
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu İzmir İl Başkanlığı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı bildiride, kadın emeği üzerindeki sömürüye ve kamuda derinleşen yapısal eşitsizliklere dikkat çekti. 8 Mart’ın sembolik bir kutlama değil, bir sınıf mücadelesi olduğunun altı çizilen açıklamada, kadın kamu emekçilerinin çifte yük altında ezildiği vurgulandı.
Açıklamada, Türkiye’de kamu yönetiminin liyakatten uzaklaştığı ve neoliberal politikalarla güvencesizliğin norm haline getirildiği belirtildi. Bu dönüşümün en ağır faturasını kadınların ödediği ifade edildi.
Kadınların aynı işi yapmalarına rağmen ücret ve kariyer eşitsizliği ile karşı karşıya kaldığı belirtilen açıklamada, kadınların terfi süreçlerinden dışlandığı ve yönetici pozisyonlarına erişimde cam tavanlarla karşılaştığı kaydedildi. Çalışma hayatında kadın emekçilerin sistematik mobbing ve sendikal baskılara maruz kaldığı da ifade edildi.
Sosyal politikaların yetersizliği nedeniyle çocuk ve yaşlı bakımı gibi sorumlulukların büyük ölçüde kadınların üzerine yıkıldığına dikkat çekilen açıklamada, bu durumun iş ve yaşam dengesini kadınlar açısından imkânsız hale getirdiği belirtildi.
Birleşik Kamu-İş, kadına yönelik şiddetteki artış ile kadın emeğinin değersizleştirilmesinin aynı siyasal anlayışın ürünü olduğunu savundu. Cezasızlık politikalarının ve koruyucu yasaların esnetilmesinin tabloyu ağırlaştırdığı belirtilen açıklamada, “Kadınların yaşam hakkının dahi güvence altında olmadığı bir sistemde adaletten söz edilemez” denildi.
Açıklamada ayrıca, “8 Mart, sadece kadınların temsil edildiği bir gün değil, özne oldukları bir mücadele hattıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, sendikal mücadelenin tali bir başlığı değil, merkezidir” ifadelerine yer verildi.
Konfederasyon, çözüm için somut adımlar atılması çağrısında bulunarak taleplerini de sıraladı. Buna göre İstanbul Sözleşmesi’ne derhal geri dönülmesi, 6284 Sayılı Kanun’un tavizsiz bir şekilde uygulanması ve iş yerinde şiddet ile tacizi engellemeyi amaçlayan ILO 190 Sayılı Sözleşme’nin Türkiye tarafından onaylanması gerektiği vurgulandı.
Birleşik Kamu-İş İzmir İl Başkanlığı açıklamasında ayrıca laiklik karşıtı uygulamaların ve yaşam tarzına müdahalelerin kadınları kamusal alandan dışlamayı hedeflediği belirtilerek, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti savunusunun kadın mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceği ifade edildi.
Açıklama, “Emekçi kadınların örgütlü mücadelesi, tüm toplumun özgürleşmesinin ön koşuludur” mesajıyla sona erdi.


