BIST 100
13.938,48 1,42%
DOLAR
46,2686 0,15%
EURO
53,5436 -0,02%
GRAM ALTIN
6.277,08 0,31%
FAİZ
42,77 -1,72%
GÜMÜŞ GRAM
101,24 1,17%
BITCOIN
63.912,00 0,78%
GBP/TRY
62,0642 0,08%
EUR/USD
1,1568 -0,09%
BRENT
87,33 -3,37%
ÇEYREK ALTIN
10.263,02 0,31%
İstanbul Kapalı
İstanbul hava durumu
19 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • 14 mart Tıp Bayramı Aile hekimleri haklarını aramak için eylemde!

14 mart Tıp Bayramı Aile hekimleri haklarını aramak için eylemde!

Sevinç Öztürk

Sevinç Öztürk / TANIK - İzmir Aile Hekimleri Derneği (İZAHED) Başkanı Dr. Muhteber Çolak ile aile hekimliği sisteminin mevcut durumunu, hekimlerin sahada karşılaştığı temel sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini konuştuk. Artan kiralardan sağlıkta şiddete, deprem riskinden sevk zincirinin eksikliğine kadar pek çok kritik konuya değinen Dr. Çolak, sistemin hekimleri nasıl bir çıkmaza sürüklediğini gözler önüne serdi.

Sevinç Öztürk: Aile Hekimliği sistemi tam olarak nasıl işliyor? Yönetmelikte yapılan son değişikliklerin aile hekimlerinin iş yükü ve motivasyonu üzerindeki etkisi ne oldu?

Dr. Muhteber Çolak: Aile hekimleri, Sağlık Bakanlığı ile sözleşme imzalayarak görev alıyorlar. Hizmet verecekleri binayı ve içerisindeki malzemeleri kendileri temin ederek çalışıyorlar. Bakanlık, aile hekimlerine maaş yerine yaptıkları işe karşılık bir hakediş ödüyor. Ayrıca aile sağlığı merkezinin (ASM) kirasını ve giderlerini karşılamaları için "cari ödeme" adı altında bir ödenek veriliyor.

Sisteme ilk geçildiğinde her aile hekiminin 4.000 olan sabit nüfusu, önce 3.500'e, birçoğumuzda ise 3.100'e düşürüldü; hasta sayısını daha da düşürmeyi hedefliyorlar. Çalışma koşullarımız Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği'ne göre belirleniyor ve bu yönetmelik neredeyse iki yılda bir değişiyor. Ne yazık ki, sisteme geçildiğinden bu yana çıkan bütün yönetmelikler bir öncekinden daha kötü ve mağdur edici uygulamalar içeriyor. Bu nedenle biz aile hekimleri olarak her yönetmelik döneminde bir dizi eylem yapmak zorunda kalıyoruz.

Sevinç Öztürk: Artan kira maliyetleri ASM'lerin ayakta kalmasını zorlaştırıyor mu? Mevcut ödenekler sağlık merkezlerinin idaresi için yeterli mi?

Dr. Muhteber Çolak: Bazı aile hekimleri kamu veya belediye binalarında çalışabiliyor; buralara da kira ödeniyor ancak rakamlar daha uygun. Fakat o mahallede ASM için ayrılmış kamuya ait bir bina yoksa, hekimler bir apartman dairesini veya giriş katını kiralayıp kendi imkanlarıyla tadilat yaparak orayı sağlık merkezine dönüştürüyorlar. Doğal olarak bu yerlerin kirası serbest piyasa koşullarına göre belirleniyor.

Özellikle büyük kentlerde ve merkezi semtlerde kiralar çok yüksek. Mülk sahipleri astronomik kira artışları istiyor, ASM'leri tahliye etmek için davalar açabiliyor ve hatta aile hekimlerini tehdit edebiliyorlar. Bakanlığın yaptığı cari ödemeye memur maaşları oranında zam yapılırken, asgari ücrete ve kiralara gelen zam oranları ortada. Dolayısıyla aile hekimleri ekonomik olarak bu kiraları karşılayamaz duruma gelmiş durumda.

Sevinç Öztürk: Aile hekimine düşen hasta sayısının ideal seviyeye çekilmesi konusunda ne gibi somut adımlar öneriyorsunuz?

Dr. Muhteber Çolak: Avrupa ülkelerinde bir aile hekimine düşen hasta sayısı ortalama 1.000 ile 1.500 civarındadır. Biz 4 bin hasta ile başladık, şu an kağıt üzerinde 3.500'e çekildi ama birçok arkadaşımızın kayıtlı hasta sayısı hala bu rakamın çok üzerinde. Çünkü yeni birimler açılamadığı için hastalar oralara aktarılamadı. Dolayısıyla hepimiz çok yoğun bir iş yükü altında, standartların ötesinde bir eforla çalışmak zorundayız.

Sevinç Öztürk: Doktorların son dönemlerde yaşadığı şiddet vakaları sonrası hekimler hukuki süreçlerde kendilerini yalnız hissediyor mu? İZAHED bu konuda nasıl bir destek sağlıyor?

Dr. Muhteber Çolak: Hekimler yaşadıkları şiddet olaylarında kesinlikle kendilerini yalnız hissediyor. Çoğumuz Sağlık Bakanlığı adına hizmet üretiyoruz ve doğal olarak Bakanlığın, sağlık müdürlüklerinin ve yetkililerin yanımızda durmasını bekliyoruz. Oysa siyasi mercilerin geçmişteki bazı açıklamaları hekimleri şiddete daha açık hale getirdi. "Giderlerse gitsinler" veya "Doktor efendi dönemi bitti" gibi en üst perdeden yapılan açıklamalar, ne yazık ki toplumun bir kesiminde "Biz artık doktor dövebiliyoruz" algısı yarattı.

Bizler İZAHED, diğer sendikalarımız ve Türk Tabipleri Birliği olarak şiddete uğrayan meslektaşlarımızın elbette sonuna kadar yanındayız. Ancak bizim asıl beklediğimiz, şiddeti temelden engelleyecek caydırıcı ve etkili yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesidir. Ülkeyi yöneten mercilerden, başka toplumsal olaylarda gösterilen anlık ve net tepkinin sağlıkta şiddet konusunda da gösterilmesini bekliyoruz. Maalesef meslektaşlarımızın hayatını kaybettiği olaylarda bile bu netlikte bir duruş göremiyoruz.

Sevinç Öztürk: İzmir'deki ASM binalarının depreme dayanıklılığı ve fiziki standartları ne durumda? Kamu dışı binaların kamuya devredilmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?

Dr. Muhteber Çolak: İzmir'de diğer birçok şehirde olduğu gibi ASM'lerin büyük bir kısmı apartman altlarında, daracık ve yetersiz koşullarda hizmet veriyor. Kamu adına yapılmış ama depreme dayanıksız olduğu için hakkında yıkım kararı bulunan binalar var.

Ancak burada çok büyük bir sistem sorunu ortaya çıkıyor: Orayı boşalttığınızda size yeni bir yer gösterilmiyor. Sağlık Müdürlüğü, yeni bina yapılana kadar sizin kendi başınıza bir yer kiralayıp hizmet üretmeye devam etmenizi bekliyor. Bu, hekimler açısından altından kalkılması çok zor bir yük. Deprem bölgesi deneyimlerimiz bize net bir şekilde gösterdi ki; ASM'ler apartman altlarında değil, müstakil ve depreme dayanıklı binalarda hizmet vermelidir. Ancak bu şekilde bir afet anında yıkılmadan ayakta kalabilir ve sağlık hizmeti üretmeye devam edebilirler.

Sevinç Öztürk: Aile hekimliğinin güçlenmesi için 'sevk zinciri' uygulamasının getirilmesi şart mı? Bu durum hastanelerdeki yığılmayı çözer mi?

Dr. Muhteber Çolak: Aile hekimliği sisteminin temeli sevk zinciridir. Ancak ülkemizde sağlık politikaları tamamen popülist hedeflerle yönetildiği için bu bir türlü uygulanamıyor. Avrupa ülkelerinde ve aile hekimliği sisteminin düzgün işlediği her yerde sevk zinciri zorunludur. Acil durumlar dışında aile hekiminize görünmeden hastaneye gidemezsiniz.

Bizde ise acil servis başvuruları dünya rekorları kırıyor. Hafif bir kırıklık veya basit bir enfeksiyon için acil servise gidilmez. Öte yandan, aile hekimleri kendisine hiç gelmeyen hastadan sorumlu tutuluyor ve "negatif performans" adı altında ücretinden kesinti yapılıyor. Vatandaşa kendi sağlığıyla ilgili hiçbir sorumluluk verilmezken, çocuğunun yaptırmadığı aşısından tek sorumlu hekim tutuluyor. Üstelik aşı karşıtlığına yönelik yetkililerden ciddi bir açıklama ya da yaptırım gelmiyor. Aşı karşıtlığı her geçen gün artıyor ve biz hekimler sahada bununla tek başımıza mücadele etmeye çalışıyoruz.

Yazacağımız reçetelere kısıtlamalar getiriliyor, çalışma koşullarımıza sürekli müdahale ediliyor. Sürekli artan bu idari ve vizyonsuz iş yüküyle baş etmek zorunda bırakıldığımız için hepimiz tükenmişlik sendromu içerisindeyiz. Oysa bizler, sadece işimizi yapmak ve bu ülkenin insanına nitelikli sağlık hizmeti sunmak istiyoruz. Sesimizi duyurmamıza imkan verdiğiniz için çok teşekkür ederiz.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?