BIST 100
14.328,10 2,80%
DOLAR
46,2785 0,02%
EURO
53,7535 0,39%
GRAM ALTIN
6.421,75 2,30%
FAİZ
41,72 -2,45%
GÜMÜŞ GRAM
104,75 3,46%
BITCOIN
65.623,00 2,58%
GBP/TRY
62,1952 0,21%
EUR/USD
1,1606 0,33%
BRENT
83,36 -4,55%
ÇEYREK ALTIN
10.499,48 2,30%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
24 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • Özdağ: “Cepheleşmeye karşıyız ama ittifak kaçınılmaz”

Özdağ: “Cepheleşmeye karşıyız ama ittifak kaçınılmaz”

SEVİNÇ ÖZTÜRK_20260321_125017_0000

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, seçim ittifaklarına açık kapı bırakırken bazı partilerle hiçbir koşulda iş birliği yapmayacaklarını açıkladı. Özdağ ayrıca muhalefete yönelik yargı süreçlerini “düşman ceza hukuku” olarak nitelendirdi.

Tanık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Uzun'un sorularını yanıtlayan Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye siyasetindeki ittifak arayışlarından muhalefet belediyelerine yönelik operasyonlara kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, “cepheleşmeye karşıyız” derken seçim sistemi nedeniyle ittifakların kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Muhalefete yönelik yargı süreçlerini ise sert sözlerle eleştirdi.

Soru: Milliyetçi cenahta şöyle bir beklenti var: Siyasi olarak birçok cephe kuruluyor. “Yeni Yol” kuruldu, diğer taraftan sol partilerde de benzer oluşumlar var. Zafer Partisi olarak milliyetçi cephe ya da milliyetçi ittifak gündeminizde mi?

Cevap: Bizim gündemimizde bir cephe yok. Türkiye zaten cepheleşmelerden çok çekti. Biz cepheleşen değil, birlik ve bütünlüğünü sağlayan bir Türkiye istiyoruz. Ancak mevcut seçim sistemi siyasi ittifakları zorunlu kılıyor. Zafer Partisi de seçimlere giderken, sağlıklı bir Türkiye’nin önünü açacak sonuçların çıkabilmesi için bir seçim ittifakının gerekli olduğunu düşünüyor.

Bu ittifakın hangi partilerle ve nasıl bir çerçevede oluşacağı ise önümüzdeki aylarda, ülke seçim sürecine girdiğinde netleşecektir. O süreçte, bizim düşündüğümüz ya da bizi düşünen; hatta bugün karşılıklı olarak düşünülmeyen partilerle yapılacak görüşmeler sonucunda bir tablo ortaya çıkabilir.

Ancak Zafer Partisi, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçisi bir parti olarak bazı partilerle ittifak yapması mümkün olmayan bir partidir. Bu partilerle hiçbir şekilde ittifak ya da seçim iş birliği gündeme gelmez. Örneğin DEM, HÜDA PAR, AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi ile ittifak yapmayız. Bunun dışında kalan muhalefet partileriyle, ortak bir çerçevede buluşulması halinde seçim ittifakları söz konusu olabilir. Fakat bugün için bunları konuşmak erken. Her parti kendi çalışmalarını sürdürür; Türkiye seçim sürecine girdiğinde olası iş birlikleri görüşülür.

Soru: Özellikle İstanbul’daki ilçe belediyeleri ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mevcut durumu—gözaltı ve tutukluluk süreci—muhalif belediyeler üzerinde merkezi iktidar kaynaklı birçok tartışmayı beraberinde getirdi. Kuşadası Belediyesi’nde de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından operasyon gerçekleştirildi. Bu durum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasıyla ilişkilendiriliyor. Ege ve Marmara arasında nasıl bir bağ kurmak isteniyor? Bu bağ siyasi mi yoksa yolsuzluk temelli mi değerlendirilmeli?

Cevap: Dosyanın detaylarını bilmiyorum. Detaylara hâkim olmadığım bir konuda yorum yapmam doğru olmaz. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu süreçte bir “düşman ceza hukuku” uygulaması söz konusudur ve muhalefete adeta ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılmaktadır.

Geçmişte Amerika’nın güney eyaletlerinde siyahilere nasıl davranılıyorsa, bugün Türkiye’de de muhalefete benzer bir yaklaşım sergileniyor. Aynı eylem söz konusu olduğunda, iktidar yanlısıysanız farklı bir muamele görürken, muhalefetteyseniz en ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bunun somut örnekleri mevcut.

İzmir’de sokakta yürüyen bir genç kadın, muhalefet adına iktidarı eleştirdiği için hapse girebilirken; bir trafik kazasında bir gencin ölümüne neden olan iktidar yanlısı bir kişi hiç hapis cezası almıyor.

Böyle bir ortamda, düşman ceza hukukunun hayatın her alanına yayıldığı bir tabloda, muhalefet belediyelerine yönelik operasyonların kamu vicdanında karşılık bulmaması doğaldır. Türkiye’de tüm yolsuzlukları sadece CHP’li belediyelerin yaptığı iddiası akılla bağdaşmaz. Ben CHP’li değilim ama böyle bir söylem, akılla alay etmek olur.

Ortada Melih Gökçek gerçeği var. Gökçek hakkında suç duyurusunda bulunan kişi ben değilim; Bülent Arınç’tır, yani AK Parti’nin en üst düzey isimlerinden biridir. Buna rağmen ortada bir soruşturma var mı? Yok. Aslında dosyalar var, sayıları yüzü buluyor, ancak hiçbir savcı soruşturma açmıyor.

Bu durumda ister Kuşadası, ister İstanbul, ister Antalya ya da Adana olsun; yapılan işlemlerin toplum nezdinde bir karşılığı bulunmuyor. Durum budur.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?