BIST 100
13.798,82 0,70%
DOLAR
47,7038 0,14%
EURO
54,9874 0,08%
GRAM ALTIN
6.520,98 0,44%
FAİZ
41,53 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
95,19 1,04%
BITCOIN
64.371,00 -0,03%
GBP/TRY
64,2183 0,05%
EUR/USD
1,1521 -0,03%
BRENT
83,44 1,15%
ÇEYREK ALTIN
10.661,80 0,44%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
25 °

DİZİLER SADECE EĞLENDİRMİYOR, TOPLUMU DA DEĞİŞTİRİYOR!

Nurlan Zaliyev yazdı

Televizyon dizileri yıllardır milyonlarca insanın hayatının bir parçası. Akşam olduğunda aileler ekran başına geçiyor, karakterlerin yaşadığı olaylara üzülüyor, seviniyor ve zaman zaman kendilerini onların yerine koyuyor. Ancak diziler yalnızca eğlendiren yapımlar değildir. Yayınlanan her senaryo, her karakter ve her mesaj toplum üzerinde az ya da çok bir etki bırakır. Bu nedenle dizilerin sadece reyting odaklı değil, toplumsal sorumluluk bilinciyle hazırlanması gerektiğine inanıyorum.

Son yıllarda ekranlarda en çok ilgi gören yapımların büyük bölümünde ihanet, entrika, şiddet, intikam, mafya, yasa dışı ilişkiler ve aile içi çatışmalar ön planda tutuluyor. Reyting uğruna bu konular sürekli işleniyor. Elbette her dizi gerçek hayatı birebir yansıtmaz ve hiçbir dizi tek başına insanların davranışlarını belirlemez. Ancak insanlar izledikleri içeriklerden etkilenebilir. Özellikle çocuklar, gençler ve kişilik gelişimini tamamlamamış bireyler, ekranlarda gördüklerini zamanla normal kabul etmeye başlayabilir.

Bugün birçok kişi boşanma oranlarının artışını farklı nedenlere bağlıyor. Ekonomik sıkıntılar, iletişim eksikliği, karşılıklı anlayışın azalması ve başka pek çok sebep elbette vardır. Ancak dizilerde sürekli aldatmanın, kavganın ve aile içi huzursuzluğun işlenmesi de insanların ilişkilere bakışını etkileyebilir. Çünkü ekranlarda sürekli aynı senaryoları gören bazı insanlar, sağlıklı aile ilişkilerini sıradan; tartışmayı, ihaneti ve ayrılığı ise normal görmeye başlayabiliyor.

Bir başka dikkat çeken konu ise reyting sistemi. Entrika ve şiddet ağırlıklı diziler daha fazla izlendiği için yapımcılar da benzer projeler üretmeye devam ediyor. Bunun sonucunda eğitici, öğretici, kültürel değerleri anlatan, bilimi, tarihi, sanatı, sporu veya meslekleri konu alan yapımlar ise ya hiç çekilmiyor ya da kısa sürede yayından kaldırılıyor. Oysa televizyon sadece eğlendiren değil, aynı zamanda öğreten bir araç da olmalıdır.

Eskiden farklı türlerde diziler izleyebiliyorduk. Aile bağlarını anlatan yapımlar, öğretmenleri, doktorları, mühendisleri, bilim insanlarını örnek gösteren hikâyeler daha fazla vardı. Bugün ise aynı olay örgüsünün farklı oyuncularla tekrar tekrar işlendiğini görüyoruz. Bu durum hem izleyiciyi tekdüzeliğe sürüklüyor hem de kaliteli içerik üretiminin önüne geçiyor.

Ben diziler tamamen kaldırılsın demiyorum. Çünkü bu sektör; oyuncusundan kameramanına, senaristinden yönetmenine, makyözünden ışık ekibine kadar binlerce insanın geçim kaynağıdır. Bir dizinin arkasında büyük bir emek vardır. Yüzlerce kişi ailesine bu sektörden kazandığı gelirle bakıyor. Bu nedenle çözüm dizileri bitirmek değil, daha kaliteli ve daha çeşitli içerikler üretmektir.

Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde başarılı örnekler bulunuyor. Bilimi sevdiren, tarihi anlatan, çevre bilinci kazandıran, aile bağlarını güçlendiren, gençleri üretmeye teşvik eden diziler de yüksek kaliteyle hazırlanabilir. Yeter ki yapımcılar sadece kısa vadeli reyting yerine uzun vadeli toplumsal faydayı da önemsesin.

Dizilerin gençler üzerindeki etkisi de ayrıca düşünülmelidir. Bugün üniversiteden mezun olan binlerce genç iş hayatına büyük hayallerle başlıyor. Hayal kurmak elbette güzeldir. Ancak bazı dizilerde başarı çok kolay gösteriliyor. Bir karakter birkaç bölüm içinde büyük bir şirketin yöneticisi oluyor, lüks arabalara biniyor, milyonlar kazanıyor. Gerçek hayat ise böyle işlemiyor.

Bir şirketin CEO'su olmak yıllar süren eğitim, deneyim, disiplin, liderlik becerisi ve büyük sorumluluk gerektirir. Yeni mezun bir kişinin birkaç ay içinde en üst makama gelmesi gerçekçi değildir. Başarı; sabır, emek, kendini geliştirme ve zaman ister. Gençlerin bunu bilerek hayata hazırlanması gerekir. Diziler ilham verebilir ama gerçek hayatın kurallarını değiştiremez.

Ayrıca toplum olarak sadece izleyen değil, sorgulayan bireyler olmalıyız. İzlediğimiz her sahnenin doğru olduğunu düşünmemeli, kurgu ile gerçek hayat arasındaki farkı ayırt edebilmeliyiz. Aileler de çocuklarının ve gençlerin hangi içerikleri izlediğini takip etmeli, gerektiğinde onlarla bu konular hakkında konuşmalıdır.

Dizi sektörü çok güçlü bir etkiye sahiptir. Bu güç doğru kullanıldığında topluma umut, bilgi ve değer kazandırabilir. Yanlış kullanıldığında ise olumsuz davranışların sıradanlaşmasına katkı sağlayabilir. Bu yüzden daha fazla aile dizisi, eğitim odaklı yapım, bilim, tarih, kültür, spor ve başarı hikâyelerini anlatan projeler görmek istiyoruz.

Sonuç olarak benim karşı çıktığım şey dizilerin varlığı değil, tek tip içerik anlayışıdır. Şiddetin, entrikanın ve ihanetin sürekli ön plana çıkarıldığı yapımlar yerine; umut veren, düşündüren, eğiten ve insanlara güzel örnekler sunan dizilerin çoğalmasını istiyorum. Çünkü televizyon sadece reyting kazanmak için değil, aynı zamanda topluma katkı sağlamak için de güçlü bir araç olabilir. Eğlence ile eğitimin bir arada olduğu yapımlar hem izleyiciyi memnun eder hem de gelecek nesillere daha olumlu bir miras bırakır.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Hüseyin Atay 01.08.2026 15:51

Bravo Nurlan Bey bu konuları sizinle çok konuştuk . Ancak paylaşımlarınıza da yansımalı bu söyledikleriniz. Kötülerin reklamını yapan paylaşımlarda bulunmayın. Onlara storylerde yer vermeyin. Onların oeşinden giden gençler birbiriyle kavga halinde eğitimsiz ve cahil . Bunlarla ilgili canlı yayın yapmayın .Spoiler vermeyin. Sizin de ciddi sorumluluklarınız var. Bu arada Instagram hesabım değişti . Yenisi 1976huseyin adını taşıyor . Önceki hesabım neden kapandı biliyor musunuz? Çevre ve hayvan düşmanlarıyla avcılara karşı verdiğim mücadele ve sert polemikler nedeniyle . 11 yıllık tüm birikimimi kaybettim 900 gönderi 800 takipçi . Bu konularda da duyarlı olmanızı beklerim. Azerbaycan doğasıyla yaban hayatıyla özel bir ülke . Şehir hayatında plaza kafalı insanlar gibi olmayalım .

Yanıtla