
Kartalkaya’da yaşanan yangın faciasının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan araştırma komisyonunun raporu yayımlandı.
Sağ olsunlar TBMM bize de kitapçık halinde gönderdi.
Raporu okuduğunuzda insanın içini yakan şey yalnızca yaşanan kayıplar değil; o kayıpların ne kadar öngörülebilir ve önlenebilir olduğu gerçeği.
Çünkü bu bir felaket değil.
Bu, adım adım gelen bir sonuç.
Yıllardır aynı cümleleri kuruyoruz:
Denetimler yetersiz.
Acil durum planları kâğıt üzerinde.
Risk analizleri masa başında hazırlanıyor.
Ve en acısı… kimse gerçekten sorumlu değil.
Şimdi soralım:
Bu tabloyu ilk kez mi görüyoruz?
Hayır!
Bu ülke, iş sağlığı ve güvenliği konusunda ne yazık ki acı tecrübelerle dolu.
Soma Maden Faciası,
Ermenek Maden Kazası,
Torunlar Asansör Faciası…
Her birinde benzer cümleler kuruldu.
Her birinde “ders alınacak” dendi.
Ama belli ki ders alınmadı.
Denetim mi, Formalite mi?
Meclis raporu bize şunu açıkça söylüyor:
Sistem işliyor gibi görünüyor ama gerçekte işlemiyor.
Denetimler var.
Ama etkisi yok.
Raporlar var.
Ama uygulama yok.
Mevzuat var.
Ama yaptırım yok.
Bu durumda şu soruyu sormak zorundayız:
Bir sistem kâğıt üzerinde kusursuzsa ama sahada insanları koruyamıyorsa, gerçekten var mıdır?
İSG Bir Evrak Değil, Hayat Meselesidir
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği hâlâ birçok yerde bir “zorunlu prosedür” olarak görülüyor.
Oysa İSG bir imza, bir klasör, bir dosya değildir.
İSG, bir insanın sabah evden çıkıp akşam sağ salim geri dönebilmesidir.
Kartalkaya’daki yangın bize bir kez daha gösterdi ki;
yangın tüpünün dolu olması değil,
o tüpün doğru yerde ve doğru zamanda kullanılabilmesi hayat kurtarır.
Acil çıkış kapısının varlığı değil,
o kapının gerçekten açılabilir olması önemlidir.
Sorumluluk Dağıldıkça Hayatlar Kayboluyor
Bu tür facialardan sonra herkes aynı refleksi gösteriyor:
Sorumluluk dağıtılıyor.
İşletme “denetlendiğini” söylüyor.
Denetim birimi “görevini yaptığını” söylüyor.
Kamu “mevzuatın yeterli olduğunu” söylüyor.
Peki o zaman insanlar neden ölüyor?
Çünkü sorumluluğun olduğu yerde hesap yok.
Hesabın olmadığı yerde ise ihmal büyür.
Artık Cümle Değil, İrade Gerekiyor
Bu ülkenin yeni raporlara değil,
o raporları hayata geçirecek gerçek bir iradeye ihtiyacı var.
Bağımsız ve habersiz denetimler yapılmadan,
İSG profesyonellerinin yetkisi güçlendirilmeden,
İhlallere karşı caydırıcı yaptırımlar uygulanmadan,
“mış gibi” yapılan uygulamalara son verilmeden
hiçbir şey değişmez.
Ve en acısı şu:
Değişmezse yine konuşuruz.
Yine yazarız.
Yine üzülürüz.
Son Söz olarak
Kartalkaya’da kaybettiğimiz canların ardından artık şu gerçeği yüksek sesle söylemek zorundayız:
İhmalin olduğu yerde kader yoktur.
Bu bir tercih meselesidir.
Ve yanlış tercihler, bu ülkede artık can almaya devam etmemelidir.




İnsan canının hiç kıymeti yok.Minumum maliyet maksimum kâr üzerine ekonomik hayat dönüyor.Patronlar vicdansız ve ahlaksızlar.10 ili kapsayan deprem de ve Soma faciasında ilan edilen ölü sayısına inanmıyorum.Tedbirsizligin adına kaza ve
kader deniyor.
😢😥