
ALPER TEMİZ / TANIK - İzmir’de alınan yeni Mahalli Çevre Kurulu kararıyla yapı ve yıkım ruhsatlarında “Ek-2 belgesi” zorunlu hale geldi; İzmir Büyükşehir Belediyesi ise uygulamaya ilişkin tartışmalara Tanık'ın sorularını yanıtlayarak kapsamlı yanıt verdi.
İzmir’de Mahalli Çevre Kurulu, 26 Şubat 2026 tarihinde Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu başkanlığında toplandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıda, yapı ve yıkım ruhsatlarına ilişkin önemli kararlar alındı. Kurul kararı doğrultusunda, ilçe belediyeleri tarafından verilecek “Yapı Ruhsatı” ve “Yıkım Ruhsatı” başvurularında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden alınacak “Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Taşıma ve Kabul Belgesi” (Ek-2 Belgesi) zorunlu hale getirildi. Ayrıca, bu belge ibraz edilmeden ruhsat düzenlenmeyeceği, yapı ruhsatı başvurularında temel dolgusu için ayrıca “dolgu izni” alınmasının da şart olduğu karara bağlandı.
Belediyeden uygulamaya ilişkin sorulara yanıt geldi
Kararın ardından uygulamanın sahadaki etkilerine ilişkin sorular gündeme gelirken, İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı konuya ilişkin sorularımızı yanıtladı.
Soru: 26 Şubat 2026 tarihli MÇK kararıyla yapı ve yıkım ruhsatları için İBB’den Ek-2 belgesi alınması ön şart haline getirildi. İzmir genelindeki 30 ilçeden aynı anda gelecek bu yoğun belge talebini karşılayacak idari ve dijital altyapı hazır mı? Bu uygulamanın, özellikle aciliyeti olan kentsel dönüşüm süreçlerini ve inşaat sektörünü yavaşlatan yeni bir bürokratik engele dönüşme riski yok mudur?
Yanıt: "İzmir genelindeki 30 ilçeden eş zamanlı gelecek başvuruları karşılayacak idari ve dijital altyapı kurulmuş durumdadır. Tüm başvurular HYBS (Hafriyat Yönetim Bilgi Sistemi) üzerinden çevrim içi olarak alınmakta olup, süreç baştan sona dijital ortamda ve izlenebilir şekilde yürütülmektedir. Müteahhitler sisteme kayıt olarak başvurularını doğrudan gerçekleştirebilmekte; bu kapsamda hafriyat firması seçimi, araç plakası tanımlama, döküm sahası veya geri kazanım tesisi seçimi gibi tüm adımlar sistem üzerinden yapılabilmektedir. Sistem içerisinde yalnızca İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından izinlendirilmiş, araç hareketleri izlenebilen ve geçmiş kayıtları denetlenebilir hafriyat firmaları ve sahalar yer almaktadır.
Başvuru sürecinde yüklenen bilgi ve belgeler Büyükşehir Belediyesi tarafından teknik olarak kontrol edilmekte; kübaj hesapları doğrulanmaktadır. Evrakların uygun bulunması halinde, Belediye Meclisi kararı ile belirlenen tarifeler doğrultusunda belge bedeli tahakkuk ettirilmekte; ardından seçilen döküm sahası veya geri kazanım tesisine ilişkin bertaraf bedeli ödemesi yapılmaktadır. Tüm ödemelerin tamamlanmasını takiben saha onayı verilmekte ve Ek-2 belgesi düzenlenerek faaliyet başlatılmaktadır.
Bu yapı, ilave bir bürokratik yük oluşturmak yerine süreci standardize eden, kayıt altına alan ve denetlenebilir hale getiren bir sistemdir. Başvuru, kontrol ve ödeme süreçlerinin tamamının dijital ortamda yürütülmesi sayesinde özellikle kentsel dönüşüm ve acil yıkım süreçlerinde zaman kaybı yaratmamakta; aksine süreci hızlandıran ve belirsizlikleri ortadan kaldıran bir işleyiş sağlamaktadır."
Kaçak döküm ve maliyet tartışmalarına açıklık getirildi
Soru: Özellikle merkeze uzak ilçelerde (örneğin Küçük Menderes havzasında) inşaat ve yıkıntı atıklarının kabulü için Büyükşehir'in yeterli kapasitede resmî döküm sahası bulunuyor mu? Döküm sahası yetersiz olan bölgelerde 'belge alma zorunluluğu' getirilmesi, tam aksine kırsal alanlara kaçak hafriyat dökümünü teşvik etme tehlikesi taşır mı?
Yanıt: "İzmir genelinde inşaat ve yıkıntı atıklarının yönetimi yalnızca döküm sahaları ile sınırlı olmayıp, geri kazanım tesisleri de aktif olarak sistem içerisinde yer almaktadır. Ödemiş, Menderes, Buca, Aliağa, Çeşme ve Gaziemir ilçelerinde yeterli kapasitede inşaat ve yıkıntı atığı geri kazanım tesisleri bulunmakta olup, bu tesisler ilgili süreçlerde aktif olarak kullanılmaktadır.
Bu kapsamda, atıkların yalnızca depolanması değil, geri kazanım yoluyla ekonomiye kazandırılması da sağlanmaktadır. Mevcut altyapı dikkate alındığında, uygulamanın kaçak dökümü teşvik etmesi yönünde bir risk öngörülmemektedir. Aksine, tüm süreçlerin kayıt altına alınması, taşıma ve döküm hareketlerinin izlenebilir hale getirilmesi ve yalnızca izinli tesislerin sistem üzerinden seçilebilmesi sayesinde kaçak dökümün önlenmesine yönelik etkin bir denetim mekanizması kurulmuştur."
Soru: Temel dolgusunda kullanılacak hafriyat için getirilen ekstra 'dolgu izni' şartı, vatandaş ve yüklenici firmalar için yeni bir harç, ücret veya zaman maliyeti yaratacak mıdır?
Yanıt: "Temel dolgularına ilişkin dolgu izni uygulaması, sahada karşılaşılan önemli bir suistimali ortadan kaldırmaya yöneliktir. Uygulama öncesinde bazı yüklenicilerin, fiilen geri dolgu yapmadıkları hâlde projelerinde yüksek miktarda geri dolgu göstererek hafriyat toprağı bertaraf bedelinden kaçınmaya çalıştıkları ve bu durumun kaçak dökümü dolaylı olarak teşvik ettiği tespit edilmiştir.
Dolgu izni uygulaması ile birlikte, projede öngörülen dolgu miktarları teknik olarak kontrol edilmekte ve gerçekçi olmayan beyanların önüne geçilmektedir. Bu uygulama ayrı ve bağımsız bir süreç olarak değil, mevcut Ek-2 başvuru süreci içerisinde entegre şekilde yürütülmektedir. Müteahhit tarafından proje kapsamında dolgu ihtiyacı belirtilmesi hâlinde, ilgili teknik ekipler aynı başvuru dosyası üzerinden değerlendirme yapmakta ve işlemler tek akış içinde tamamlanmaktadır.
Bu nedenle ilave bir bürokratik süreç oluşmamakta; ödemeler de tek bir tahakkuk üzerinden, sistem tarafından oluşturulan kentli numarası aracılığıyla toplu şekilde gerçekleştirilmektedir. Dolgu izni için İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından belirlenmiş cüzi bir bedel bulunmakta olup, bu bedel bertaraf ücretine kıyasla düşük seviyededir ve toplam maliyet üzerinde belirleyici bir yük oluşturmamaktadır."


