
CHP (Cumhuriyet Halk Partisi)’nin hızla iktidara yürüdüğünü, hatta hızla iteklendiğini düşünüyorum.
AKP’den ayrılan siyasetçilerin CHP’ye, CHP’den ayrılan siyasetçilerin AKP’ye geçtiğine göre, daha doğrusu CHP yeteri kadar AKP’leşip, AKP bir miktar CHP’lileştiğine göre artık iktidar olmasında hiçbir sakınca yoktur düzen kurucular için.
2002 yılında tek başına iktidara gelen AKP hükümetinin, 2 Nisan 2003 günü ABD Dışişleri Bakanı Powell ile 2 sayfa 9 maddelik bir gizli plan üzerine konuştukları ve anlaştıkları, o dönem hükümetin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından yıllar sonra doğrulanmış ve basına deşifre edilmişti.
Dokuz maddelik anlaşmanın son maddesinde Türkiye’de oluşturulmak istenen federasyondan söz edildiği kamuoyuna çok yansımasa da Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, yazılı ve sözlü olarak bu durumu kamuoyuna bir şekilde duyurmuştur.
Federasyon söylemlerinin ve uzlaşılarının iktidar partisi ve koalisyon ortağı tarafından tartışmaya açılması, hükümetin iktidarda son demlerinin yaşandığının bana göre sinyalleridir. AKP hükümetinden sonra yerine geçecek olan partinin CHP olacağını düşünüyorum. Laik Türkiye Cumhuriyeti ve devrimleri yeterli derecede tahrip edilmiş ve Cumhuriyetin kalesi CHP yeterli derecede yozlaştırıldığına göre zemin artık hazırdır. CHP’nin kendi içerisinde bölünme tehlikesi ve olası bir mezhep savaşlarının son yıkıcı fiskeyi CHP üzerinden yapabilecekleri ihtimali umarım bir olasılık olarak kalır.
Kimsesizlerin kimsesi olan bir Cumhuriyetten, Cumhuriyetin Ehlibeyti olan bir CHP’den ancak bu şekilde intikam alınabilirdi, ne acı…
Biraz da CHP’nin başında dönen dolaplarda, bu hale nasıl getirildiği ile ilgili süreçten bahsedelim.
Size hiçbir zaman “Pirom” demedim Sayın K. Kılıçdaroğlu. CHP Genel Başkanı olduğunuz dönemlerde de, aynı kökten gelmemize rağmen, bütün ailem önce Cumhuriyetin, daha sonra CHP’nin emekçileri, yoldaşları, öğrenci ve öğretmenleri olmasına rağmen, yanınızda yörede bulunmamış, yalakalığınızı yapmamış, kapınızda sıra beklememiş, herhangi bir çıkar sağlamak amaçlı kültürel avantajlarımı kullanarak şirinlikler yapmamışımdır.
Aksine sizi, Cumhurbaşkanı adayı olarak “Ekmek için Ekmelettin” sloganıyla Ekmelettin İhsanoğlu’na tıpış tıpış oy kullanacaksınız dediğiniz günlerde saygı sınırını aşmadan sert bir şekilde eleştirmiş, “Ekmeğin fiyatını bilmeyen bir Ekmelettin’e gelsin de bana oy kullandırsın bakalım.” diyerek protesto etmiş, oy kullanmamış, o günden sonra da size küsmüştüm.
Kimse size hırsız diyemedi, diyemem, diyemezler.
Kimse size başkasının namusunda gözü vardı diyemedi, diyemem, diyemezler.
Belki insan olarak iyi birisinizdir fakat,
CHP Genel Başkanı olduğunuz dönemlerde yanlış kararlara imza attınız. Kısacası Sayın Kılıçdaroğlu, sizi çok eleştirdim.
Ta ki,
38. şaibeli CHP Kurultay sürecine kadar.
Ekmelettin İhsanoğlu sürecinde de, Altılı Masa sürecinde de her zaman yanınızda olan, bugün yanlış olduğunu söyledikleri kararlar alındığında kraldan daha fazla kralcı olan, elleri patlayıncaya kadar sizi alkışlayan, timsah gözyaşları döken,
önce Gandhi Kemal, ardından “Pirom, Pirom” diyerek göklere çıkaran, neredeyse 12 İmamların 13. İmamı, Kerbela gazisi ilan edecek olanlar,
karşınıza geçerek “Buraya kadarmış Sayın Genel Başkanım.” diyememiş, bugün yaptıkları eleştirileri yüzünüze karşı söyleyememiş, bu yanlışlara ortak olmaktansa istifa etme cesaretini gösterememiş, gizli kapılar ardında planlar yapmış, para ile üye satın almış, pavyonlarda pazarlıklar yapmış, bunun adına zafer diyerek kameralara karşı bir ergen aymazlığı ile “çak” yaparak sevinç gösterilerinde bulunmuşlardır.
Oldum olası çiğlikleri ve vefasızları sevmem. Düşmanlığın bile mertçe olanını severim.
Dün sizi eleştirdiğim için ağzıma terlikle vuranlar, bugün size yapılanları yanlış bulduğum ve eleştirdiğim için ağzıma terlikle vuruyorlar.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geçen günlerde Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk sürecine atıfta bulunarak şöyle bir söylemde bulunuyor:
“Türkiye’de Brezilya’da yaşanana benzer bir süreç yaşanıyor. Lula’nın hapse atılma sürecini hatırlayın. Lula başardı, şu anda ülkesinde Cumhurbaşkanı.”
Sayın Özel, o kadar uzağa gitmenize gerek yok. 2000’li yılları hatırlayın.
Hani bir Refah Partisi vardı.
Refah Partisi’nin bir genel başkanı vardı: Necmettin Erbakan.
Erbakan’ın dizinin dibinden ayrılmayan, tam da size benzeyen, biri kumral biri esmer iki tane çok sadık adamı vardı; ikisi de belediye başkanı adaylarıydı. Sonra Erbakan’ı öylece bırakıp parti kurmuşlardı. Esmer olan belediye başkanıyken cezaevindeydi.
Hah, şimdi o Cumhurbaşkanı.
Trajedi tekrarlanırsa komedi olur ama artık bu halkın hiç gülecek hâli kalmadı, bilginize.
Sahi, neydi İmamoğlu ile kurduğunuz ve el altında tuttuğunuz o partinin ismi?
CHP, Cumhuriyetin Ehlibeytidir. İktidar partisi, laik Cumhuriyetin Kerbelasıdır. K. Kılıçdaroğlu elbette Piro değildi ama siz kesinlikle Hızır Paşasınız.



