
Azerbaycan âşık edebiyatı, halkın milli-manevi hafızasını, dini dünya görüşünü ve irfani düşüncesini yaşatan zengin bir sanat hazinesidir. Bu sanatın en büyük temsilcilerinden biri olan Aşıq Ələsgər’in eserlerinde dini motifler, imam ve evliya makamları özel bir yere sahiptir. Bu açıdan Əli ibn Əbu Talib figürü, Aşık Elesger’in şiirlerinde hem manevi olgunluğun hem hak ve adaletin hem de ilahi kudretin simgesi olarak yer almaktadır.
Azerbaycan halkı arasında Aşıq Ələsgər daha çok “Dede Elesger” adıyla tanınmaktadır. Hiçbir medrese veya resmi okul eğitimi almamasına rağmen, Arap alfabesindeki bütün harfleri kapsayan koşması bugün bile bir mucize olarak kabul edilmektedir. Bunun dışında “Hak âşığı” unvanını taşıması da Dede Elesger’in yaratıcılığında daha çok ilahi hakikatten ilham alan bir sanatçı olarak görülmesinden kaynaklanmaktadır.
1821 yılında bugünkü Ermenistan sınırları içerisinde bulunan, kadim Batı Azerbaycan’ın Göyçe bölgesinde dünyaya gelen âşık, 1926 yılında 105 yaşında vefat etmiştir. Bu yıl onun vefatının 100. yılıdır.
Son nefesinde yanında Yasin suresini okuyan mollanın yanlışını düzelten Aşıq Ələsgər, hafızasının gücü ve dini bilgisiyle çevresindeki herkesi hayrete düşürmüştür. Bu olay, halk arasında onun yalnızca büyük bir ozan değil, aynı zamanda güçlü manevi bilgiye sahip bir “Hak âşığı” olduğuna dair inancı daha da pekiştirmiştir.
Koşmalarının birçoğu bestelenmiş ve halk arasında sevilerek söylenmiştir. Günümüzde de Azerbaycan âşıkları onu kendi ustatları olarak kabul etmektedirler.
“Çarşanba gününde, çeşme başında...” mısrası ile başlayan ünlü koşması ise Türkiye’de de oldukça tanınmakta ve sevilmektedir.
Aşık Elesger, halkın dini inançlarını, özellikle Şii-Türk dünya görüşünü şiir diliyle ifade eden sanatçılardandır. Onun şiirlerinde Hazreti Ali’nin adı büyük saygı ve sevgiyle anılır. Şair, birçok koşma ve geraylısında Hazreti Ali’ye seslenir, onu zor günlerde yardım eden kutsal bir güç olarak tasvir eder.
Aşık Elesger’in meşhur dizelerinden birinde şöyle denilir:
“Medet ya Ali, senden imdat isterim,
Düşmüşem zor güne, feryat isterim.”
Bu dizelerde şairin Hazreti Ali’ye olan manevi bağlılığı açık şekilde hissedilmektedir. Buradaki “medet” anlayışı yalnızca dini bir çağrı değil, aynı zamanda halk düşüncesinde hakkın ve adaletin koruyucusuna yönelmek anlamı taşımaktadır.
Aşık Elesger’in eserlerinde Hazreti Ali daha çok yiğitliğin, kahramanlığın ve hakkın timsali olarak sunulur. Halk arasında yaygın olan “Ali hakkı” anlayışı şairin poetik düşüncesinde de kendini göstermektedir. Elesger insanları doğruluğa, vicdana ve irfana çağırırken sık sık Hazreti Ali makamına dayanır.
Onun başka bir şiirinde şu dizeler dikkat çeker:
“Şah-ı Merdan, senin yolundan sapmam,
Hak divanı kurulanda utanmam.”
Burada “Şah-ı Merdan” ifadesi Hazreti Ali için kullanılan meşhur sıfatlardan biridir. Şair kendi manevi yolunu Hazreti Ali’nin hak yoluna bağlamakta ve bunu insanın manevi kurtuluşu olarak görmektedir.
Aşık Elesger’in şiirlerinde Hazreti Ali yalnızca dini bir şahsiyet değil, aynı zamanda irfan ve hikmet sahibidir. Doğu tasavvufunda Hazreti Ali “ilim kapısı” olarak kabul edilir. Elesger de bu gelenekten yararlanarak onu manevi olgunluğun zirvesinde göstermektedir.
Şair şöyle yazar:
“Ali’nin aşkına bağladım gönlümü,
İrfan meyhanesini gezerim bugün.”
Bu dizelerde irfan yolu ile ilahi hakikate ulaşma düşüncesi görülmektedir. Burada Hazreti Ali ilahi aşkın ve manevi saflığın sembolüdür.
Aşık Elesger’in Hazreti Ali hakkında söylediği düşünceler, halkın yüzyıllar boyunca oluşmuş dini hafızasıyla yakından bağlantılıdır. Âşık şiirinde dini motifler ağır dini-felsefi kavramlarla değil, halkın anlayabileceği sade ve etkileyici bir dille sunulmaktadır. Bu nedenle Elesger’in şiirleri halk arasında geniş yayılmış, meclislerde, âşık ortamlarında ve dini törenlerde severek okunmuştur.
Onun şiirlerinde Hazreti Ali’ye duyulan sevgi; yiğitliğe sevgi, hakka bağlılık, insani olgunluğa inanç olarak ifade edilmektedir.
Aşık Elesger’in eserlerinde Hazreti Ali makamları, Azerbaycan halkının dini-manevi dünyasının önemli bir yansımasıdır. Şair Hazreti Ali’yi yalnızca tarihi bir şahsiyet olarak değil; hakkın, irfanın, yiğitliğin ve manevi saflığın sembolü olarak yüceltmiştir. Bu bakımdan Aşık Elesger’in şiirleri hem dini-irfani düşüncenin hem de halk hikmetinin sanatsal bir ifadesi olarak büyük önem taşımaktadır.



