
Fenerbahçe için bu sezonun özeti aslında tek bir cümlede saklı: Yine olmadı.
Galatasaray karşısında alınan 3-0’lık mağlubiyet sadece bir derbi kaybı değil, bir sezonun, belki de birkaç sezonun birikmiş hatalarının sahaya yansımasıydı. Ve en acı olanı şu ki, bu tablo artık kimseyi şaşırtmıyor. Çünkü Fenerbahçe yıllardır aynı filmi izliyor.
Kritik maçlarda bireysel hatalar, en ufak bir olumsuz gidişatta kırılan bir takım, sahada liderlik koyamayan oyuncular ve her sezon tekrar eden yapısal problemler…
Bu bir tesadüf değil. Bu bir alışkanlık. Dünkü maçta yenilen gollere bakın İlk gol taç organizasyonundan, ikinci gol penaltıdan, üçüncü gol ise kornerde kaleci hatasından geliyor. Üstelik penaltıdan önceki pozisyonda da yapılan bireysel hata sürecin başlangıcı.Bu kadar üst üste hata normal değildir. Bu sadece formsuzluk ya da şanssızlıkla açıklanamaz.
Bu, amatörlüğün de ötesinde bir kırılganlık problemidir. Fenerbahçe sahada bir anda dağılan, psikolojik olarak oyundan düşen ve reaksiyon veremeyen bir takım görüntüsü veriyor. Oysa şampiyonluk yarışlarında asıl farkı yaratan şey, bu anlarda ayakta kalabilmektir. Fenerbahçe bunu başaramıyor. Ve mesele sadece saha içiyle sınırlı değil.
Bu sezonun faturası tek bir kişiye, tek bir gruba kesilemez. Bu noktada herkesin payı var. Yönetim hataları, teknik direktör tercihleri, kadro planlamasındaki eksikler, oyuncu performansları… Hatta taraftarın bile zaman zaman bu sürecin bir parçası olduğu söylenebilir.
Eylül ayında yaşanan seçim süreci, sezon devam ederken kulübün odağını saha dışına kaydırdı. Ardından gelen transfer döneminde yapılan eksik hamleler, bu kadronun en kritik anlarda kırılmasına zemin hazırladı. Bu takımın bazı bölgelerde ne kadar yetersiz olduğu aylar öncesinden belliydi. Buna rağmen gerekli adımlar atılmadı. Bu kadar para harcanıp bu kadar eksik bir kadro kurulması, kabul edilebilir bir durum değil.
Daha da önemlisi, bu formayı hak etmeyen oyuncuların hâlâ bu takımda yer bulabiliyor olması.
Artık Fenerbahçe’nin “yeter” demesi gerekiyor.
Bu kulübün yeniden silkelenmesi, kendine gelmesi ve radikal kararlar alması şart.
Yıllardır süren bu döngü küçük dokunuşlarla kırılmaz. Bu iş artık pansumanla çözülecek noktayı geçti.
Fenerbahçe’nin ortak bir akılda buluşması, güçlü ve net bir liderlik ortaya koyması gerekiyor. Gözü kara, risk almaktan çekinmeyen bir başkan, doğru bir yapılanma ve gerçekçi bir kadro planlaması…
Aksi halde bu hikâye değişmeyecek. Çünkü bugün gelinen noktada Fenerbahçe yalnızca saha içinde değil, saha dışında da rakibinin gerisinde. Maddi güç, yönetim organizasyonu, tesisleşme, kulüp vizyonu… Birçok alanda Galatasaray’ın gerisine düşülmüş durumda. Ve bu fark her geçen gün biraz daha açılıyor. Eğer bu gidişat değişmezse, bu farkın kapanması da giderek imkânsız hale gelecek.
Belki de bu yüzden artık konuşulmayan değil, açık açık dile getirilen konulara odaklanmak gerekiyor: Yeni tesisler, yeni stadyum, yeni bir vizyon…
Çünkü mesele artık sadece bir sezon değil. Mesele, kulübün geleceği.
Haftalar önce şampiyonluk ihtimali yüksek olan bir takımın bugün ligi üçüncü bitirme ihtimalinin ikinci bitirme ihtimalinden daha yüksek olması, zaten her şeyi anlatıyor. Çok hata yapıldı. Çok fırsat kaçırıldı. Ayağa kadar gelen şampiyonluk bir kez daha itildi. Ve bu noktada kimse sorumluluktan kaçamaz. Bu tabloyu tek bir kişiye yıkmak kolaycılık olur. Gerçek şu ki bu sezonun içinde herkesin payı var.
Yönetim, teknik ekip, oyuncular… Ve evet, bu sürecin bir şekilde parçası olan herkes.
Sonuç olarak yine aynı yerdeyiz.
Bir sezon daha bitti. Bir umut daha kayboldu. Bir şampiyonluk daha gitti.
Ve Fenerbahçe için en acı gerçek şu: Bu artık bir istisna değil, bir düzen haline geldi.
Değişmesi gereken de tam olarak bu.



