
Bu açıklama Türk futbolunun özetidir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Osman Sağlam’ın, “Önümüzde Dünya Kupası var, şike ve bahisle ilgili operasyonları o yüzden erteledik” açıklaması, Türk futbolunun içinde bulunduğu tabloyu tek cümlede özetliyor. Şike ve bahis gibi futbolun varlığını tehdit eden konuların “şimdi zamanı değil” denilerek ötelenmesi, sadece bir tercih olmasa gerek; bu durum adeta sistemin nasıl işlediğinin itirafı oldu. Adaletin takvime bağlandığı bir düzende, sahada verilen mücadelenin ne kadar suni olduğunu ve şampiyonun nasıl belirlendiğini hep birlikte görüyoruz.
Şampiyonluğu Aklama Maçı; Sirk Devam Ediyor
Türkiye’de hemen hemen futbol severlerin büyük bir kısmı, Fenerbahçe’nin şampiyonluktan kopmasının ardından Samsun spor deplasmanında Galatasaray’a daha önce verilmeyen kırmızı kartların, sarı kartların verileceğini; hatta penaltı bile çalınabileceğini konuşuyordu. Amacın alınan şampiyonluğun aklanması olduğunu herkes biliyor. “Bakın bize de veriyorlar” imajı, en sevdikleri yöntem…
Daha da çarpıcı olan ise algının yön değiştirme şekli. Haftalardır tartışılan “kollanıyor” söylemlerini bir anda tersine çevirmek en büyük hedefleri. Samsunspor’un maçı “satmadığı” vurgusu, üzerine gelen kırmızı kart… Tüm bunlar kamuoyuna “her şey normal” mesajı verme çabası. Ancak bu kadar bariz hamleler, gerçeği gizlemeye yetmediği gibi daha görünür hale getiriyor. Artık kimse bunları yemiyor…
Süper sirkte her şey var, güven ve adalet yok! Artık kimse gördüğüne inanmıyor, herkes gördüğünün ardındaki art niyeti sorguluyor. Samsunspor’un 4-1’lik Galatasaray galibiyeti kâğıt üzerinde “sürpriz” gibi durabilir ama asıl dikkat çeken detay bambaşka. Bu ligde hakemlerin bu kadar konuşuluyor olması tesadüf değil; sistemin bir sonucu. Çünkü bu organizasyonda mesele oyun değil, algı yönetimi.
Samsun spor başkanının, “futbolcularımızın akıllarıyla kalpleri çelişti” sözlerini biz unutmadık, unutmayacağız! Bazı şeyler istedikleri gibi olduğunda bu algıyı yapacaklarını biliyorduk. Süper sirkte her şey planlı ve programlıdır, kimse kendini kandırmasın. Tıpkı bu haftaki sonuçların suni olması gibi.
“Hakemi Aldatma Sanatı: Yeni Oyun Planı”
Sezon başından beri konuştuğumuz en ciddi ve bir o kadar da göz ardı edilen konuya gelelim: Galatasaraylı futbolcuların hem ligde hem Avrupa’da, en ufak temaslarda bile kendilerini abartılı şekilde yere bırakmaları…Pozisyonun sertliğindenbağımsız olarak verilen tepkiler, artık refleks ve alışkanlıkhaline gelmiş durumda. Artık futbolun sertliğinden çok, temasın nasıl “pazarlandığını” konuşuyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu’nun acizliği, Merkez Hakem Kurulu’nun sözde varlığı ve hakemlerin adalete kör olduğu bir sezonu iki hafta sonra geride bırakıyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada yaşananlar sadece bir maçın sonucu değil; haftalardır süren kollanmanın neticesi. Adeta “şampiyonluğun aklanma haftasına” şahit olduk. Futbol sahada oynanıyor gibi gösteriliyor ama hikâye çoktan yalılarda “Sakın Haa Sezonu” olarak yazılmış çizilmiş tayin edilmiş…
Tam da bu yüzden bu lig artık sadece bir yarıştan ibaret değil; izleyenlerin güven ve adalet duygusunu kaybettiği, satılık bir futbol organizasyonu haline gelmiştir.
“Kadıköy Boş, Baskı Bitti, Umut Bitti!”
Fenerbahçe’de gündem başkanlık seçimi ve adaylar! Kadıköy’de Başakşehir maçı öncesi Teknik Direktör Domenico Tedesco ile yollar ayrıldı. Zeki Murat Göle ile maça çıkan Fenerbahçe, Başakşehir’i 3-1 mağlup etti.
Sakat ve cezalıların fazla olduğu bir haftada, futbolcuların üzerinde baskı ve stres olmayınca, üstüne bir de yarıştan kopulmuş olmasıyla birlikte rahat bir maç izlenimi oluştu. Şampiyonluk şansı gerçekten devam etseydi, bu kadar rahat bir maç olmayacağının herkes farkında.
Fenerbahçe’de Mesele Başkan Değil, Lider Seçimi!
Kadıköy’de oynan maçla ilgili aynı terane devam ettiği için yukardaki bölümde değindim, o yüzden başkanlık seçimi üzerinde durmak daha faydalı olacaktır. On iki yıllık şampiyonluk hasreti yine sona ermedi ve yine seçime gidiliyor. İstikrardan uzak, çok fazla benzer hatanıntekrarlandığı son sekiz yılda hiçbirinden ders alınmadığını görmek, taraftarda büyük bir hayal kırıklığı ve güvensizlik ortamı oluşturdu.
Fenerbahçe’de yaklaşan başkanlık seçimi sadece kimin başkan olacağıyla sınırlı bir süreç değil. Sayın Aziz Yıldırım, Barış Göktürk, Mehmet Ali Aydınlar, Hakan Safi gibi isimlerin konuşulduğu bu tabloda asıl mesele; kimin aday olduğundan ziyade, seçilecek yönetimin kulüpçülük anlamında nasıl bir fark yaratacağıdır.
Son günlerde birçok iş insanının Sayın Aziz Yıldırım’ın aday olması yönünde baskı yaptığı konuşuluyor. Bu da camiada hâlâ güçlü, sert ve tecrübeli bir liderlik arayışının devam ettiğini net bir şekilde gösteriyor ve en büyük eksikliğimiz de bu maalesef.
Fenerbahçe’de doğru başkan, doğru teknik direktör ve doğru futbolcu grubu oluşturulmadan şampiyonluk hasretinin biteceğini beklemek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Sancılı bir sürece giren camiada, umarım nefret dili kullanılmadan bu süreç hasarsız atlatılır.
Projeler, stat vaatleri, sponsorluklar ve transfer bütçeleri elbette konuşulacaktır. Başkan adaylarının netleşmesiyle birlikte projeleri görüp değerlendirme yapacak olan, her zamanki gibi kongre üyelerimizdir. Umarım içinde bulunduğumuz durumu en iyi şekilde analiz edip ona göre oy kullanırlar.
Naçizane fikrim 6–7 Haziran’da yapılması planlanan seçimde, kulüpçülük anlamında gerçek fark yaratabilecek tek adayın Sayın Aziz Yıldırım olduğu görmek lazım. Yirmi yılda verdiği hizmetler, ortaya koyduğu irade ve kriz anlarındaki liderliği ortadayken; artılarıyla eksileri tartışılsa bile Sayın Aziz Yıldırım’ın bu yarışta rakiplerinden net şekilde önde olduğunu görmezden gelmek mümkün değildir.
Fenerbahçe’miz için her şeyin en güzelini diliyorum.
Sevgilerimle…




arkadaşım eline sağlık, bayağı içinden geldiği gibi yazmışsın yine 👍
Futbolda dönen işler, şike-bahis mevzularının ertelenmesi falan gerçekten rezillik. Samsunspor maçı üzerinden anlattığın “algı yapılıyor” konusu da herkesin konuştuğu şey zaten. gerçekten güçlü bir lider lazım diyorsun, orası da doğru. Ah Kongre üyeleri ah …. Aziz Yıldırım diyorum başka bir şey demiyorum 💛💙