
Yiğit Uzun / TANIK - Kendisini Adalet Bakanlığı Özel Kalem Müdürü olarak tanıtıp Marmaris’te kaymakamlık makamına kadar sızan ve hırsızlıktan arandığı ortaya çıkan Furkan Devecioğlu ile beraberindeki iki şüpheli hakkındaki soruşturma tamamlandı. Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığının dikkati sayesinde çökertilen ve Adalet Bakanlığının da adım adım takip ettiği akılalmaz skandalın tüm ayrıntılarına ve dava dosyasına TANIK ulaştı. Dosyaya giren yeni detaylar, şebekenin devletin zirvesiyle temas kurmak için kurduğu akılalmaz tezgahı ve nüfuz ticaretini gözler önüne serdi.
Olaylar zinciri, Kastamonu Vali Yardımcısı Mevlüt Özmen’in yakını olduğunu iddia ederek Marmaris Kaymakamlığı santralinden randevu koparan şebekenin ilk adımıyla başladı. Kendisini koruma olarak tanıtan bir şahıs, Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay’ın Özel Kalem Müdürü "Furkan Demirci"nin ilçede temaslarda bulunacağını iletti. Durumdan haberdar edilen Marmaris Cumhuriyet Başsavcısı Fatmagül Yörük, Bakan Yardımcısının özel kaleminin başka bir isim olduğunu belirterek Kaymakam Nurullah Kaya'yı uyardı. Buna rağmen Kaymakamlık makamı, "Gelsin tanışır, teyit ederiz" diyerek şahsı önce makamda ağırladı, ardından da önceden planlanmış özel bir tekne turu ve akşam yemeğinde misafir etti. Akşam yemeğinde Başsavcı Yörük'ün şüphelenerek yönelttiği çapraz sorularla karşılaşan şüpheli, köşeye sıkışınca hikayesini değiştirdi ve bu kez kendisini HSK'da geçici görevli, asıl kadrosu Meclis'te olan bir milletvekili danışmanı olarak tanıttı. Yargı ve siyaset dünyasından isimlerle yakınlık kurduğu izlenimi vererek gövde gösterisi yapan, Ankara Adliyesindeki kadrolara hakimmiş gibi konuşan ve bazı hakim-savcıları telefonla arayarak şov yapan sahte özel kalem, o geceyi öğretmenevinde devletin misafiri sıfatıyla ücretsiz geçirdi.
Ertesi gün tayin meselelerini görüşmek bahanesiyle Başsavcı Yörük'ü makamında ziyaret eden şahsın anlattıklarındaki tutarsızlıklar ve Başsavcının tavizsiz duruşu skandalı bütünüyle gün yüzüne çıkardı. Yapılan detaylı araştırmada, şahsın Bakan Yardımcısı ile hiçbir bağının bulunmadığı, gerçek adının Furkan Devecioğlu olduğu ve hırsızlık suçundan kesinleşmiş 1 yıl 4 aylık hapis cezası bulunduğu tespit edildi. Başsavcı Yörük'ün bizzat tutanak tutarak resen başlattığı soruşturma kapsamında, deşifre olduklarını anlayarak Marmaris'ten ayrılan Devecioğlu ve yanındaki iki şüpheli Ankara'da kıskıvrak yakalandı. Fethiye ve Isparta Başsavcılarıyla da benzer şekilde görüşmeler ayarladığı ortaya çıkan şahsın evinde ve kiralık araçlarında yapılan aramalar, kurulan tezgahın boyutunu ortaya koydu. Araçta sahte HSK görevli kartı ele geçirilirken, evinde kendisini MHP İl Yönetim Kurulu Üyesi ve AK Parti Gençlik Kolları Başkanı gibi gösteren sahte kartvizitler bulundu.
Soruşturma dosyasında, şebekenin kamu kurumlarında güven ortamı yaratmak için uyguladığı psikolojik taktikler ve sahtecilik eylemleri de tek tek deşifre edildi. Şahsın cep telefonunda yapılan incelemelerde, çevresine nüfuzlu biri olduğu izlenimini pekiştirmek için attığı "Nedim abi Niğde Valisi oldu, gözümüz aydın", "Valimle beraberiz", "HSK'dayız Mevlüt Valimle", "Muğla Valisi ve Başsavcılarla görüşme halindeyiz" şeklindeki mesajlar delil olarak dosyaya girdi. Ayrıca, şüphelilerden birinin resmi koruma gibi davrandığı ancak gerçekte silah taşıyan emekli bir uzman çavuş olduğu belirlendi. Marmaris Öğretmenevi’nde ise müşteki "Furkan Deveci" ismindeki bir başka vatandaşın kimlik bilgileri kullanılarak yasadışı konaklama kaydı yaptırıldığı anlaşıldı.
Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş çaplı soruşturma sonucunda hazırlanan iddianame tamamlandı. Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Gözeger imzasını taşıyan iddianamede; Furkan Devecioğlu, Muhammet Serbak ve Sabri Yalun hakkında 'kamu görevlisi sıfatı kullanarak dolandırıcılık', 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak' ve 'özel belgede sahtecilik' suçlarından hapis cezası talep edildi. İddianameye giren ifadelerde, diğer şüpheliler Muhammet Serbak ve Sabri Yalun'un "Karşımızdaki kişinin devlet içinde son derece etkili ve çok yetkili biri olduğuna inandık. Bazı idari işlerin çözüleceğini düşünerek kendisine yüksek miktarlarda para gönderdik. Asıl kandırılan taraf biziz" şeklindeki savunmaları dikkat çekti. Ancak savcılık, şüphelilerin bu savunmasına itibar etmeyerek, eldeki bilgi, belge, dijital materyaller ve tanık beyanları ışığında üç şüphelinin de şahsi çıkarları doğrultusunda fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği kanaatine vardı. Öğretmenevi konaklamasına ilişkin bedelin sonradan ödenmesi sebebiyle etkin pişmanlık hükümlerinin tartışılması istenirken, iki şüpheli hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması da talep edildi.


