
Bugün okulda ve çevremizde hepimizin gördüğü ama bazen konuşamadığımız, duymazdan geldiğimiz çok önemli bir şey hakkında yazmak istedim.
Öncelikle günümüzde, özellikle okullarımızda oldukça artmış olan akran zorbalıkları hakkında konuşacağım. Akran zorbalığı, bir kişinin kendi arkadaşına, sınıf arkadaşına veya yaşıtına karşı bilerek ve isteyerek yaptığı zorbalık türlerinden biridir. Akran zorbalığını genelde bedence daha güçlü, fiziksel olarak ondan daha iri veya arkadaş çevresi daha kalabalık olan kişiler yapar. Bunu yaparken karşılarındaki kişinin de bir insan olduğunu, onun da kırılabilen bir kalbi, hayalleri ve duyguları olduğunu tamamen unuturlar. Sırf boyları uzun veya kolları kuvvetli diye kendi psikolojilerinin ve akıllarının da karşısındaki insandan daha üstün olduğunu sanıp acımasızca zorbalık yaparlar. Zorbalığa uğrayan çocuk ise kendini çok yalnız hisseder, bazen okula bile gelmek istemez.
Bence bu durumun en temel kaynağı direkt olarak o zorba olan çocuk değildir bu olayların asıl sebebi ailelerdir. Bazı aileler çocuklarına o kadar gereksiz ve altı boş bir özgüven veriyor ki, o çocuk kendini dünyanın merkezi, herkesten çok büyük ve yenilmez sanıyor. Herkesin sadece onun dediğini yapması gerektiğini düşünüyor. Ayrıca ev içinde yaşanan sorunlar, aileler arası sık kavgalar da buna çok büyük katkı sağlar. Evde sürekli birbirine bağıran, sorunları konuşarak değil kavga ederek çözen insanları gören çocuğa "Demek ki güçlü olan bağırabiliyor, o zaman ben de okulda aynısını yapabilirim" duygusu gelir. Evde gördüğü o öfkeyi alır ve maalesef okula, masum arkadaşlarına taşır.
Daha geçen hafta okul bahçesinde tam da buna benzer bir olay gözlemledim. Sınıfımızdan sessiz, kendi halinde bir arkadaşım bankta oturmuş kitabını okurken, ondan daha yapılı bir çocuk gelip durduk yere omuz atarak kitabını yere düşürdü ve yanındaki arkadaşlarıyla gülerek uzaklaştı. Arkadaşımın o anki çaresizliğini ve gözlerindeki kırgınlığı gördüğümde içim çok acıdı. O zorbalığı yapan çocuk ise sanki çok büyük bir kahramanlık yapmış gibi yürüyordu. Ama ona bakarken, içimden 'Acaba sabah evde anne babasından azar mı işitti ya da ona evde hep böyle mi davranılıyor?' diye düşündüm. Çünkü mutlu bir çocuk durduk yere başkasını üzmezdi.
İşte benim de şahit olduğum bu durumlar, bir çocuğun kendinden zayıf veya sessiz gördüğü başkalarına karşı rahatça fiziksel veya sözel zorbalık yapmasına yol açar. Ama unutmamalıyız ki bu sadece iki çocuk arasındaki basit bir itiş kakış veya şaka değildir. Bu durum aslında toplumca yavaş yavaş çökmeye sebep olur. Çünkü okulda sürekli mutsuz, korkmuş ve özgüveni kırılmış olarak büyüyen çocuklar, ileride bu toplumun mutsuz yetişkinleri olacak. Aileler çocuklarına sadece 'en güçlü sensin' demek yerine merhametli olmayı öğretirse, belki de bu çöküşü durdurabiliriz.




Babam Hayallerinin peşinden hiç yılmadan gideceğin, sonunun zaferlerle dolu olduğu başarıların daim olsun oglum seni cok seviyorum