik destek almıştı. Bugün gelinen noktada dün destek veren komşunun bugünkü tutumu sizleri şaşırtıyor mu?
Samed Canbaxşiyev: Elbette tüm komşularımızla çok iyi ilişkiler içindeyiz ve unutulmamalıdır ki dünya artık Orta Çağ kurallarıyla değil, modern dünyanın barış çağrılarıyla yaşamaktadır.
1990’lı yıllarda Nahçıvan, Ermenistan tarafından kuşatma altına alındığında açık olan tek sınır İran’dı. Bu sınırlar daha Sovyetler döneminde açılmış, karşılıklı geçişler yapılmıştı. Nahçıvan’a gelen İran vatandaşları o dönemde kendilerini oldukça mutlu hissediyorlardı.
Ancak 1991 yılında Azerbaycan bağımsızlığını kazandı ve Ermenistan topraklarımıza saldırdığında büyük sıkıntılar yaşadık. Çünkü Bakü’den gelen demiryolu bağlantısı Ermenistan topraklarından geçiyordu. Bu hat — 43 km uzunluğunda ve yaklaşık 1 km genişliğinde olan — eski haritalarda Nahçıvan toprağı olarak gösteriliyordu. Ermenistan bu yolu kapattı. O dönemde Bakü’den Nahçıvan’a yalnızca hava yoluyla gıda ve hayati ihtiyaç malzemeleri ulaştırılabiliyordu.
O yıllarda Ermenistan’ın Nahçıvan’ı kuşatmasını ve saldırılarını dünyanın 57 ülkesi kınadı. Ne yazık ki İran buna tepki vermedi. Daha sonra Azerbaycan’ın ulusal lideri Haydar Aliyev bu konuda televizyonda bir konuşma yaptı. Ardından Nahçıvan sakinleri İran’a geçerek oradan gerekli gıda maddelerini temin edip getiriyorlardı.
Ancak bir gerçek de şudur ki İran’ın Nahçıvan ile sınır olan Culfa bölgesi ve çevresindeki yerleşimler bu ilişkilerden sonra ciddi şekilde gelişti. Çünkü bu bölgedeki esnafın potansiyel müşterisi Nahçıvan halkıydı. Yani demek istediğim, kimse Nahçıvan’a ücretsiz olarak yardım ya da destek vermemiştir.
Bugün ise Nahçıvan toprakları, Türkiye’ye giden İran tırları için en yakın ve en uygun güzergâhlardan biri sayılmaktadır. Oysa İran’ın Türkiye ile resmi gümrük geçiş noktaları da bulunmaktadır.
Sevinç Öztürk: Nahçıvan tarihi boyunca pek çok medeniyetin kavşak noktası oldu. Bugün atılan İHA’lar Nahçıvan’ın kaderindeki direniş ve stratejik önem başlıklarına yeni bir sayfa mı ekliyor, yoksa bu geçici bir siyasi kriz mi?
Samed Canbaxşiyev: Elbette bu geçici bir krizdir. Ancak bu durum daha çok İran tarafına bağlıdır. Çünkü Azerbaycan, İran’a karşı her zaman samimi ve iyi komşuluk ilişkileri sergilemiştir.
Bugün İran’daki savaştan dolayı çeşitli ülkelerin diplomatik temsilcileri Azerbaycan üzerinden kendi ülkelerine geçmektedir. Hatta bu saldırı günü İran tarafı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı’ndan Lübnan’da kalan İranlı diplomatların ülkelerine dönmeleri için yardım talep etmişti. Azerbaycan kendi uçağını göndererek söz konusu diplomatları hiçbir karşılık beklemeden ülkeye getirmişti.
Nahçıvan’a gelince; Atatürk şöyle demişti: "Nahçıvan Türk’ün kapısıdır, onu korumak gerekir. Zaman gelir bu kapı bize çok lazım olur." Ve bugün Nahçıvan yeniden Türk dünyasının barış kapısıdır.



Arkadaşlarım Sevinc xanıma və Səməd Canbaxşıya bu mükəmməl söhbətə görə çox minnətdaram!