BIST 100
14.321,19 1,53%
DOLAR
46,9807 0,15%
EURO
53,6433 -0,10%
GRAM ALTIN
6.225,55 0,12%
FAİZ
40,75 -0,54%
GÜMÜŞ GRAM
90,48 0,03%
BITCOIN
64.038,00 0,38%
GBP/TRY
62,9939 -0,08%
EUR/USD
1,1416 -0,12%
BRENT
76,01 -0,38%
ÇEYREK ALTIN
10.178,77 0,12%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
20 °

İşgalin ve idamın gölgesinde ki Filistin halkı

barış düdü yazdı

Bir yasa düşünün…
Sadece bir ceza düzenlemesi değil; bir toplumun vicdanına, hukukun evrenselliğine ve insanlığın ortak değerlerine yönelmiş ağır bir saldırı.
İsrail parlemantosunun onayladığı idam düzenlemesi tam da böyle bir saldırıyı önümüze koyuyor. Üstelik mesele yalnızca idam cezasının geri gelmesi değil. Mesele, bu cezanın hangi tanım üzerinden, hangi koşullarda ve kime uygulanacağı.

Uluslararası kamuoyunca söz konusu yasanın uygulamada büyük ölçüde Filistinli mahkûmları hedef aldığı düşünülmektedir. Şu anda İsrail'in elinde 12.000 Filistinli mahkum bulunuyor ve bunun neredeyse 4.000'inin çocuk olduğu söyleniyor. 90 gün içinde yargılamaların yapılarak idamların gerçekleşmesi durumu söz konusu. Böyle bir durum hiç kuşkusuz;
Dolaylı ayrımcılık (de facto discrimination),
Eşitlik ilkesinin ihlali,
Adil yargılanma hakkının zedelenmesi
gibi ciddi hukuki sorunları beraberinde getirecektir. Ama sorunu sadece hukuki düzlemde göremeyiz

“İsrail’in varlığını inkâr etme amacıyla birini öldürmek…”
Bu ifade, İsrail hükümetince güvenlik refleksi olarak sunulmak istenmektedir. Ancak biraz yakından bakıldığında, bu tanımın hukuk ile siyaset arasındaki çizgiyi ne kadar tehlikeli biçimde bulanıklaştırdığı görülür. Çünkü burada cezalandırılan sadece bir fiil değil; bir niyet, bir kimlik, bir tarihsel ve siyasal bağlamdır.

Ve ardından gelen ikinci darbe:
Mahkemenin oybirliği aranmaksızın idam kararı verilebilmesi.
Bu iki düzenleme yan yana geldiğinde ortaya çıkan tablo oldukça ürkütücüdür. Artık mesele yalnızca bir suçun cezalandırılması değil; yorumlara açık bir “amaç” üzerinden, zayıflatılmış yargı güvenceleriyle, geri dönüşü olmayan bir cezanın uygulanabilmesidir. "Amaç" temelli suç tanımı yapılarak ceza hukukunun en temel ilkesi olan kanunilik ilkesi ortadan kaldırılmıştır.

Filistinli tutukluların önemli bir kısmı, uluslararası hukuk açısından “işgal altındaki topraklarda yaşayan kişiler” kategorisine girmektedir. Bu durum Dördüncü Cenevre Sözleşmesi hükümlerinin de devreye girmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu sözleşmeye göre:
İşgalci güç, yerel halka karşı cezai yaptırımlarda orantılılık ve gereklilik ilkelerine uymak zorundadır.
Ağır cezaların (özellikle idam gibi geri dönüşü olmayan yaptırımların) uygulanması son derece sıkı koşullara bağlanmıştır.
Yargılamaların bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yapılması gerekir.
İdam yasasının bu güvenceleri zayıflattığı ve hızlandırılmış yargı süreçleriyle idam kararlarının önünü açtığı ortadadır. Bu durum uluslararası insancıl hukukun ihlali niteliğindedir. Normalde idam cezası olan sistemlerde bile en kritik güvencelerden biri:
Oybirliği (unanimity) şartıdır.
Bunun kaldırılması şu anlama gelmektedir. Daha düşük ispat standardı ve Yargıçlar arasında ciddi şüphe olsa bile idam kararı çıkabilirliğidir. Bu, uluslararası hukukta “geri dönüşü olmayan cezada en yüksek güvence” ilkesine de aykırıdır.
Uluslararası insan hakları hukukunun temel taşlarından biri ayrımcılık yasağıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve BM insan hakları organları, cezai yaptırımların uygulanmasında etnik köken, milliyet veya siyasi aidiyet temelinde farklı muamele yapılmasını açık ihlal olarak görmektedir.

İsrail yıllardır sürdürdüğü uluslararası insan hakları ihlallerine, uluslararası hukuk ihlallerine ve savaş hukuku ihlallerine yenilerini eklemeye hazırlanmaktadır. Uluslararası birlikler buna kesinlikle müsaade etmemeli, halklar sessiz kalmamalı ve bu faşizme geçit verilmemelidir.

Eli kanlı İsrail hükümeti köşeye sıkıştığı yerden daha da fazla kanla çıkmak istiyor. İçerideki aşırı sağcı grupları susturmak ve İran bombardımanı sonrası içeride paniklemiş halka kararlılık göstererek güven vermek desteklerinin devamını sağlamak peşinde. Neyle. daha fazla kanla.. Uluslararası Ceza Mahkemeleri (UCM) tarafından savaş suçlusu olarak ceza alan ve ve bağlı 124 ülke topraklarına girdiğinde tutuklanması gereken Netenyahu Dünya Kamuoyuna da bu yasayla meydan okuyor. Bu meydan okuma karşılıksız bırakılırsa 78 yıldır işgal altında olan ve 400.000'den fazla Filistinlinin hayatını yitirdiği bu kanlı geçmiş en ağır soykırımla sonuçlanacaktır. İnsanlığa karşı işlenen en karanlık suç olan soykırımı gerçekleştirenler, sadece bir halkı değil, insanlığın vicdanını da katleden ve tarih önünde asla affedilmeyecek bir utancın taşıyıcılarıdırlar. Sessiz kalarak bu utanca ortak olmayalım. Türk halkı olarak Filistin halkının yanında olalım, adaletin en güçlü sesi biz olalım ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek için zorlayalım. Çünkü adaletin sustuğu yerde zulüm konuşur.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Fatih Sunal 05.04.2026 18:42

Yasa çıkartmadan da maalesef hedef gözetmeksizin bombalayarak da yargısız infaz ve soykırım yapıyorlar filistinde.

Yanıtla
VASFİ HOCAOĞLU 05.04.2026 21:59

Dünya tarihindeki büyük hadiselerin sonucu, yıllar geçtikten sonra ortaya çıkmıştır.
Yakın tarihimizde yaşanan;
Birinci Dünya Savaşı’nın en büyük sonucu; Yahudiler tarafından Filistin topraklarının büyük bir kısmının devrin İngiltere Kralından satın alınmasıdır
İkinci Dünya Savaşı’nın en büyük sonucu ise; Yahudiler tarafından İsrail Devleti’nin kurulmasıdır.
Bu iki sonuca göre; Birinci ve İkinci Dünya Savaşının kimlerin başlatıldığı ve neyi hedefledikleri ortadadır. İsrail şu an, neyi başlatmak istemekte, neyi hedeflemekte bunu zaman gösterecektir.
Yahudilerin bu sefer ıskalayıp hüsrana uğramaları tek arzumuzdur. İsrailin istediği hedefe ulaşamaması için, karşısında bileğini bükemeyeceği, aklıselim bir halk gücü kaçınılmazdır. Tüm dünya halklarının; insanlığı ön plana alarak, milliyet, dil, din ayrımı yapmadan bir araya gelip İsraile karşı tepkilerini göstermeleri hususunda temennimiz muhakkaktır. İsrailin masum Filistin mahkumları için onaylamak istediği idam yasasına olan tepkilerimiz belki de ilk kıvılcım olacaktır.
Bu kıvılcımın bir an evvel ateşlenmesi dileği ile…

Yanıtla
Bir okur 06.04.2026 00:19

👏👏

Yanıtla