BIST 100
14.321,19 1,53%
DOLAR
46,9807 0,15%
EURO
53,6433 -0,10%
GRAM ALTIN
6.225,55 0,12%
FAİZ
40,75 -0,54%
GÜMÜŞ GRAM
90,48 0,03%
BITCOIN
63.948,00 -0,62%
GBP/TRY
62,9939 -0,08%
EUR/USD
1,1416 -0,12%
BRENT
76,01 -0,38%
ÇEYREK ALTIN
10.178,77 0,12%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
25 °

FENERBAHÇE’NİN ‘KARAR’ KARARSIZLIĞI

Bedirhan Kanşiray yazdı

Fenerbahçe’de son yılların en büyük problemi ne kadro kalitesi, ne teknik direktör tercihi ne de tek bir transfer hatası. Sarı-lacivertli kulübün asıl sorunu çok daha temel bir yerde yatıyor: Süreklilik eksikliği.

Fenerbahçe’de hiçbir şey uzun süre aynı şekilde kalmıyor. Sportif direktörler değişiyor, yönetimler değişiyor, teknik direktörler değişiyor, transfer politikaları değişiyor ve her yeni dönem kendi hikâyesini sıfırdan yazmaya çalışıyor. Ancak modern futbolda başarı, sürekli yeniden başlamakla değil aynı hikâyeyi geliştirmek ve üstüne koymakla geliyor.

Bu sezon yaşananlar da aslında bu döngünün bir başka örneği gibi görünüyor.

Fenerbahçe sezonun önemli bir bölümünde kötü bir takım görüntüsü vermedi. Hatta zaman zaman ligin en güçlü kadrolarından birine sahip olduğunu (ilk 11 bazında) sahada gösterdi. Ocak ayına kadar gelen performans, Tedesco’nun yarattığı hava ve Süper Kupa zaferi, sarı-lacivertli ekibin şampiyonluk yarışında ciddi bir aday olabileceğini ortaya koyuyordu. Zaten Fenerbahçe her zaman doğal adaydır ama bu kez sonuna kadar gidebileceğini düşünüyorduk.

Fakat şampiyonluk yarışlarında belirleyici olan şey yalnızca iyi oynanan dönemler değildir. Asıl belirleyici olan, kötü giden dönemleri nasıl yönettiğiniz ve aldığınız kritik kararlardır.

Fenerbahçe tam da burada kırıldı.

Devre arasında yapılan bazı hamleler doğru niyetle atılmış olsa da kadro planlaması açısından eksik kaldı. Takımın ihtiyaç duyduğu orta saha rolü için yapılan transfer (Guendouzi) teoride ve pratikte doğru bir hamleydi. Ancak aynı dönemde verimsiz forvetlerle yollar ayrılırken yerlerinin doldurulamaması sezonun ilerleyen bölümünde takımın hücum gücünü doğrudan etkiledi. Peki Kante için harcanan maliyet neden iyi bir golcüye ayrılmadı? Ya da stoper rotasyonu neden güçlendirilmedi? Bunlar da sorulması gereken sorular arasında.

Modern futbolun en önemli gerçeklerinden biri şudur: Bir kadro yalnızca ilk 11’den ibaret değildir.

Sezon boyunca sakatlıklar, form düşüşleri ve yoğun maç takvimi yaşanır. Bu yüzden şampiyonluk hedefleyen takımlar yalnızca kaliteli bir ilk 11’e değil, aynı zamanda güçlü bir alternatif kadroya ihtiyaç duyar. Fenerbahçe’nin devre arasında yaptığı eksik planlama tam olarak bu noktada kendini göstermeye başladı. Üstelik sorun yalnızca hücum hattıyla sınırlı değildi.

Savunma hattında da derinlik oluşturulmaması, sezon ilerledikçe takımın kırılganlığını artırdı. Futbol bazen küçük detaylarla değişir; bir sakatlık, bir eksik oyuncu ya da rotasyon yapamamak birkaç haftalık performansı tamamen etkileyebilir. Milan Skriniar’ın yokluğu bunun en net örneklerinden biri oldu.

Fenerbahçe tam da böyle bir döneme girdi.

Sakatlıklar artmaya başladı, alternatifler azaldı ve takımın oyun dengesi bozuldu. Bir süre önce güçlü görünen kadro bir anda daralmış bir rotasyona dönüştü. Bu durum özellikle ligin kağıt üzerinde daha zayıf görünen rakiplerine karşı oynanan maçlarda kendini gösterdi.

Şampiyonluk yarışlarında büyük takımların en önemli özelliği, bu tip maçları bir şekilde kazanabilmeleridir. Bazen iyi oynamazsınız ama kazanırsınız. Bazen oyun sizi ikna etmez ama üç puan alırsınız. Çünkü şampiyonluk çoğu zaman büyük maçlarda değil, küçük görünen maçlarda kaybedilir.

Fenerbahçe bu sezon tam olarak bunu yaşıyor.

Üstelik saha içindeki problemlerin yanında saha dışındaki belirsizlikler de kulübün atmosferini doğrudan etkiliyor. Yönetimle ilgili soru işaretleri, teknik ekibin geleceği hakkındaki tartışmalar ve sezon sonunda olası yeni değişim ihtimalleri kulübün istikrar arayışını daha da zorlaştırıyor.

Bu noktada Fenerbahçe için asıl mesele şu:
Sorun gerçekten tek bir teknik direktör mü, tek bir transfer dönemi mi, yoksa daha büyük bir yapısal problem mi?

Son yılların hikâyesine bakıldığında cevap oldukça net görünüyor.

Fenerbahçe’de çoğu zaman iyi denebilecek bir kadro kuruluyor, umut veren bir dönem yaşanıyor ve ardından bir kırılma geliyor. O kırılmanın ardından ise yeniden değişim başlıyor. Bu döngü neredeyse her sezon tekrar ediyor.

Oysa Avrupa’daki başarılı kulüpler tam tersini yapıyor. Onlar başarısız dönemlerde bile sistemi tamamen değiştirmek yerine aynı yapıyı geliştirerek ilerliyor, biz ise bunu bir türlü beceremiyoruz. Uzun süredir başarıya hasret kalınması, şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi özlemi, sabırsızlık gibi birçok faktör bunun sebepleri arasında.

Sarı-lacivertli kulüp her sezon yeniden umut yaratmayı başarıyor. Taraftar inanmaya devam ediyor, kadrolar güçleniyor ve hedef yine aynı oluyor: Şampiyonluk.

Ancak başarı yalnızca güçlü kadrolarla değil, güçlü yapılarla gelir. Kulüp bir kez daha yeniden başlamayı mı seçecek, yoksa sonunda istikrarı inşa etmeyi mi? Matematiksel olarak hâlâ şampiyonluk şansı var. Ancak kulübün tarihinde benzer senaryoların çoğu ne yazık ki olumlu sonuçlanmadı.

Şampiyonluk yarışlarının kaderini bazen sahadaki oyun değil, kulüplerin verdiği bu kararlar belirler.

Saygılar ve Sevgiler…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?